Akıncı Kıbrıs sorununu değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’taki her iki toplumun da geçmişte değişik zamanlarda, değişik boyutlarda acılar çektiğini belirterek, “Geleceği, belirsiz ve tehlikelere açık bırakıp, gelecek kuşakların da yeni acılarla yüz yüze gelmesine mi neden olacağız, yoksa tarihi sorumluluklarımızın bilinci içerisinde mi davranacağız? Gelecekte yeni acıları paylaşmak yerine, yetkileri ve refahı paylaşmayı başarabilecek miyiz? Önümüzde yanıtlanması gereken ivedi soru budur” dedi.

Advert

Akıncı Kıbrıs sorununu değerlendirdi
Advert

 

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıslı Türklerin Rumların hakim olacağı üniter bir devlette azınlık hakları ile yetinmeyi kabul etmeyeceklerini vurguladı.

Statükonun devamının her iki toplum açısından da çeşitli tehlikeler barındırdığına işaret eden Akıncı, makul bir uzlaşıyı federal çerçevede sağlamanın akıl işi olduğunu belirtti.

Anastasiadis’in son açıklamalarının epeyi kafa karışıklığına yol açtığını kaydeden Akıncı, politik kariyeri boyunca federal çözüm modelini ulaşılabilir bir hedef görüp o yönde uğraş verdiğini hatırlattı; “Bu nedenle de federasyonun Rum liderliğince acı verici bir uygulama olarak görülmesini de hep yadırgadım” diye konuştu.

“Ancak şu da bir gerçektir ki Federasyon gönüllü bir birliktir ve bu iş zorla olmaz. Bir taraf buna hazır değilse, o zaman bu durum açıklıkla ortaya konur” diyen Akıncı, desentralizasyon konusunun, merkezi hükümetteki yetkilerde azaltma yapılarak iki kurucu devletin yetkilerinin artırılması olayının, tartışmaya kapalı oldukları bir konu olmadığını söyledi. Akıncı, “Ama Sayın Anastasiadis’e de söyledim, bunların somut olarak ortaya konması gerekir ve ucu açık olmayan, sonuç odaklı bir süreç söz konusu olacaksa bunların iyi niyetle değerlendirilmesi mümkündür” dedi.

 Akıncı, kurucu devletlerin yetkileri artsa da merkezi hükümette kalacak yetkilerin uygulanmasında kararların basit çoğunluk-azınlık esasında alınmasını kabul edemeyeceklerini vurguladı.

 

“İYİ AKŞAMLAR… GALİS PERASAS”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bu akşam düzenlediği basın toplantısındaki konuşmasına “Bizleri ekranları başında izleyen Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlara da iyi akşamlar. Galis perasas” sözleriyle başladı. Cumhurbaşkanı Akıncı, iki kapının açıldığı gün düzenlediği basın toplantısında, simultane tercümeyle Kıbrıs Rum toplumu ve diğer toplulukların da izleme şansı olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, basın toplantısını Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in basın toplantısına cevap ve karşılıklı suçlama kampanyasını körüklemek amacıyla düzenlemediğini vurguladı; “Kuşkusuz aydınlatılması gerekli konulara da değinilecektir. Ama esas amacım, geldiğimiz bu kritik kavşakta, daha fazla zamanımızın olmadığının da bilinci içerisinde ve tarihi bir sorumluluğu hissederek düşüncelerimi ve görüşlerimi sizlerle paylaşmaktır” dedi.

Derinya ve Aplıç kapılarının her iki topluma hayırlı olmasını dileyen Akıncı, “Biraz geç oldu, güç oldu ama oldu. Kuşkusuz hedefimiz sadece yeni kapıların açılması ile sınırlı değildir. Asıl hedef iki toplum arasında sınırlara gerek olmayan bir yapıyı oluşturabilmektir; ama bunun için de karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşmak zorunluluğu vardır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakere tarihinin 50’nci yılında olduklarını hatırlatarak, ne yazık ki hâlâ karşılıklı kabul edilebilir bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını, bu noktaya çok yaklaştıkları anlar olmakla birlikte, bu hedefe ulaşılamadığını kaydetti.

 

“SORUN ÇÖZÜM MODELİ VE PARAMETRELERDE DEĞİL…”

Akıncı, bunun neden olmadığını her iki tarafın ve aynı zamanda üçüncü tarafların da sağlıklı olarak değerlendirmesinin zamanının geldiğini hatta geçtiğini ifade ederek, “Sorunun ulaşmaya çalıştığımız çözüm modeli ve parametreleri ile ilişkili olduğu kanaatinde değilim” dedi, şunları ekledi:

 

“KIBRISLI TÜRKLER, AZINLIK HAKLARIYLA YETİNMEYİ KABUL ETMEYECEK”

“Çünkü gerçekçi olanlar elimizde formül olarak iki kesimli iki toplumlu Federal çözümden başka bir şeyin olmadığının farkındadırlar. Bunun nedeni de bellidir. Çok açıktır ki, Kıbrıslı Türkler Rumların hakim olacağı üniter bir devlette azınlık hakları ile yetinmeyi kabul etmeyeceklerdir. Kıbrıs Rum tarafında da bazı çevreler iki ayrı devlet fikrine yakınlık duyabileceklerini ima etseler de, Rum toplumunun büyük çoğunluğunun iki ayrı devlet oluşumunu onaylamayacağı aşikardır.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bu durumda görünürdeki olasılığın ya Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun da destek vereceği, iki kesimli, iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm için çalışmak ya da statükonun devamına göz yummaktan ibaret olduğunu belirtti.

 

“STATÜKONUN DEVAMI HER İKİ TOPLUM AÇISINDAN DA TEHLİKELİ”

Mevcut durumun, bugün için Kıbrıslı Türkler açısından daha acı verici olsa da, Kıbrıslı Rumlar bakımından da çözümsüz geçecek zamanın neler getireceğini kesin olarak öngörmenin kolay olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Statükonun devamı her iki toplum açısından da çeşitli tehlikeler barındırmaktadır” dedi.

 

DESENTRALİZASYON VE EŞİTLİK…

Akıncı, o halde akıl işi makul bir uzlaşıyı federal çerçevede sağlamak gerektiğini belirterek, son günlerde Anastasiadis’in gündeme getirdiği desentralizasyon konusu ve siyasi eşitlik üzerine görüşlerini de paylaştı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs’ta bulunacak çözümün, her iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı olacağının birçok BM kararında, BM Genel Sekreteri raporlarında, 11 Şubat 2014 mutabakatında ve iki taraf arasında sağlanan birçok uzlaşmada yer aldığına dikkat çekti.

Egemenliğin iki toplumdan eşit olarak kaynaklanacağı, iki kurucu devletin yetkilerinin ve statüsünün eşit olacağı, iki toplum arasındaki ilişkinin bir çoğunluk - azınlık ilişkisi olarak nitelendirilemeyeceğinin hep karara bağlanmış hususlar olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, siyasi eşitliğin, her federal kurulda eşit sayısal temsiliyet anlamında olmamakla birlikte, federal hükümetin tüm organlarında ve kararlarında etkin katılım anlamı taşıdığının belirtildiğini kaydetti.

Akıncı, BM parametreleri çerçevesinde yürütülen müzakerelerde sayıca eşitlik olmayan kurullarda her iki taraftan da en az bir olumlu oy ilkesi üzerinde tartışılmış ve örneğin 7-4 olarak belirlenen Bakanlar Kurulu’nda bu ilkenin benimsendiğini ifade etti.

 

“ANASTASİADİS’İN İZAHLARI EPEYİ KAFA KARIŞIKLIĞINA YOL AÇTI”

Bunun da ötesinde, dış politika, güvenlik ve savunma konularında Başkan ve Başkan Yardımcısı’nın kararları ancak birlikte alabilecekleri üzerinde uzlaşıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:

“Bu noktada Sayın Anastasiadis’in verdiği izahlardan yola çıkacak olursak, durumun epeyi kafa karışıklığına yol açtığını söylemek durumundayım. Şöyle ki, Sayın Anastasiadis, verdiği örnekte; Bakanlar kurulunda EastMed projesi oylanır ve Kıbrıslı bir Türk bakanın olumlu oyu da gerekli olursa, bu durumda ne olacağını sorgulamıştır. Demek istemiştir ki, Kıbrıslı Türk Bakanlar doğal gaz için İsrail – Güney Kıbrıs – Yunanistan – İtalya güzergahı yerine Türkiye üzerinden boru hattının gitmesini isteyecek ve diğer projeyi engelleyecektir. Sayın Anastasiadis  böyle bir durumu kabul edemeyeceğini anlatmak istemiştir.

Bu durumda ortaya şu hususlar çıkmaktadır;

Birincisi, Sayın Anastasiadis daha önce kabul ettiği Federal Bakanlar Kurulu’ndaki Kıbrıslı Türk bakanların kararlara etkin katılımını da artık geçersiz saymaktadır.

İkincisi, sınırlı olarak geçerli saydığını düşünsek, bu defa da enerji konularını bile Kıbrıslı Türkler açısından yaşamsal bir alan olarak görmemektedir.

Çünkü kendi ifadesine göre, Kıbrıslı Türklere kendi yaşamsal konularında bir olumlu oy hakkını kabul ettiğini söylemektedir. Bu durumda Kıbrıs’ın doğal gazı ve nakil projeleri Anastasiadis’e göre Federasyon kurulsa da sadece Rum toplumunu ilgilendiren bir konu olacaktır. Bunun mantıklı bir izahı olabilir mi?

Bunlara ilave olarak Sayın Anastasiadis, doğal gazın, daha mantıklı, kısa mesafeli ve daha düşük maliyetli bir güzergah olan Türkiye üzerinden taşınmasına çözümden sonra bile razı değildir. Kısacası ona göre Doğu Akdeniz enerji politikalarında Kıbrıslı Türklerin de Türkiye’nin de yeri yoktur.

Halbuki bu alanda Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’nin de dahil olacağı, ortak akılla yürütülecek işbirliği projelerine ihtiyacımız olduğu açıktır. Ancak bu şekilde adamızda ve bölgemizde barış ve istikrara katkı yapmamız mümkün olacaktır.”

 

“POLİTİK KARİYERİM BOYUNCA FEDERAL ÇÖZÜM MODELİNİ ULAŞILABİLİR HEDEF GÖRDÜM”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, politik kariyeri boyunca federal çözüm modelini mevcut konjonktürde mümkün olan, ulaşılabilir bir hedef olarak gördüğü için o yönde uğraş verdiğini, bu nedenle de federasyonun Rum liderliğince acı verici bir uygulama olarak görülmesini de hep yadırgadığını vurguladı.

Akıncı, “Adada yaşayan ve 44 yıldır iki ayrı bölgede bulunan iki farklı etnik topluluğu birleştirebilecek mantıklı çözümün bu olduğuna inandım. Ancak şu da bir gerçektir ki Federasyon gönüllü bir birliktir ve bu iş zorla olmaz. Bir taraf buna hazır değilse, o zaman bu durum açıklıkla ortaya konur. Bunun için karşılıklı saldırgan üsluplara da gerek yoktur” diye konuştu.

 

“DESANTRALİZASYON TARTIŞMAYA KAPALI OLDUĞUMUZ BİR KONU DEĞİL AMA…”

Desentralizasyon konusunun, merkezi hükümetteki yetkilerde azaltma yapılarak iki kurucu devletin yetkilerinin artırılması olayının, kendilerinin tartışmaya kapalı olduğu bir konu olmadığını ifade eden Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama Sayın Anastasiadis’e de söyledim, bunların somut olarak ortaya konması gerekir ve ucu açık olmayan, sonuç odaklı bir süreç söz konusu olacaksa bunların iyi niyetle değerlendirilmesi mümkündür. Şunu da belirtmem gerekir ki, bugüne kadarki müzakerelerde Rum tarafının tavrı bunun tersi olmuştur. Halbuki Klerides’in de deyişiyle merkezi hükümette yetkilerin çok olması, farklı yaklaşımlardan doğan görüş ayrılıkları ve sürtüşmeleri de artırma potansiyeli taşımaktadır. Ancak bir noktada açıklıkla şunu söylemek durumundayız; kurucu devletlerin yetkileri artsa da merkezi hükümette kalacak yetkilerin uygulanmasında kararların basit çoğunluk-azınlık esasında alınmasını kabul edemeyiz.

Merkezi hükümette ortaklaşa karar alınması, her iki tarafın kararlara ortak katılımı istenmiyorsa bunun anlamı ya iki ayrı devlet ya da üniter bir devlet demektir. Halbuki kurulmaya çalışılan ne biri ne de ötekidir. Eğer bu hâlâ hazmedilemeyecekse, toplumlarımızı da dünya kamuoyunu da oyalamaya gerek yoktur. Şimdi açık ve net olma zamanıdır.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Mayıs 2015’te güven yaratıcı önlemler olarak kararlaştırılan cep telefonları ve elektrik şebekelerinin birleştirilmesi konusunda da görüşlerini dile getirdi; tüm teknik alt yapılar müsait olmasına rağmen bunların gerçekleşmediğine işaret etti.

 

“CEP TELEFONLARI İÇİN BİREYSEL ÇÖZÜM ÖNERİLDİ”

Akıncı, “Cep telefonları konusunda Güney’de geçerli olan bir yasanın Kuzey’deki telefon operatörleri ile işbirliği yapılmasına imkan vermediği söylendi ve olay orada tıkandı. İsteyenlerin çift sim kart (Dual Sim Kart) kullanması önerildi. Bu kuşkusuz isteyenler tarafından bugün de uygulanabilir. Ama bu bireysel bir çözümdür. Bizim arayışımız, iki tarafın kurumları arasında, birbirlerini tanımasalar da, işbirliğini geliştirmek ve geleceğe hazırlanmaktır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, son günlerde bu konuda bazı olumlu gelişmeler olabileceği bilgisi getirildiğini, bunun üzerine eğer toplumlarda bu konuda iyi haber verebilecekleri bir durum oluşursa 12 Kasım’da (yani bugün) ara bölgede yeniden buluşmayı kararlaştırdıklarını hatırlatarak, “Ne yazık ki olmadı. Bunun nedeni olarak da Kıbrıs Türk tarafının siyasi avantaj peşinde olduğu iddia edildi. Bunlar geçerliliği olmayan argümanlardır” dedi.

İki tarafın operatörleri arasında Lüksemburg üzerinden sağlanacak işbirliğinin, ne siyasi tanınma getireceğini ne de Avrupa müktesebatına aykırı olduğunu kaydeden Mustafa Akıncı, bunun Avrupa Birliği Komisyonu tarafından da teyit edildiğini bildirdi.

 

“MANTIKLI İZAHI YOK”

Akıncı, “Kıbrıslı Türk operatörler Güney Kıbrıs hariç tüm dünya ile Lüksemburg veya İsviçre üstünden iletişim kurabilmektedirler ama Kıbrıs’ta bu yapılamamaktadır. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar Afrika dahil dünyanın her yerinden evleri ile konuşabilmekte ancak adanın bir tarafından diğerine geçince bunu yapamamaktadır. Bunun mantıklı bir izahı yoktur” dedi.

Elektrik konusunda gerektikçe karşılıklı bağlantılar yapıldığını ve ihtiyaca göre bir tarafın diğer tarafa elektrik verebildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Ancak bizim kararlaştırdığımız geçici olarak değil şebekelerin kalıcı olarak bağlanması idi. Çünkü bu, sistemi rahatlatacak, maliyetleri düşürecek, sisteme özellikle güneş enerjisinin daha çok bağlanmasını sağlayabilecekti. Maalesef bu da çözüm sonrasına ertelendi” ifadelerini kullandı.

 

“LUTE YENİDEN GELECEK”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici danışmanı Jane Holl Lute’un yılbaşından önce yine gelmesinin beklendiğini de hatırlatarak, Lute’un görev tanımını tamamlamaya çalışacağını belirtti.

 

“YANITLANMASI GEREKEN İVEDİ SORU…”

“Ne var ki artık bir karar verilmesi gerekiyor” diyen Akıncı, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Geçmiş yıllarda her iki toplum da değişik zamanlarda, değişik boyutlarda acılar çekti. Geleceği, belirsiz ve tehlikelere açık bırakıp, gelecek kuşakların da yeni acılarla yüz yüze gelmesine mi neden olacağız, yoksa tarihi sorumluluklarımızın bilinci içerisinde mi davranacağız? Gelecekte yeni acıları paylaşmak yerine, yetkileri ve refahı paylaşmayı başarabilecek miyiz?

Önümüzde yanıtlanması gereken ivedi soru budur.”

Cumhurbaşkanı Akıncı basın toplantısında daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakerelerin yeniden başlayacağını söyleyebilmesi için ortaya açık ve net bir tablonun ortaya çıkması gerektiğini, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin geçici olarak atadığı temsilcisinin de bunun için çalıştığını söyledi.

Mustafa Akıncı, Cumhurbaşkanlığı’nda bu akşam düzenlediği basın toplantısının soru bölümünde, “Konuşmanızdan müzakere sürecinin yeniden başlamaz manası çıkarılabilir mi?” yönündeki soru üzerine, müzakerenin başlaması için öncelikle açık ve net bir tablonun ortaya çıkması gerektiğini, bu tabloyu iki tarafın yanında Birleşmiş Milletler’in de beklediğini belirtti.

BM Genel Sekreteri’nin Crans - Montana’da garantör ülkelerin katılımıyla yapılan görüşmelerden sonra taraflara durum değerlendirmesi yapmasını ve karşı taraf ile bir notaya varma olasılığını değerlendirmesini istediğini, bunun için de danışman olarak geçici bir görevlendirme yaptığını kaydeden Akıncı, muhtemel bir anlaşmanın temellerinden birinin siyasi eşitlik olduğunu, bu konuda bir netlik oluşmazsa çok büyük sıkıntılar yaşanacağının aşikar olduğunu, dolayısıyla Genel Sekreter’in tarafların siyasi eşitlik ilkesinden ne anladığını da duymak isteyeceğini ifade etti.

“Kararları sadece çoğunlukta olan taraf alabiliyorsa bu siyasi eşitlikle ilişkilendirilebilir mi? Biz ilişkilendiremiyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, iki tarafın ortak olacağı bir yapıda siyasi eşitliğin olmaması halinde bir tarafın figüran konumuna indirgenmiş olacağını söyledi.

Ucu açık süreçlerin geçmişe ait olduğunun, Genel Sekreter’in raporunda belirildiğini ifade eden Akıncı, yeni adım atılabilmesi için gerek içerik gerekse modalite anlamında bir uzlaşma olması gerektiğini kaydetti.

Görüşmelerin yeniden başlayıp başlamayacağını söyleme noktasında olmadığını, müzakere zemininin bulunup bulunmadığını görmek için Genel Sekreteri’nin geçici olarak görevlendirdiği Jane Holl Lute’nin öncelikle temaslarını tamamlaması gerektiğini kaydeden Akıncı, bugüne kadar varılan mutabakatları da çiğnetmeden, Lute ile temaslarını sürdüreceklerini, ortaya çıkan sonuca göre de karar vereceklerini ifade etti.

 

 

HAYAL KIRIKLIĞI

Hayal kırıklığı yaşayıp yaşamadığı sorusuna Akıncı, kişisel duygularının bir yere kadar önemli olduğunu, esas olanın toplumların geleceği olduğunu, bu mevcut durumu kısa vadede Kıbrıslı Türkler açısından sağlıklı görmediğini, uzun vadede de Rumlar açısından sağlıklı görmediğini, bu nedenle “makul olanda buluşma gerektiği” çağrısı yaptığını söyledi.

Gelecek kuşaklara daha iyi bir Kıbrıs bırakmak gerektiğini kaydeden Akıncı, konferanstan sonuç alınamamasının üzücü olduğunu, yeni fırsatlar doğması halinde her iki toplumun bunu adanın yararına kullanmak istediğini, Genel Sekreter’in de buna yardımcı olma çabası içerisinde olduğunu; ancak bunun gerçekçi bir zeminde aranması gerektiğini ifade etti.

Mevcut durumun böyle devam edemeyeceğini seslendirenlerin sayısının günden güne arttığını ifade eden Akıncı, hidrokarbon yataklarının ya işbirliği alanı ya da bir gerginlik nedeni olacağını, gerginlik nedeni olmaya aday bir alan olduğunu, bunun her geçen gün görüldüğünü, akıl yolunun bu zenginliklerin değerlendirilmesi için ortak yol bulunması olduğunu belirtti.

İki toplum arasında azınlık çoğunluk ilişkisi olmayacağının bir Birleşmiş Milletler parametresi olduğunu, dolayısıyla azınlığın çoğunluğu yöneteceği bir durumun gündemde olmadığını kaydeden Akıncı, “Sayısal eşitliğin olmadığı federal kurul ve kararlarda, etkin katılım esastır ve siyasi eşitliğin bir gereğidir” dedi.

Rekabet kurulu ve kamu hizmetleri yönetiminin sayısal eşitliğin olacağı kurullar olacağını ancak sayısal eşitliğin olmayacağı kurulların da olacağını ifade eden Akıncı, altı Kıbrıslı Rum ve üç Kıbrıslı Türk olan bir kurulda dikkat edilmesi gereken noktanın, bir kararda Kıbrıslı Türk üç üyenin tümünün hayır demesi durumunda, federasyonu fonksiyonel kılacak olanın Kıbrıslı Türklerin hayır demesine rağmen kararın geçirilmesi mi yoksa Kıbrıslı Türkleri ikna etmeye çalışmak mı olduğunu söyledi.

 

VETO

Veto konusunda ise, olası bir anlaşmada üç önemli alanda birlikte karar verilmesini istediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı, burada da arananın hem fikirlik olduğunu, üzerinde anlaşılan konulardan da birinin bu olduğunu söyledi.

 

 

SİYASİ EŞİTLİK KONSUNDA GRİ ALAN YOKTUR

Akıncı, “Siyasi eşitlik konusunda gri alan yoktur; ya karalara etkin katılım olacak ya da olmayacak” dedi.

 “Yeni fikirler neden konuşulamaz” şeklindeki soruya karşılık da Akıncı, bir 50 yıl da müzakere süreci olamayacağını, şimdi önümüzde belli hedefleri içeren bir planlama olacağını, bunun uzun süreçler içermeyeceğini, Lute’nin amaçlarından birinin bu olacağını söyledi.

Federal çözüm dışında olabilecek iki seçenek bulunduğunu, bunlardan birinin üniter devlet ki buna Kıbrıslı Türklerin karşı olduğunu, diğerinin de iki ayrı bağımsız devlet olduğunu, buna da Kıbrıslı Rumların karşı olduğunu kaydeden Akıncı, Anastasiadis’le 16 Nisan’da yaptığı görüşmede, bu konunun gündemde olup olmadığını sorduğunu, aldığı yanıtın, böyle bir şey görmediği yönünde olduğunu ifade etti.

 

 

STATÜKOYU PEKİŞTİRMEK İŞİM DEĞİL

 “Federal çözüm dışında AB içinde iki devlet formülü var da Akıncı’nın bu formülden kaçındığı” şeklinde bir düşüncenin de yanılgı olacağını ifade eden Akıncı, “Ben mümkün olanın peşindeyim, Mümkün olmayan bir şeyi hayal ederek zaman harcamak ve statükonun daha da pekişmesine hizmet etmek benim işim değil” dedi.

Federasyon oluşturmada iki tarafın istekliliğinin gerekli olduğunu kaydeden Akıncı, “Ya sirtaki ya halay gerekir bize, el ele tutuşarak, sadece iki toplum değil, garantörler, Birleşmiş Milletler, gözlemci olarak Avrupa Birliği, uluslararası toplum, sivil toplum örgütleri… hepsinin çaba harcaması gerekir” diye konuştu.

 

FIRSATI EN İYİ DEĞERLENDİRME ÇAĞRISI

Müzakere süreçlerinde duyguların ölçü olmaması gerektiğini, akıl ve mantığın duygulardan önce gelmesi gerektiğini belirten Akıncı, alınan önemli inisiyatiflerin karşılıksız kalmaması gerektiğini söyledi ve Genel Sekreter’in yardımcı olma hevesi varken bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirme çağrısı yaptığını vurguladı.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Üniversite öğrencileri dolandırılıyor!
Üniversite öğrencileri dolandırılıyor!
Bakanlık FUNGAL hastalıklara karşı uyardı
Bakanlık FUNGAL hastalıklara karşı uyardı