Devlet Bahçeli’den Kıbrıs Açıklaması

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Doğu Akdeniz'deki provokasyonların Türkiye'yi pes ettiremeyeceğini, aba altından sopa gösterilmesinin, tehditvari dile tevessül edilmesinin Türkiye'nin meşru haklarını kesinlikle gölgeleyemeyeceğini kaydetti.

Advert

Devlet Bahçeli’den Kıbrıs Açıklaması
Advert


Türkiye'nin terörle mücadele halindeyken Doğu Akdeniz'de sabır ve sinirleri zorlayan gelişmelerin yaşandığını belirten Bahçeli,"Doğu Akdeniz'deki doğal kaynakların üzerine KKTC'yi ve Türkiye'yi yok sayarak çöreklenmek isteyen zalimler koalisyonu egemenlik haklarımızla oynamanın ağır bedelleri olacağını çok iyi bilmelidirler. Oldubittiye getirilip hukuki ve tarihi haklarımızdan ödün vermemizi bekleyenler yanıldıklarını, yanlışa düştüklerini er ya da geç anlayacaklardır" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda Kıbrıs’la ilgili de konuştu.
Türkiye'yi dışlayarak Ege ve Akdeniz'de asla hakimiyet kurulamayacağını, buna ne tarih ne de Türk milletinin müsaade etmeyeceğini vurgulayan Bahçeli, Doğu Akdeniz'deki provokasyonların Türkiye'yi pes ettiremeyeceğini, aba altından sopa gösterilmesinin, tehditvari bir dile tevessül edilmesinin Türkiye'nin meşru haklarını kesinlikle gölgeleyemeyeceğini kaydetti.
Bahçeli, "Akdeniz bir zamanlar Türk gölüydü. Biz bunu unutmadık. Sabrımızı yanlışa yormasınlar, olgun tavrımızı ürkeklik görmesinler, gelişmeleri soğukkanlılıkla izlememizi pısırıklık sanmasınlar. Türk milleti yeni Barbaros Hayrettin paşaları sinesinden çıkaracak, korsanlıkların başını ezecek kutlu ve muhkem iradeye çok şükür hala sahiptir." ifadelerini kullandı.
Bahçeli, Fatih sondaj gemisi ile Barbaros Hayrettin Paşa Sismik Araştırma Gemisi'nin, faaliyetlerine Deniz Kuvvetleri unsurlarının refakatinde gerektiği ve gittiği yere kadar devam etmelerini beklediklerini vurguladı.
Geçen hafta 95. yıldönümü kutlanan cumhuriyetin, her türlü bozguncu fikir ve fiile rağmen kuruluş ruhuna uygun şekilde ayakta olduğunu belirten Bahçeli, "Devletimizin kurucu ilkeleri zaman zaman rövanşist baskılara maruz kalıp taciz ve tahriklerle zedelenmeye çalışılsa da 29 Ekim 1923'ün hatıra ve emanetleri bizzat milletin güvencesi altındadır. Cumhuriyetin ömür ve onurunun dayanağı cumhurun sarsılmaz iradesidir." ifadesini kullandı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün; şahsında temerküz etmiş devlet adamı vasfıyla, muzaffer komutan yapısıyla, Türk tarihine damga vurmuş bir değer olduğunu anlatan Bahçeli, Atatürk'ün, karanlığı reddeden, esareti tersleyen, bağımsızlığa sevdalı kutlu millet varlığına, kurtuluş yıllarında liderlik yaptığını kaydetti.
Atatürk'ün mizacında karamsarlık olmadığını vurgulayan Bahçeli, "Onun karakterinde taviz ve teslimiyetin kırıntısı yoktur. 'En büyük eserim' dediği Türkiye Cumhuriyeti'ne bir elinde bayrak, diğerinde silah olduğu halde vuruşa vuruşa, siyaset ve stratejinin imkanlarını kullana kullana ulaşmayı bilmiştir." ifadelerini kullandı.
10 Kasım'ın ağıt, matem döneminden ziyade, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün daha iyi anlaşılması, daha iyi tanınması için bir fırsat, bir imkan, bir eşik olması gerektiğine işaret eden Devlet Bahçeli, "Çünkü hala Atatürk'ü idrak edemeyen, etse bile ifade edemeyen, üstelik hakkını teslimden imtina eden yeminli cumhuriyet hasımları, yozlaşmış millet ve milliyet muhalifleri vardır. Her türlü tezgahları açıktır, alenidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin ortak değeridir, cumhuriyetin banisidir, Türkiye'nin iftiharıdır. Fikir, emanet ve mirasına tahammülsüzlük Türkiye'ye kurulmuş, üzeri de çiçeklerle örtülmüş vandal ve vahşi bir tuzaktır." değerlendirmesini yaptı.
Bahçeli, başkalarına özenen, aslını inkar eden, neslini hakir gören, geçmişinden utanan köksüzlerin ne Türk ne de Müslüman olabileceklerini ifade ederek, "Bir yanda ülkemizi temsil görevini taşırken, diğer yanda düzenledikleri cumhuriyet resepsiyonlarında Roma ya da Antik Yunan kıyafetleriyle boy gösteren sefirlerin ne kadar derin yabancılaşma çukuruna düştükleri, Bizans kostümleri giyip 'zulüm 1453'de başladı' diyen soysuzlarla aynı çizgide buluştukları tartışmasız ve hazin bir gerçek olarak karşımızdadır." dedi. 
FABRİKA YANGINLARI
Asayiş ve adalette sorunların biriktiğini, ahlak ve adabdaki tahribatın hız ve ivme kazandığını anlatan Bahçeli, "Sokaklar huzursuzdur, insanımız kaygılıdır, geleceğimiz risklidir. Maalesef trafikte kavga, işyerinde kavga, evde kavga, siyasette kavga hakimdir. Uzlaşmaya kulak tıkayanlar, anlaşmaya mesafe koyanlar, tokalaşmak yerine sıkılı yumruklarla pozisyon alanlar toplumsal barış ve huzura kast edenlerdir." diye konuştu.
Bahçeli, çatık kaşlar, asık yüzler, sinirli suretler, hoşgörü ve merhamete duyarsız zihniyetlerin giderek yaygınlaştığını bildirerek, "Bu tablo hepimiz için alarm ve endişe vericidir. Kadına şiddet vakaları, cinayet haberleri, taciz ve tecavüz fiilleri adeta sıradanlaşmıştır. Türkiye sosyal ve toplumsal bunalımın kıyısındadır." ifadesini kullandı.
Hayat pahalılığı, geçim zorlukları, ekonomik sıkıntıların her insanı tehdit ettiğini belirten Bahçeli, "Konkordato ilanları sanki otomatiğe bağlanmıştır. Arkası önü mutlaka aydınlatılıp araştırılması gereken fabrika yangınları büyük soru işaretlerine neden olmaktadır. Nedir bu yangınlar? Nasıl yorumlanmalıdır? Böylesi bir zamanda fabrikalar niye yanar, hatta niye yakılır? Hiç kimse aklımızla alay etmesin." dedi.
"ENFLASYON CANAVARI BAŞINI ÇOKTAN KALDIRMIŞTIR"
Bahçeli, şöyle konuştu:
"Türkiye ekonomisi, içine çekildiği kur savaşından ağır hasar almıştır. Fakat ülke bizimdir, vatan bizimdir, devlet bizimdir, tesisler, fabrikalar, kurumlar milletimizindir, ekonomideki derin yaraları tedavi edip iyileştirmek milli bekamızın gereğidir. Türkiye ekonomisinde beliren risklerden istifadeye çalışmak, en ufak sallantıda, en küçük esintide korkakça gemiyi terk etmek millete haksızlık ve hakarettir. Peki ekonomik mağduriyet ve muhtaçlığın pençesine düşen vatandaşlarımız neyini yaksın, nelerini ateşe versin, nerelere gitsin? 
Bir gerçek vardır ki enflasyon canavarı başını çoktan kaldırmıştır. Dün açıklanan ekim ayı enflasyon oranı son 15 yılın en yüksek rakamıdır ve aylık TÜFE yüzde 2,67; yıllık bazda da yüzde 25,24 olarak gerçekleşmiştir. Gıda enflasyonu yüzde 30'a yaklaşmıştır. Anlaşılan enflasyonla mücadele kapsamında binlerce firmanın yaptığı yüzde 10'luk fiyat indirimlerinin etkisi sınırlı olmuştur. Geçen hafta ilan edilen, yıl sonuna kadar süreceği söylenen ve altı ana başlıkta düzenlenen KDV ve ÖTV indirimlerinin nasıl bir sonuca kapı aralayacağını kısa sürede görmemiz mümkündür. Dileğimiz ekonominin hareketlenmesi, piyasaların canlanması, artan maliyet baskısının, TL'deki değer kaybının süratle telafi ve tamir edilmesidir. Kaldı ki iç ve dış gelişmelerden dolayı kurdaki gerilim hafiflemekte, Türk lirası günbegün değer kazanmaktadır. Uluslararası derecelendirme şirketi Moody's 'Vergi indirimleri Türk lirasında aşağı yönlü trendi yeniden tetikleyebilir ve hali hazırda güçlü olan enflasyonist baskıları ateşleyebilir' tespitiyle yanlı ve ısmarlanmış görüşleri bir kez daha seslendirmiştir. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar boştur, hevesleri kursaklarında kalacaktır."
"Sormak ve öğrenmek isteriz ki döviz artınca fiyat etiketlerini anında şişirenler, döviz gerileyince neden aynı tavır ve davranışı göstermiyorlar? " diyen Bahçeli konuşmasına şöyle devam etti:
"Yetmez ama evet dediğimiz yüzde 10'luk fiyat indirimleri söyleyiniz bana; lütuf mudur, bağış mıdır, ihsan mıdır, ikram mıdır? Dövizdeki tansiyon azalınca yaptıkları geçici fiyat indirimlerini vatandaşlarımızın adeta gözüne sokanlar mutfaktaki feryadı, insanımızın şikayetini yüreklerinde hissedebilecek alicenaplığa sahipler midir? Dolar 7 lirayı aştığında zam butonuna gecikmeksizin basanlar, dolar gevşeyip gerilediğinde neden yaptıkları zamdan vazgeçmezler? Stokçular, karaborsacılar, ekonomik kuşatmadan nemalanmaya çalışan utanmazlar, bu millet sizi tanıyor, bu millet sizi biliyor. Haksız kazanç, yağmacılık, vurgunculuk ayıptır, ahlaksızlıktır, edepsizliktir." 
Bahçeli, vatandaşların hakkını, hukukunu savunmak, millete tercüman olmanın en temel, en bariz, en öncelikli hedefleri, aynı zamanda da ertelenemez görevleri olduğunu belirterek, "Bu onurlu görevden kaçmayacağız, doğru bildiklerimizi söylemekten kralı gelse korkmayacağız, çekinmeyeceğiz." diye konuştu. 
"GERGİNLİKTEN HİÇ KİMSE KAZANÇLI ÇIKMAYACAK"
Türkiye'nin yürüttüğü terörle mücadelesinin "kararlı ve takdire şayan" olduğunu belirten Bahçeli, "Fırat'ın doğusundaki terör yuvaları, yılan çıyan delikleri yok edilmelidir. Geçen hafta obüs bataryalarıyla sınır ötesinde belirlenmiş hedefler ateş altına alınmıştır. Türkiye sözünü yere düşürmemiş, ilk etapta lazım gelen müdahaleyi yapmıştır." dedi. 
Türkiye'nin Münbiç'e obüs atışlarından sonra ABD ile YPG'nin Türkiye sınırında ortak devriyeye başladıklarının da ortaya çıktığını anımsatan Devlet Bahçeli, "Görünüşe bakılırsa, ABD aynı anda hem Türkiye'yi idare etmekte hem de PKK/YPG'yi kullanmakta, daha doğru bir ifadeyle korumaktadır. Bu yanlıştır, çifte standarttır, ikirciklidir, samimiyetsizliktir. Güçlü ihtimaldir ki ABD, 6 Kasım seçimleri öncesi yeni bir aldatma ve oyalama sürecini devreye almıştır." değerlendirmesinde bulundu.
ABD'nin İran'a başlattığı ve bu ülkeyi zora sokacak yeni ambargo sürecinden geçici de olsa Türkiye'yi muaf tutmasının "değerli" olduğunu anlatan Bahçeli, iki bakanla ilgili alınan haksız yaptırım kararının kaldırılmasının, Halk Bankası ile ilgili müspet gelişmelerin olacağı iddialarının yerinde, hatta gecikmiş bir adımlar olduğunu kaydetti.
Bahçeli, "ABD ile Türkiye arasındaki gerginlikten hiç kimse kazançlı çıkmayacaktır. Bu gerçeği ABD'nin görüp dostluk ve müttefiklik ilişkilerini soğumaya bırakmaması, dürüstlüğün çizgisinden sapmaması iki ülkenin menfaatleri gereğidir." dedi.
"Türkiye'yi kurnazca ve kurulan tuzaklarla yeni bir çözüm sürecine çekme, yeni bir çözülme fırtınasına sokma arayış ve çabaları varsa, bilinmelidir ki Türk milleti altın kase içinde servisi yapılan öldürücü zehri asla içmeyecek, bu oyuna kesinlikle gelmeyecektir." diyen Bahçeli, "Terörle masa kurulmaz, teröristlerle müzakere yapılmaz, aman dileyerek, seri tavizler vererek akan kan durmaz, cinayetler son bulmaz. Teröristlerle Kürt kökenli kardeşlerimizi eşitlemek şerefsizliktir, buna da hiç kimse cüret etmemelidir. Kürt kökenli kardeşlerimiz canımızdır, hepsiyle birlikte anımız birdir, acımız birdir, adımız birdir, nitekim hepimiz Türk milletiyiz." ifadesini kullandı.
AMPUTE MİLLİ TAKIMI'NI KUTLADI
Irak halkının geleceğinin, Irak'ın siyasi ve toprak bütünlüğünün ortak akla, mutabakata, her kesimin eşit şekilde yönetimde bulunmasına bağlı olduğunu anlatan Bahçeli, Irak Türkmenleri'ni ön şartsız desteklediklerini, buna da kararlılıkla devam edeceklerini bildirdi.
Bahçeli, "Onların varlığı varlığımız, haklarını savunmak ise boynumuzun borcudur. Türkmeneli Türk'ündür, Kerkük Türk'ün atar damarıdır, Türkmenler Irak'ın ayrılmaz, bölünme kabul etmez asli ve asil unsurlarıdır." dedi. 
Konuşmasının sonunda Bahçeli, Meksika'da düzenlenen Ampute Dünya Futbol müsabakasında ikinciliği kazanan Ampute Milli Takımı'nı kutladı.
Devlet Bahçeli, "Final maçında penaltı kaçıran takım kaptanımız Gazi Osman Çakmak üzüntüsünden olacak ki 'Türk milleti hakkını helal etsin' demiş. Kahraman kardeşim, müsterih ol, bizim sende hakkımız yoktur, fakat senin bizlerde hakkın pek çoktur. Hakkını helal etmesi gereken birisi varsa, o da sensin ve arkadaşlarındır. Sizlerin bu vatan için, bu millet için, bu bayrak için yaptığınız fedakarlıkları unutursak kanımız kurusun." ifadesini kullandı.
Öte yandan, grup toplantısının ardından yapılan seçimde, Samsun Milletvekili Erhan Usta'dan boşalan grup başkanvekilliği görevine Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül seçildi.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Rum-Rus ilişkilerinde yeni gerilim…
Rum-Rus ilişkilerinde yeni gerilim…
17 Kasım 2018 Cumartesi Gazete Manşetleri
17 Kasım 2018 Cumartesi Gazete Manşetleri