Advert
Advert

Kıbrıs Sorunu 2018’de Yine Çözümsüz Kaldı…

2018’DE DAHA ÇOK BAŞTA “GEVŞEK FEDERASYON” VE “DOĞAL GAZ” OLMAK ÜZERE BİR ÇOK KONUDA TARTIŞMALARA VE DEMEÇ SAVAŞLARINA SAHNE OLDU

Advert

Kıbrıs Sorunu 2018’de Yine Çözümsüz Kaldı…

 Kıbrıs sorunu, başladığı 1963’ün ardından geçen onca yıl olduğu gibi 2018’de de çözümsüz kaldı. Hatta koskoca bir yıl, müzakeresiz geçti. Dönüşümlü başkanlık, garanti ve güvenlik başlıklarının konuşulması ile harita sunulması gibi birçok ilkin yaşandığı 2017 yılına nazaran, 2018 yılı, Kıbrıs sorununun çözümü bir yana kopmuş olan müzakereler için umutları dahi yeşertemedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, tüm çabalara rağmen 2018 yılında Kıbrıs sorununa siyasi eşitlik temelinde yaşayabilir bir çözüm bulunması amacıyla ucu açık olmayacak, sonuç alıcı müzakereleri başlatacak zemini oluşturamadı.

Ortak vizyon eksikliğinden de dem vurulan bir atmosferde, BM Genel Sekreteri’nin 2 taraf arasında temaslar için geçici misyonla görevlendirdiği Kıbrıs Özel Danışmanı Jane Holl Lute’un önce adaya gelerek Liderlerle, ardından da Ankara ve Yunanistan’da nabız yoklaması, “acaba müzakereler tekrardan başlayabilir mi” sorusunu akıllara getirdi, bir hareketlenme başlattı, ancak bir sonuca varamadı.

LUTE’UN ZİYARETİ NETİCE DOĞURMADI

Müzakereler açısından oldukça durağan geçen 2018 yılının son evrelerinde Lute’un tekrar adaya ziyaret gerçekleştirmesi ile sürecin hareketlenmesi yönünde umutlar doğurdu; ancak beklenen neticeyi doğurmadı. Lute’un yılın son günlerinde adada yaptığı temaslarda, başladığı takdirde müzakereler için yol haritası ya da zemin teşkil edecek “referans şartları” üzerinde çalışmalar gerçekleştirildi. 

Yapılan açıklamalara göre, Lute'un Ocak ayında yeniden Adada temaslar yapması ve “referans şartları” konusunun ele alınması bekleniyor.

Yıl boyunca Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’yi kabul edilemez talepler ve şartlar ortaya koymakla suçlarken; Kıbrıs Türk tarafı da Rum Yönetimi’ni Kıbrıslı Türkler’in siyasi eşitliğini budamaya çalışmakla eleştirdi ve tek yanlı sondaj çalışmalarında bulunmasının yaratacağı gerginlikten dolayı sürekli uyardı.

Mart ayı sonunda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, niyetlerin anlaşılması amacıyla Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’le bir araya gelebileceklerini söylerken; bir daha ucu açık, sonuçsuz, takvimsiz, Kıbrıslı Türkleri aynı şekilde sürüncemede bırakacak, yıllarca sürecek yeni müzakere sürecinin parçası olmayacaklarını da vurguladı. 

Diğer yandan BM ise Crans-Montana'daki görüşmelerin çökmesinden beri iki taraf arasında güvensizlik olduğunu, sürdürülebilir müzakereler için her iki tarafın da ihtiyaç duyduğu güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğine dikkat çeken açıklamalar yaptı. 

YEMEKTE BULUŞMA

Bu gelişmeler ışığında Liderler Nisan ayı ortasında, Beşli Konferans kapsamında bir araya geldikleri Temmuz 2017’den bu yana ilk kez sosyal içerikli bir yemekte buluştu; ancak bu buluşmanın bir niyet araştırması olduğu, müzakerelerin yeniden başlangıcı olmadığı da her fırsatta vurgulandı.

Yemek sonrasında ise yeni bir durumun ortaya çıkmadığı söylemleri ile, henüz müzakerelerle ilgili bir kıpırdanma olamayacağı sinyalleri verildi. 

Ardından Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafından, siyasi eşitliğin de yer aldığı Guterres belgesi dışına çıkmadıkları yönünde açıklama talep ederken; Rum tarafı da, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, BM Genel Sekreteri’nin parametrelerini kabul edip etmediklerini net biçimde açıklamalarını istedi.

GUTERRES BELGESİ KONUSUNDA TARTIŞMA

Bu bağlamda taraflar arasında Guterres belgesi konusunda tartışma yaşandı. Kıbrıs Türk tarafı Guterres Belgesi olarak 30 Haziran tarihli bir belgeden bahsederken; Rum tarafı Guterres Belgesi’nin 4 Temmuz tarihli bir belge olduğunu savundu. Dolayısıyla Liderlerin Guterres Belgesi olarak bahsettiğinin farklı belgeler olduğu ortaya çıktı.

GEVŞEK FEDERASYON MODELİ TARTIŞMALARI

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in merkezi değil kanatları güçlü bir federasyon modeli “gevşek federasyon u” gündeme getirmesi de yılın son çeyreğine damgasını vuran gelişmelerden biri oldu.

Rum tarafı “desentralizasyon-ademi merkeziyetçilik” de denilen bu modelle olası anlaşmazlık noktalarının kısıtlanmasının ve Kıbrıslı Rumların işlevsellik, Kıbrıslı Türklerin ise, kendilerini ilgilendiren konulara etkin katılım konularındaki endişelerine yanıt vermeyi amaçladığını savunurken; Kıbrıs Türk tarafı ise Rum Yönetimi’nin güçlü merkezi federasyon modelinden uzaklaşmasını ve bu modeli gündeme getirmesini Kıbrıs Türk tarafının siyasal eşitliğini budamaya çalışmak ve siyasi eşitliği hazmedememek olarak değerlendirildi. Kıbrıs Türk tarafı bu tartışmalarda siyasal eşit kanatları olan bir federal yapı istediğine mütemadiyen vurgu yaptı. 

Ekim ayının başında gündeme gelen “Merkezi zayıf kanatları güçlü federasyon modeli “ tartışmaları Kasım ayı boyunca da sürdü, taraflar konuyla ilgili karşılıklı eleştiriler ve açıklamalarla konuya netlik getirmeye çalıştılar ve bu ortamda Anastasiadis ile Akıncı nihayet bir kez daha bir araya geldi. Görüşmelerinden sonra geçen sürede de federasyon modeli tartışmaları sürdü; Anastasiadis Akıncı’yı devletin işleyemez olmasında ısrar etmekle eleştirirken, diğer yandan Akıncı da Kıbrıs Türk tarafını azınlık durumuna düşürecek anlayışlara onay vermeyeceklerinin altını çizdi. 

“DOĞAL GAZ” DEMEÇLERİ VE ARAŞTIRMALAR

2018 yılında medyada yer alan haberlerde “doğal gaz” demeçleri de geniş yer tuttu. Rum tarafı, Kıbrıs’a ait doğal gaz kaynaklarıyla ilgili Kıbrıs Türk haklarını reddederken; Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye, kaynaklarda Kıbrıs Türk halkının da hakkı olduğunu vurguladı.

Konuyla ilgili hareketlilik, özellikle yılın son çeyreğinde yaşandı. Rum tarafının tek yanlı ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde yeni sondaj başlatılırken; Türkiye de Akdeniz’e sismik araştırma ve sondaj gemileri gönderdi.

Bu gelişmeler yaşanırken, bir Yunan fırkateyninin Türk gemisini taciz ettiği; Türkiye’nin de bölgeye savaş gemileri sevk ettiği duyuruldu. Özellikle Türkiye yetkilileri, haklardan geri adım atılmayacağını vurgulayan açıklamalar yaptı.

DERİNYA VE APLIÇ KAPILARININ AÇILMASI

Yıl içinde olumlu gelişmeler de yaşlandı elbette. Sivil toplum örgütlerinin yıllardır açılması için uğraş verdiği Aplıç ve Derinya Sınır Kapılarının sancılı bir alt yapı hazırlanma sürecinin ardından açılması, 2018 yılında yaşanan ve taraflar arasındaki güveni artırmaya katkı sağlayan olumlu gelişmelerden biri. 

Böylelikle Annan Planı referandumundan bir yıl önce, Kıbrıs Türk tarafının iyi niyet göstergesi olarak ilki 23 Nisan 2003'te açılan sınır kapılarının sayısı 9’a ulaşmış oldu. Kıbrıs'ta sınır kapılarının açılması, yıllarca sınırlı teması olan Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki ekonomik ve sosyal ilişkilerin de gelişmesini sağladı.

KÜLTÜREL MİRAS TEKNİK KOMİTESİ

2008 yılında kurulan, UNDP’nin teknik, 2012 yılından bu yana da AB’nin finansal desteğiyle 2 toplumun kiliseleri, camileri ve diğer sivil binalarını restore etmek amacıyla çalışmalar yapan Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin 2018 yılında yürüttüğü çalışmaların, önceki yıllardakiler gibi iki toplumun birlikte, bir vizyonu paylaşarak ve hedeflere ulaşarak bir arada çalışabileceğini göstermesi açısından önemli olduğu addedildi. 

2018’in son ayında 10. kuruluş yıldönümünü kutlayan ve bu vesileyle, büyük bir sorumluluk içinde üzerinden gerçekleştirdiği restorasyon çalışmalarının yer aldığı 80 sayfalık broşürün tanıtımını da yapan Komite, Kıbrıslı Türk ve Rumlar’ın birlikte çalışabilmesi ve üretebilmesi durumunda verimli olunabileceğini gösterdiği görüşünde.

Kıbrıslı Rumlar ve Türkler arasında güven ve barışın oluşması için ortam yaratan somut çalışmalara imza koyan Komitenin çalışmalarının devamı için 2019 ve sonraki yıllar için sözleşmeler imzalanması öngörülüyor.

KAYIP ŞAHISLAR KOMİTESİ 

Birleşmiş Milletler katılımıyla Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk toplumlarının liderleri tarafından 1981 yılında kurulan iki toplumlu bir organ olan Kıbrıs’taki Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK), 2004 yılında
“Gömü Yerinden Çıkarma, Kimlik Tespiti ve Kayıp Şahısların İadesi Projesi” kapsamında tekrar çalışmaya başladığından bu yana kalıntıların kendilerine iade edilmesiyle kayıp yakınlarının acılarını hafifletmek için yaptığı çalışmaları 2018’de de sürdürdü.

Bugüne kadar kayıp olduğu listelenen 1510 Kıbrıslı Rum’un 673’ünün ve 492 Kıbrıslı Türk’ün 241’inin kimliklendirilmesini sağlayan Komite; 2018 yılında ise 19 Kıbrıslı Rum ve 27 Kıbrıslı Türk kaybın kimliklendirilmesini gerçekleştirdi.

2018’DE NELER OLDU?

OCAK

3 Ocak: Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de yapılacak seçimi anımsatarak, "Seçim bitince KKTC ile oturup konuşacağız. O günkü parametrelerde sıkıntı yoktu, o parametrelerle Rum tarafı çözüm istemedi ve bir şeyi anladık ki bu parametrelerle 10 yıl da müzakere etsek Rum tarafı çözüme yanaşmayacak” dedi.

15 Ocak: Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Türkiye’nin bünyesine kattığı yeni sondaj gemisi Deepsea Metro-2’nin gerekli ön hazırlıkları tamamlandıktan Akdeniz’de kazı çalışmalarına başlayacak olmasının yaşanan gelişmelerin doğal sonucu olduğunu vurguladı. 

16 Ocak: Cumhurbaşkanı Akıncı, görevine yeni atanan İtalya’nın Lefkoşa Büyükelçisi Andrea Cavallari'yi kabul etti. Akıncı, Rum tarafının Akdeniz’deki doğal gaz aramaları ve münhasır ekonomik bölge ile ilgili attığı tek taraflı adımların yarattığı gerginlik ve Kıbrıs Türk tarafının duyduğu kaygıyı aktardı.

18 Ocak: BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar, BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki görev süresinin uzatılması konusunda BM Güvenlik Konseyi’ni bilgilendirdi ve ardından yaptığı açıklamada, Kıbrıs’taki tarafların, müzakere sürecinin yeniden başlaması konusunda ortak siyasi irade ortaya koyarak, destek istemeleri halinde BM Genel Sekreteri’nin elinden geleni yapmaya hazır olduğunu belirtti.

30 Ocak: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) misyonunun görev süresini 6 ay daha uzattı. 

31 Ocak: Barış Gücü süresinin uzatılması kararı hakkında açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni yanlı davranmakla suçladı, Kıbrıs Türk tarafı ile “Güçler Statüsü Anlaşması” imzalaması gerektiğini söyledi. Dışişleri Bakanlığı ayrıca, mevcut müzakere yaklaşımının, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların devam etmesinin yegane nedeni durumuna geldiğini kaydetti. TC Dışişleri Bakanlığı da, "Önümüzdeki dönemdeki herhangi bir sürecin ancak adadaki mevcut gerçekleri ve geçtiğimiz yarım asır boyunca sürdürülen müzakerelerden elde edilen deneyimi yansıtan bir temel üzerinde inşa edilmesi ile buna uygun beklenti ve hedeflere yönelik olması halinde başarılı olabileceğini değerlendiriyoruz" açıklaması yaptı.

ŞUBAT

1 Şubat: Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Konferansı’nda “Toprak” başlığının müzakereleri sırasında sunduğu haritayı geri aldı. Kıbrıs Rum liderliği, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Konferansı’nın başarısızlıkla sonuçlandığını ilan etmesinin ardından yaptığı açıklamalarda tüm önerilerini geri çektiğini açıklamıştı. Taraflar, Toprak başlığının ele alındığı müzakereler çerçevesinde hazırladıkları haritaları, Cenevre’de gerçekleştirilen uluslararası Kıbrıs Konferansı sırasında BM’ye sunmuş ve BM de haritayı kasaya kaldırmıştı.

4 Şubat: Güney Kıbrıs’ta yapılan ikinci tur seçimde Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile AKEL destekli bağımsız aday Stavros Malas yarıştı ve oyların yüzde 56'sını alan Anastasiadis, yeniden Kıbrıslı Rumların lideri olarak seçildi.

5 Şubat: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, sosyal medya hesabından açıklama yaparak Kıbrıs Rum toplumu liderliğine seçilen Nikos Anastasiadis’i kutladı ve Kıbrıs’ın kalıcı barış ve huzuru için daha gerçekçi ve yapıcı bir politika izlemesi dileğinde bulundu. 

7 Şubat: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs’ta tarafların müzakereden önce diyalog kurması gerektiğine vurgu yaparak, tarafların zemin veya parametreler konusunda gerçek bir anlayış birliğine varmadan, zihniyet değişmeden başlayacak bir müzakerenin kısır bir döngüye dönüşeceğini ve sonuca ulaşamayacağını kaydetti.

13 Şubat: TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs açıklarındaki doğalgaz arama ve Ege'deki kayalıklarla ilgili fırsatçı girişimlerin dikkatlerinden kaçmadığını belirterek, “Yanlış hesap yapanların senaryolarını bozarız ve bozacağız" dedi.

BM ÜZÜNTÜLÜ

14 Şubat: Birleşmiş Milletler (BM), Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin Doğu Akdeniz'deki tek taraflı hidrokarbon faaliyetleri nedeniyle "artan gerginlikten üzüntü duyulduğunu" ve Genel Sekreter Antonio Guterres'in "Kıbrıs'ın çevresinde bulunan doğal kaynaklardan her iki toplumun da yarar sağlaması çağrısını yinelediğini" bildirdi. 

21 Şubat: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nce belirlenen deniz bölgeleriyle (kara suları, komşu bölge, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge) ilgili kararların, “yeniden birleşmiş” Kıbrıs’taki “federal otoritede” olacağını söyledi. Anastasiadis, Hristofyas-Talat görüşmeleri sırasında, deniz bölgeleriyle ilgili kararların federal otoritede olacağı konusunda varılan uzlaşının hala geçerli olduğunu da kaydetti.

21 Şubat: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, hükümeti ve Kıbrıs Türk tarafını temsilen doğalgaz konusunda önceki günlerde bazı diplomatik girişimler yaptıklarını ifade ederek, “Kıbrıs Türk tarafı artık doğalgaz konularında bir aktör konumundadır. İzleyici konumunda değildir” dedi. 

23 Şubat: Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) Akdeniz'de tek taraflı doğalgaz arama çalışmaları kapsamında faaliyet gösteren İtalyan enerji şirketi ENI'ye ait sondaj gemisinin Kıbrıs açıklarından ayrıldığı bildirildi. GKRY Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis, sondaj gemisinin, arama yapacağı bölgeye Türk donanmasının engellemesi sebebiyle ulaşamadığını belirterek, geminin demirlediği noktadan Limasol Limanı'na doğru hareket ettiğini açıkladı.

23 Şubat: Başbakan Tufan Erhürman, Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in doğal gaz aramaları konusundaki açıklamalarına tepki gösterdi; ortaya konan gerekçelerin, yapılan çalışmalara Kıbrıs Türk halkının iradesinin katılmamasını haklı çıkarmayacağını vurguladı. Erhürman, “Konuyla ilgili oluşturulacak fondan tüm Kıbrıs halkının yararlanacağı” söylemine karşılık, Kıbrıslı Türklerin sadece elde edilecek gelirden pay alacak unsurlardan değil, bu konuda karar verecek ve yönetecek iki asli unsurdan biri olduğunu söyledi.

24 Şubat: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek yanlı sondaj çalışmalarında bulunmasının yaratacağı gerginliğe bir kez daha dikkat çekti, Rum liderin tavrının ne olduğunu öğrenmek için bir araya gelmelerinin önemli olduğunu söyledi.

27 Şubat: Cumhurbaşkanı Akıncı BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’ı kabul etti. Spehar, görüşmede adadaki son durumu ve Güney’deki seçimlerin ardından Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile gerçekleştirdiği görüşmeyi, Anstasiadis’in müzakerelerin nasıl ileriye götürülebileceği yönündeki görüşlerini konuştuklarını ifade etti.

28 Şubat: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, kabul edilemez talepler ve şartlar ortaya koymakla” suçladığı Türkiye ve Kıbrıs Türk liderliğinin isteksizliği nedeniyle Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasının şimdilik imkansız olduğunu kaydetti.

MART

7 Mart : Başbakan Tufan Erhürman seçildikten sonra Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyarette Yıldırım ile görüşmesi sonrasında yaptıkları ortak basın toplantısında GKRY Lideri Nikos Anastasiadis'in müzakere sürecinde Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin kabul edilmesinin olmazsa olmaz şartları olduğunu fark etmesi gerektiğini belirtti. Erhürman, " Böyle bir noktaya gelinirse elbette müzakere süreci tekrardan başlayabilir ama şu anki işaretler açıkçası maalesef bu konuda çok da umut verici görünmüyor" dedi.

8 Mart: Ankara ziyaretinde Erhürman’a eşlik eden Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Rum tarafının Kıbrıs'taki doğal kaynaklara ilişkin Türk tarafıyla ortak adım atmak istemesi halinde diplomasi kanallarının açık olduğunu belirterek, "Ama bu yok sayılırsa, nasıl ki onlar bir veya birden fazla şirkete yetki verip kazı ve benzeri çalışmaları yaptırıyor, KKTC de yakın gelecekte yetki verdiği firmaya bu kazı ve benzeri çalışmaları yaptıracak" dedi.

9 Mart: Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Kıbrıs sorununda “tavır değiştirmediğini, Guterres çerçevesi dışında da hareket etmediğini” iddia etti.
Hristodulidis, AKEL’in “Anastasiadis’in rota değiştirdiği” suçlamasına cevap verdi.

10 Mart: Cumhurbaşkanı Akıncı, sınır kapısı açma çalışmalarının sürdüğü Lefke Aplıç’ta incelemelerde bulunarak, Güneydeki yetkililere ve yol projesini yürütenlere “çalışmaları hızlandırın” diyerek seslendi.

14 Mart: ABD Büyükelçisi Kathleen Doherty, ada etrafındaki doğal kaynaklardan gelir elde edilmesinin yıllar alacağını dolayısıyla doğal kaynaklardan elde edilecek gelirin paylaşılması noktasında “Kıbrıs sorununun çözülmesine odaklanılması gerektiğini” ifade etti. Doherty, ABD’nin Türkiye ile iletişim içerisinde olduğunu ve ExxonMobil’in bölgedeki faaliyetleri esnasında bir sorunla karşılaşmayı beklemediklerini de kaydetti.
16 Mart: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Rum tarafının ne yazık ki en temel sorunu, Kıbrıs’ı ve şimdi de denizlerini sadece kendilerine ait görmeleri, kendi egemenlik alanları olarak tanımlamaları ve bu konuları Kıbrıslı Türklerle paylaşmayı bırakınız, konuşmaya bile yanaşmamaları.” dedi.

20 Mart: TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC ve Türk halkının ada etrafındaki rezervlerde hakkı olduğunu ve bu hakkın garanti altına alınması gerektiğini belirtti. Çavuşoğlu, “Rum tarafının tek taraflı bu tür çalışmalarına izin veremeyeceğimizi de güçlü bir şekilde bir kere daha vurgulamak isteriz" diye konuştu.

“BULUŞMA YENİ MÜZAKERE SÜRECİ ANLAMI TAŞIMAZ”

29 Mart: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’le çok uzak olmayacak bir tarihte bir şekilde bir buluşmanın olacağını belirterek, “Ancak, niyetlerin anlaşılması bakımından bir araya gelinmesi, yeni bir müzakere süreci anlamı taşımaz, yeni bir müzakere süreci de bundan önceki gibi olmaz” dedi. Akıncı, bir daha ucu açık, sonuçsuz, takvimsiz, Kıbrıslı Türkleri aynı şekilde sürüncemede bırakacak, yıllarca sürecek yeni müzakere sürecinin parçası olmayacaklarını da vurguladı. 

30 Mart: Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Jeffrey Feltman, Kıbrıs sorununa ilişkin, "Crans-Montana'daki görüşmelerin çökmesinden beri iki taraf arasında güvensizlik olduğunu, güven kaybı yaşandığını kabul etmek zorundayım. Sürdürülebilir müzakereler için her iki tarafın da ihtiyaç duyduğu güvenin yeniden tesisi konusunda cesur liderlik adımları atılması gerektiğine inanıyorum" dedi.

30 Mart: BM, Liderlerin 16 Nisan Pazartesi ara bölgede sosyal içerikli yemekte bir araya geleceğini duyurdu. 

30 Mart: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anatasiadis, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e sondaj gemisi getirmesi halinde Rum Yönetimi’nin, konuyu BM Güvenlik Konseyi’ne bile götürebileceğini söyledi.

31 Mart: Akıncı, Al Jezeera’de yayınlanan mülakatında Rum tarafının müzakerelere her zaman hazır olduğunu ancak karar almaya hazır olmadığını söyledi.

NİSAN

1 Nisan: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum tarafını idare edenlerin, bu topraklarda kendilerine eşdeğer bir toplum olduğunu kabul etmeleri, Kıbrıs’ı eşit koşullar içinde paylaşarak yönetmeyi içlerine sindirmeleri durumunda, Kıbrıs’ta barış ve huzur içinde yaşanabileceğini söyledi.

4 Nisan: Anastasiadis, Rum tarafının Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini büyük bir saygıyla kabul edeceğini ancak sayısal eşitliğini kabul etmediğini söyledi. Anastasiadis, Akıncı’nın kendisine yaptığı zihniyet değişikliği çağrısına, kendisi de zihniyet değişikliği talep ederek yanıt verdi ve "bir toplumun, karşı tarafı olumsuz etkileyecek imtiyazlar talep etmeyeceği ve karşılıklı saygıyı gündeme getirecek bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç var" dedi.

5 Nisan: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 16 Nisan’daki liderler buluşmasının bir niyet araştırması olduğunu herkesin ayrı ayrı yollara mı gideceği yoksa birlikte mi yürüneceğini görme açısından önemli olduğunu söyledi. Akıncı, Rum hükümet sözcüsünün ikinci ve üçüncü buluşma olasılığından söz ettiğini, böyle bir anlaşmanın söz konusu olmadığını, amacın 10 aydır bir araya gelmemenin yarattığı sıkıntıların aşılması olduğunu söyledi.

10 Nisan: BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar Akıncı’yla bir araya gelmesinin ardından yaptığı açıklamada, 16 Nisan’daki buluşmasının, geçen yıldan bu yana bir araya gelmeyen iki liderin yüz yüze görüşmesi açısından iyi bir fırsat olacağını belirtti. 

10 Nisan: Cumhurbaşkanı Akıncı Rum liderle 16 Nisan’daki görüşmenin bir müzakere olmayacağını ve sürecin Crans Montana’da bırakıldığı yerden aynen başlamasının da söz konusu olmadığını belirtti.

AYLAR SONRA BULUŞMA

16 Nisan: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Crans Montana’da gerçekleştirilen Beşli Konferans kapsamında bir araya geldikleri 6 Temmuz 2017’den bu yana ilk kez gayri resmi yemekte bir araya geldi.

17 Nisan: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum Lider Anastasiadis ile gerçekleştirdikleri liderler toplantısında yeni bir durumun ortaya çıkmadığını söyledi. Akıncı, tarafların Crans Montana’da hangi noktadaysa o noktada olmaya devam ettiklerinin altını çizerek, Rum tarafının tavrında belirgin bir farklılaşma görmediğini ifade etti.

21 Nisan: Uluslararası Anıtlar Günü ve 2018 Avrupa Kültürel Miras Yılı vesileleriyle, iki toplumlu Kültürel Miras Teknik Komitesi ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Ofisi Gazimağusa’da yürütmekte oldukları projeleri tanıttı.

30 Nisan: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum tarafından “Guterres çerçevesini” sulandırmadan, kendi yorumuyla çarpıtmadan ve sunulduğu şekliyle kabul etmeye hazırsa, bunu bir an önce açıklamasını istedi. Akıncı, “konfederasyon” ya da “İki devletli çözüm” tartışmalarına da değinerek, bu çözümlerin masa başında elde edebilecek bir şey olmadığını yineledi ve “Bu türden bir öneriyle resmen ortaya çıktığımız anda, Birleşmiş Milletler parametrelerini reddeden taraf olarak tanımlanacağımız ve uzun sürecek yeni bir çıkmaza gireceğimiz aşikardır” dedi.

MAYIS 

2 Mayıs: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Guterres Çerçevesi’nin temel unsuru olan dönüşümlü başkanlıkla ilgili 2’ye 1 oranının çok net yazıldığını belirtti. 30 Haziran’da sunulan gayri resmi, “non-paper”in Rum tarafının iddia ettiği gibi “Güvenlik ve Garantiler”le ilgili olmadığını vurgulayan Akıncı, çerçevede öngörülen haritanın ise Kıbrıs Türk tarafının sunduğu harita olduğunu, ne Annan Planı, ne de Rum tarafının haritasından söz edildiğini kaydetti. Akıncı, iki mülkiyet rejiminin öngörüldüğü çerçevede, Güney Kıbrıs’ta bırakılacak topraklarda eski toprak sahibinin, Kuzey Kıbrıs’ta kalacak topraklarda ise içinde yaşayanların hakları korunacak bir düzenlemenin öngörüldüğünü söyledi. Türk ve Yunan vatandaşlarına eşdeğer muamele konusunda, olası çözüm sonrasında daimi ikamet talebiyle geleceklerle ilgili “adilane ve eşitlikçi” bir muamele öngörüldüğünü belirten Akıncı, “Güvenlik ve Garantiler”le ilgili olarak tek yanlı müdahale uygulamasının sürdürülebilir olmadığına işaret edildiğini, anlaşma sonrasında bir geçiş süreci sonunda tarafların anlaşacağı bir mekanizmanın oluşturulmasının öngörüldüğünü kaydetti.

2 Mayıs: Anastasiadis , Akıncı’nın, “Guterres’in 4 Temmuz tarihli belgesini” kabul etmesi durumunda bunun “olumlu bir gelişme olduğunu” vurguladı ve Türkiye ve Akıncı’nın, BM Genel Sekreteri’nin parametrelerini kabul edip etmediklerini net biçimde açıklamaları gerektiğini kaydetti.

3 Mayıs: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Guterres çerçevesi diye adlandırılan ve Kıbrıs Konferansı’nda sunulan belgeyi kastederek, kendisinin ve hükümetin “içerisinde türlü yapıcı muğlaklıklar bulunan ve herkesin kendine göre yorumladığı bir belgeyi” Cumhurbaşkanı Akıncı’nın “stratejik bir paket anlaşma” olarak ilan etmeyi önereceğine dair önceden bilgisi olmadığını açıkladı. Özersay, “Üzülerek söylemeliyim ki biz bunu basından öğrendim” dedi.

3 Mayıs: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Guterres Çerçevesi’ne yönelik yaptığı çağrıya Rum tarafından olumlu yanıt gelmediğini belirterek, Rum tarafının iki gündür 4 Temmuz tarihli, olmayan bir belgeden söz etmeyi tercih ettiğini kaydetti.

5 Mayıs: BM Kıbrıs sorununun çözümü için taraflara tekrar masaya oturmaları çağrısında bulundu. 

6 Mayıs: Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum tarafına eski maksimalist tutumlarında ısrar etmemeleri çağrısında bulundu ve “sıfır asker, sıfır garanti” ısrarıyla bir yere varmanın mümkün olmadığını, artık bunun anlaşılması gerektiğini söyledi. Akıncı, Birleşmiş Milletler’in de Rum tarafının talep ettiği “sıfır asker, sıfır garanti” noktasında olmadığı kaydetti.

8 Mayıs : Birleşmiş Milletler, Kıbrıs’ta tüm tarafları anlamlı bir barış süreci için koşulların yeniden olgunlaşıp olgunlaşmayacağına dair tutumlarının beklendiğini açıkladı. BM’nin, sürece ilişkin atılacak adımları belirlemek için taraflarla temas halinde olduğu da kaydedildi.

28 Mayıs: Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın önerdiği (Guterres) belgeyi stratejik anlaşma olarak imzalamayı kabul etmediğini net bir dille açıkladı ve Kıbrıs Türk tarafının “revize söylemleri” aracılığıyla kendilerini, “nüfusu daha küçük olan toplumun imtiyazlı toplum haline geleceği ve nüfusu fazla toplumu kontrol edeceği bir rejime doğru sürükleme eğilimi” geliştiğini iddia etti.

30 Mayıs: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 30 Nisan’daki çağrısına kesin bir dille olumsuz cevap veren Rum liderin kaygı verici bu tutumunun sürpriz olmadığını söyledi. Akıncı, “Sayın Anastasiadis, Crans Montana’dan itibaren Guterres Çerçevesi’ni benimsediğini defalarca tekrarlamış olsa da, gerçekte durumun böyle olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır” dedi.

HAZİRAN 

5 Haziran: Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) Başkan Yardımcısı Romans Mapolar, Kuzey Kıbrıs’taki mülkiyetle ilgili taleplerde iade kararının yeni bir uygulama olmadığını ve bugüne kadar 7’si makul sürede, 1’i de çözümden sonra olmak üzere 8 başvuruda iade kararı alındığını belirtti.

23 Haziran: Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs sorununun çözümünde anlamlı bir sürecin başlamasına imkan sağlayacak koşulların oluşup oluşmadığını belirlemek üzere yakın zamanda adaya üst düzey bir BM yetkilisi göndereceğini bildirdi. 

TEMMUZ 

4 Temmuz: BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs'taki taraflarla görüşmelerde bulunması için üst düzey BM yetkilisi Amerikalı Jane Holl Lute'u görevlendirdi. Genel Sekreter’in Lute'dan Kıbrıs Konferansı'nın taraflarıyla temasa geçmesini ve görüşlerini almasını istediği belirtildi.

ERDOĞAN GELDİ

6 Temmuz: BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar, Liderlerle ayrı ayrı bir araya geldi. Spehar, Kıbrıs müzakerelerinin ne zaman yeniden başlayacağının, BM Genel Sekreteri’nin 2 taraf arasında temaslar için görevlendirdiği Jane Holl Lute’un liderlerle yapacağı temaslardan sonra netleşeceğini söyledi. Spehar, Lute’un önce iki lider, ardından ise İsviçre’de Temmuz 2017’de sonuçsuz tamamlanan konferansa katılan taraflarla görüşeceğini kaydetti.

10 Temmuz : KKTC’ye günübirlik ziyaret için gelen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile görüştü. Cumhurbaşkanlığı’ndaki heyetler arası görüşmenin tamamlanmasının ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Akıncı, BM Genel Sekreteri’nin, geçici misyonla yaptığı görevlendirmeye işaret ederek, Kıbrıs Türk tarafının artık sonu gelmez bir müzakere sürecinin parçası olmayacağını tekrarladı. Akıncı, Doğu Akdeniz’deki doğal gaz zenginlikleri konusunda ise “Kıbrıs dahil Doğu Akdeniz’deki doğal gaz zenginliklerini birleştirerek en makul güzergâh olan Türkiye üzerinden Avrupa’ya nakletmek, sadece ekonomik aklın gereğini yerine getirmek anlamına gelmeyecek; aynı zamanda bölgede geniş bir barış ve işbirliği alanı yaratacaktır” ifadelerini kullandı. Erdoğan ise Türkiye’nin Kıbrıslı Türklerin asla bir azınlık haline getirilmesine izin vermeyeceğini belirtti.

12 Temmuz: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, müzakerelerin, BM Genel Sekreteri’nin "parametre" olarak ortaya koyduğu altı noktayla birlikte Crans Montana’da kaldığı yerden yeniden başlaması beklentisi içinde olduklarını belirtti.

BM GÜVENLİK KONSEYİ TARAFLARA ÇAĞRI YAPTI

13 Temmuz: Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Yunanistan ve Türkiye arasında değerlendirilmemiş büyük imkanların mevcut olduğunu belirterek, "İstikşafi görüşmelerin yeniden başlayabileceğine inanıyorum. Kıbrıs konusunda iki toplumu yeniden diyalog yörüngesine koyabiliriz” dedi.

18 Temmuz: BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’ta taraflara, “Kıbrıslılar ve bölge için, gerçek siyasi irade ve sorumluluk” ortaya koyup, çözüm için gereken uzlaşıları sağlama çağrısında bulundu.

21 Temmuz: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs’ta artık yeni fikirlere ihtiyaç duyulduğunu ve kısır süreçlerden herkesin yorulduğunu belirtti.

19 Temmuz: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Londra’da. Özersay’ın katılımıyla “Yurt Dışı Kıbrıslı Türkler Projesi”nin lansmanı yapıldı. Kıbrıs Türklerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik yaklaşık 2,5 saat sürdü. Özersay, “Bugüne kadar söylenenlerle yapılanları düşündüğümde, size kısa bir mesaj vererek sözlerime başlamak istiyorum; size karşı mahcubuz ve özür diliyoruz” dedi.

20 Temmuz: 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Londra’da düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Resepsiyona Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay da katıldı.

AKINCI LUTE’U KABUL ETTİ

23 Temmuz: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs konusunda müzakerelere devam edilmesi için gerekli zeminin oluşturulup oluşturulamayacağı konusunda görüşmeler yapmak üzere adaya gelen BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in geçici özel danışman Jane Holl Lute’u kabul etti. 

23 Temmuz: İki Toplumlu Barış İnisiyatifi-Birleşik Kıbrıs, Akıncı’nın Lute ile görüşmesi sırasında, Cumhurbaşkanlığı önünde çözüm lehinde eylem yaptı; üç dilde “Çözüm ve Barış Hemen Şimdi” yazılı pankart açtı. Göstericiler, Lute’a iletilmek üzere hazırlanan mektubu Barış Gücü temsilcisine teslim etti.

23 Temmuz: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs sorunuyla ilgili atadığı geçici danışmanı Jane Holl Lute ile yaptığı görüşmede, yeni bir diyaloğa başlamaya hazır olduğunu söylediğini ifade etti.

23 Temmuz: TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs konusunda önümüzdeki dönemde atılabilecek adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulunmak amacıyla KKTC’ye geldi.

24 Temmuz: Akıncı, dün akşam KKTC’ye gelen Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile son gelişmeler yanında Lute ile gerçekleştirdikleri görüşmeyi de değerlendirme fırsatı bulduklarını belirterek, “Adil çözümden tüm tarafların kazançlı çıkacağı düşüncesiyle hep olumlu adımlar attık. Bundan vazgeçecek değiliz, yeter ki karşılıksız kalmasın” dedi. Çavuşoğlu, adada bir çözüm bulunamamasının sebebinin, Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türkleri eşit olarak görmemesi ve hiçbir şeyi Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istememesi olduğunu söyledi. 

30 Temmuz: BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici danışman Jane Holl Lute, Ankara ve Atina’da da temaslarda bulundu.

AĞUSTOS

2 Ağustos: İngiltere'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği Siyasi Koordinatörü Stephen Hickey, BM Güvenlik Konseyinin Kıbrıs'ta siyasi sürece ilişkin bir sonraki adımın ne olacağını BM Genel Sekreteri'nin geçici özel danışmanı Jane Holl Lute'un taraflarla istişarelerini tamamlamasının ardından değerlendireceğini söyledi.

16 Ağustos: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, tarafların eylül ayında Kıbrıs sorunu gündemiyle New York’ta bir araya geleceğini açıkladı. Akıncı, “Muhtemelen eylülün son günlerinde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’le görüşmeler söz konusu olacak” dedi.

27 Ağustos: Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May, Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulmanın mümkün olduğunu ve İngiliz hükümetinin bu hedefe doğru çalışmaya devam ettiğini kaydetti.

EYLÜL

8 Eylül: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile ay sonu New York’ta yapacağı görüşmeye değinerek, “Sonuç odaklı, takvimi belli bir süreç olursa, politik irade ve kararlılık gösterilirse biz yine varız” şeklinde konuştu.

17 Eylül: Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Kıbrıs'taki asker sayımızı azaltmayacağız" dedi.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarının 50 yıl daha uzamasının artık düşünülemeyeceğini, sürekli ucu açık sonuç odaklı olmayan dipsiz bir sürece dahil olmayacaklarını buna sadece kendilerinin değil BM Genel Sekreterliği’nin de sıcak bakmadığını ima ettiğini söyledi.

18 Eylül: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, New York temasları öncesinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’ı kabul etti.

21 Eylül: BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici özel danışmanı Jane Holl Lute'un Kıbrıs konusunda başlattığı çalışmaların devam ettiğini belirtti.

25 Eylül: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı New York’a gitti. Akıncı, Ercan’da, Kıbrıs Türk tarafının güven yaratıcı önlemlerin arkasında olduğunu kaydederek, “Bunların gereklerini yerine getirdik. Getirmeye de devam edeceğiz. Beklentimiz aynı karşılığı diğer taraftan da görmektir” dedi.

27 Eylül: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs’ın geleceğiyle ilgili bir sorgulama sürecinin başlamasına ihtiyaç olduğunu, New York’taki görüşmelerin bunu sağlamasını umduğunu belirtti.

28 Eylül: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs müzakerelerine laf olsun diye başlamanın anlamsız olduğunu söyledi. 

AKINCI NEW YORK’TA GUTERRES’LE BİR ARAYA 

29 Eylül: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’le New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde Kıbrıs sorunuyla ilgili değerlendirmelerde bulunmak üzere bir araya geldi. Akıncı, BM Genel Sekreteriyle görüşmelerinde Guterres’in, henüz kendilerine, geçici olarak görevlendirdiği danışmanı Jane Holl Lute’un Kıbrıs’la ilgili raporunun hazır olmadığını, önümüzdeki günlerde kendisine iletileceğini ve o rapor ışığında kendileriyle yeniden diyaloğa geçeceğini duyurduğunu bildirdi.

30 Eylül: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici özel danışmanı Jane Holl Lute'un birkaç hafta içinde sunacağı raporla ''şapkadan tavşan çıkarmasını beklemediğini, o şapkada üç aşağı beş yukarı ne bulunduğunun belli olduğunu'' söyledi. 

EKİM

1 Ekim: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıslı Türklere “Tüm Kıbrıslıların haklarını tanımaları ve karşılıklı saygı” çağrısında bulundu. Anastasiadis Kıbrıs’ta bir gelecek ve perspektif olabilmesi için, “Kıbrıs’ın insan hakları ile temel özgürlüklerin ve AB Müktesebatı’nın uygulanması yoluyla, herkes için çağdaş bir devlet haline getirilmesi gerektiğini” söyledi.

3 Ekim: New York'taki temaslarını tamamlayan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, yurda döndü.

5 Ekim: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorununun çözümü doğrultusunda garantör ülkelerin kendi aralarında ve diğer ilgili taraflarla görüşme yapmasının, doğru ve gerekli olduğunu kaydetti. Akıncı, “Çatışma yerine konuşma, diyalog kurma elbette yararlıdır. Sayın Çavuşoğlu, bu bağlamda Rum tarafıyla da temas kurmak istediğini bize de duyurmuştu. Niyet araştırması çerçevesinde yapılacak gayrı resmi bir görüşmenin sakıncalı olacağını düşünmüyoruz” dedi. Akıncı, ancak, bu tür görüşmelerin süreklilik arz etmesi halinde Kıbrıs Türkü’nün devre dışı bırakıldığı algısına yol açılabileceğine de işret etti.

ANASTASİADİS: “GEVŞEK FEDERASYON”

8 Ekim: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Ulusal Konsey toplantısında, Kıbrıs sorununun çözümünde “gevşek federasyon” için çalışılması önerisini getirdi ve hemen ertesi gün Kıbrıs sorununun çözüm şekli olarak öngörülen iki toplumlu iki kesimli federasyon çözümündeki merkezi hükümetin yetkilerinin “kısıtlanması” şeklindeki öneriye ilişkin Rum Başkanlık Sarayı’nda hazırlık çalışmaları başladı.

9 Ekim: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs raporunun BM Genel Kuruluna sunulacağı 15 Ekim sonrası Rum Lider Nikos Anastasiadis ile görüşmeyi arzu ettiğini ifade etti.

9 Ekim: Başbakan Tufan Erhürman, Rum tarafının “merkezi zayıf kanatları güçlü bir federasyon” söyleminin yepyeni ve uzun bir müzakere süreci gerektirecek yeni bir fikir olmadığına işaret ederek, Kıbrıs Türk tarafı olarak müzakerelerin ucu bucağı belli olacak şekilde sonuç odaklı bir yaklaşımla başlaması taleplerinin değişmediğini vurguladı. Erhürman, bu model üzerinden de konuşulabileceğini fakat güçlü merkezi federasyon modelinden uzaklaşmalarının sebebinin satır aralarında “siyasi eşitlik konusundaki Kıbrıs Türk tarafının ısrarının” bulunduğunu ve Rum tarafının da bunu yani “siyasi eşitlik” konusunu halkına anlatamayacağından yeni bir model söyleminin geliştiğini anlattı.

9 Ekim: Rum lider Nikos Anastasiadis, kendisiyle uzak olmayan bir tarihte bir araya gelmeyi arzu ettiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya olumlu yanıt verdi. Anastasiadis, Akıncı’yla ekim ayının ikinci yarısında görüşme gerçekleştireceklerini açıkladı.

13 Ekim: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türkiye ile görüşmesinin süreklilik arz etmesi durumunda yaratacağı sakıncalara işaret eden açıklaması üzerine, bir çok değerlendirme yapıldığını gözlemlediğini ifade ederek, “Bunların çoğu, Kıbrıslı Türk lider olarak şahsımın devre dışı bırakıldığı şeklinde oldu. Kıbrıs sorunu bağlamında Cumhurbaşkanı sıfatı ile Kıbrıslı Türk lideri yetkilendirip devreye koyan Kıbrıs Türk halkıdır. İsterse devre dışı bırakabilecek yegane güç de yine halktır. Gerisi laf-ı güzaftır “ dedi.

14 Ekim: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis “Önümüzdeki günlerde BM’nin Kıbrıs sorununda yeni bir çabasına şahit olacağız” dedi.

14 Ekim: Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami, enerji konusunda Rum tarafındaki muhataplarına çeşitli vesilelerle hem elektrik konusunda, hem de diğer doğal gaz gibi konularda işbirliği çağrısında bulunduklarını söyleyerek, bugüne kadar bu çağrılara olumlu bir cevap almadıklarını kaydetti. Nami, “Onlar tanınmış devlet olma perdesinin arkasına saklanarak tek yanlı adım atmayı tercih ettiler. Tabi bu da Türk tarafını kendi adımlarını atmaya mecbur etti. Bu çerçevede Rum tarafı nasıl Amerikan, Fransız veya İtalyan firmalarıyla anlaşıp araştırma faaliyetlerine giriştiyse, biz de Türkiye Cumhuriyeti ile aynı adımı attık” diye konuştu.

RAPOR SUNULDU

16 Ekim: Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM Güvenlik Konseyine sunduğu Kıbrıs raporunda, Ada'da kapsamlı çözüm umutlarının hala canlı olduğunu vurguladı. Guterres, Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici özel danışmanı Jane Holl Lute'un taraflarla istişarelerine ilişkin değerlendirmelerinin ardından, raporunu BM Güvenlik Konseyine sundu. Guterres sonuç vermeyen ve sonu olmayan bir sürecin geride kaldığına işaret ederek, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün sürdürülemeyeceğine dair yaygın bir anlayış olduğunu kaydetti.

16 Ekim: Başbakan Tufan Erhürman, BM’nin Kıbrıs’ta bir çözüm için sonuç odaklı ve sonu belli olan bir sürece destek verebileceğine işaret etmesinin gerçekçi olduğunu vurguladı. Dışişleri Bakanı Kudret Özersay da raporun gerçekçi ve ayakları yere basan bir değerlendirme olduğunu kaydetti.
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs konusunda müzakerelerde farklı önerilere açık olduklarını belirtti.

17 Ekim: Başbakan Tufan Erhürman, KKTC ile Güney Kıbrıs arasında geçişlere açılmasına yönelik çalışmaların tamamlandığı Lefke Aplıç Sınır Kapısı’nda incelemelerde bulundu.

18 Ekim: BM Barış Sözcülüğü, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis’in 26 Ekim Cuma sabahı saat 10.00'da ara bölgede buluşacağını duyurdu.

18 Ekim: Türkiye’nin Barbaros Hayreddin Paşa Sismik Araştırma Gemisi’nin, Türkiye’nin salı gecesi Navtex ilan ettiği bölgeye ulaştığı, söz konusu bölgenin Yunanistan, Mısır ve Rum Yönetimi’nin tek yanlı ilan ettiği “Münhasır Ekonomik Bölgelerinin (MEB) kuzey sınırında” bulunduğu haber verildi.

19 Ekim: Doğu Akdeniz'de çalışmalara başlayan Barbaros Hayreddin Paşa araştırma gemisinin, Yunanistan'a ait bir firkateyn tarafından taciz edildiği; bölgeye Türk savaş gemilerinin sevk edildiği duyuruldu.

22 Ekim: Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Kıbrıs'ta, Ege'de ve Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye rağmen atılacak hiçbir adıma ve oldu bittiye asla müsaade edilmeyecektir. Ege ve Akdeniz'de Türkiye ve KKTC'nin yer almadığı bir projenin yaşama şansı olmadığını herkes bilmeli ve bölgeyi tehlikeye atacak provokasyondan herkes vazgeçmeli, kaçınmalıdır" dedi.

22 Ekim: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Türkiye’nin Rum tarafının başlattığı sondaja tepki göstereceğine vurgu yaptı. Özersay, Güney Kıbrıs’ın sondaj çalışmalarına başlamasına, Kıbrıs sorununun çözüm çabaları var diye Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin tepki göstermeyeceğini, alçak tonlar kullanacağını sananların yanıldığı ifade etti. Özersay, Kıbrıs Türk tarafına ait olan ve tıpkı Kıbrıs Rum tarafının yaptığı gibi Kıbrıs Türk tarafınca izin verilen parsellerde paralel sondaj yapılacağının altını çizdi.

25 Ekim: Başbakan Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının “gevşek federasyonla” sorun yaşamadığını, bunun müzakere sürecini uzatacak bir şey olmayacağını söyledi.

LİDERLER BİR ARAYA GELDİ

26 Ekim: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis, uzun bir aranın ardından bir araya geldi. Anastasiadis, görüşmeyi “çok yaratıcı” diye niteledi. Akıncı, Kıbrıs’ta eğer federal bir ortaklık kurulabilecekse kararlara iki tarafın da katılımının gerekli olduğunu vurgulayarak basit çoğunlukla karar alınacak yapıya federasyon veya ortaklık değil çoğunluk idaresi veya üniter devlet denebileceğine belirtti. Cumhurbaşkanı Akıncı “Biz, üniter bir devlet aramıyoruz, siyasal eşit kanatların olduğu bir federal yapı öngörüyoruz” dedi. Akıncı, 12 Kasım’ı Derinya ve Aplıç Kapıların açılış günü olarak tespit ettiklerini kaydetti.

30 Ekim: İngiltere'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilci Yardımcısı Jonathan Allen, BM'nin Kıbrıs raporunu memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, ''Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözüm görmek istiyoruz'' dedi.

GUTERRES'İN KIBRIS RAPORU, GÜVENLİK KONSEYİNDE GÖRÜŞÜLDÜ

30 Ekim: BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs raporu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki kapalı oturumda ilk kez görüşüldü. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in raporundaki öneriler doğrultusunda Kıbrıs sorununun çözümü için tüm taraflara "gecikmeksizin yapıcı, açık ve yaratıcı bir çalışma içine girmeleri" çağrısında bulundu.

31 Ekim: Liderlerle görüşmek için Kıbrıs’a gelen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için geçici atadığı danışmanı Jane Holl Lute, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıcı’yla ayrı ayrı görüştü.

31 Ekim: Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Melih Han Bilgin, Fatih sondaj gemisinin Akdeniz sondajlarına başladığını açıkladı ve "Fatih sondaj gemimiz 229 metre uzunluğunda, 103 metre kule yüksekliğinde, 3 bin 600 metre su derinliğinde çalışabilecek dünyadaki en geniş gelişmiş teknoloji gemilerinden bir tanesidir" dedi.

KASIM 

6 Kasım: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, gevşek federasyonun başka, desantralize federasyonun başka olduğunu söyledi. Anastasiadis, Kıbrıs sorununda gösterilen çabaların, Türk uzlaşmazlığı nedeniyle başarısız olduğunu da ileri sürdü.

7 Kasım: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’in ademi-i merkeziyetçilik tartışmalarıyla Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini budamaya çalıştığını söyledi.

7 Kasım: Başbakan Tufan Erhürman, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis'in son açıklamalarının, temel meselesinin siyasi eşitliği hazmedememek olduğunu bir kez daha gösterdiğini dile getirdi.

8 Kasım: Başbakan Tufan Erhürman, dönüşümlü başkanlık nasıl tartışılamaz bir şey ise, elbette merkezi idare içerisinde federal devlet içinde yer alacak yetkilerle ilgili olarak Kıbrıslı Türklerin hiçbir katılımı olmaksızın sadece Kıbrıslı Rumların kendi kendilerine karar alabilecekleri mekanizmaların yaratılmasının da hiçbir şeklide kabul edilebilir, gündeme getirilebilir bir şey olmadığını vurguladı.
Erhürman, federasyonun merkezi yanının zayıflatılması, dolayısıyla bir takım yetkilerin kurucu devletlere aktarılması, merkezden alınması, bunun karşılığında da siyasi eşitliğin sulandırılması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını söyledi.

11 Kasım: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Rum Lider Nikos Anastasiadis’in açıklamalarının; ortada ortak bir vizyon bulunmadığını net şekilde gösterdiğine işaret ederek, “Hal böyleyken müzakerenin ne şekilde yapılacağını gösterecek ortak vizyon olmadıkça müzakereye girmemeliyiz. Hata olur” dedi.

DERİNYA VE APLIÇ KAPILARI AÇILDI

12 Kasım: Derinya ve Aplıç Kapıları karşılıklı geçişlere açıldı. 

12 Kasım: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıslı Türkler’in Rumların hakim olacağı üniter bir devlette azınlık hakları ile yetinmeyi kabul etmeyeceklerini vurgulayarak, “Kıbrıs Rum tarafında da bazı çevreler iki ayrı devlet fikrine yakınlık duyabileceklerini ima etseler de, Rum toplumunun büyük çoğunluğunun iki ayrı devlet oluşumunu onaylamayacağı aşikardır” dedi. Akıncı, şu açıklamayı yaptı: “Egemenliğin iki toplumdan eşit olarak kaynaklanacağı, iki kurucu devletin yetkilerinin ve statüsünün eşit olacağı, iki toplum arasındaki ilişkinin bir çoğunluk - azınlık ilişkisi olarak nitelendirilemeyeceği hep karara bağlanmış hususlardır. Bunun yanında, siyasi eşitliğin, her federal kurulda eşit sayısal temsiliyet anlamında olmamakla birlikte, federal hükümetin tüm organlarında ve kararlarında etkin katılım anlamı taşıdığı belirtilmektedir. Dolayısıyla sözünü ettiğim Birleşmiş Milletler parametreleri çerçevesinde yürütülen müzakerelerde sayıca eşitlik olmayan kurullarda her iki taraftan da en az bir olumlu oy ilkesi üzerinde tartışılmış ve örneğin 7-4 olarak belirlenen Bakanlar kurulunda bu ilke benimsenmiştir. Bunun da ötesinde, dış politika, güvenlik ve savunma konularında Başkan ve Başkan yardımcısının kararları ancak birlikte alabilecekleri üzerinde uzlaşılmıştır”. 

13 Kasım: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı, “devletin işleyemez olmasında ısrar etmekle” eleştirdi. 

14 Kasım 18: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, KKTC’nin 35. kuruluş yıldönümü etkinliklerine katılmak üzere KKTC’de bulunan yabancı parlamenterlere brifing verdi.

15 Kasım: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum liderliğinin ‘Devlet işlevsel olmalıdır’ söylemi ile Kıbrıs Türk halkını azınlık konumuna düşürecek anlayışlara asla onay vermeyeceklerini belirterek, “Kıbrıs’ta iki taraf arasındaki ilişkinin, çoğunluk–azınlık çerçevesinde değil Birleşmiş Milletler parametrelerinde öngörüldüğü gibi siyasi eşitler arasında şekillenebileceğinin mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

17 Kasım: Exxon Mobil şirketine ait “Stena Icemax” isimli sondaj gemisinin Güney Kıbrıs’ın tek yanlı ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde sondaj çalışmalarına başladığı açıklandı. ABD Dışişleri Bakanlığı Enerji Konularından Sorumlu Bakan Yardımcısı Francis Fanon’un Güney Kıbrıs’ı ziyaret ettiği haber verildi.

19 Kasım: Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Exxon Mobil Şirketi'nin Kıbrıs açıklarında arama faaliyeti başlatmasının bölgenin istikrarına katkıda bulunmadığını ve sorunun çözümü açısından da belirli hassas dengeleri değiştirebileceğini belirterek "Kendi kıta sahanlığımıza ilaveten, KKTC’nin Türk Petrolleri'ne verdiği ruhsat sahalarında da faaliyetlerde bulunmaya başlayacağız” dedi.

21 Kasım: Türkiye’nin sismik araştırma gemisi Barbaros Hayreddin Paşa’nın, beraberindeki dört savaş gemisiyle birlikte, Güney Kıbrıs’ın tek yanlı ilan ettiği “Münhasır Ekonomik Bölgesi”ndeki 4’üncü parsele girdiği iddia edildi.

26 Kasım: Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik çabaları değerlendiren Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, "Bu kez farklı olan BM Genel Sekreteri Guterres'in raporu. Bundan sonra eğer bir süreç olacaksa bu sürecin ucu açık olamayacağı, sonuç odaklı olması gerektiği, artık görünebilir bir gelecekte sonuç alınmasının şart olduğu vurgulandı. Bunlar bizim ısrarla üzerinde durduğumuz kavramlardı ve ilk defa BM Genel Sekreteri'nin raporuna girdi. Umutlu olup olmamanın ötesinde artık bir 50 yıl daha müzakerelerle zaman harcanmayacağı konusu net ifade edildi" dedi.

27 Kasım: Demokrat Parti (DP) Başkanı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, “Crans Montana zirvesinin başarısızlığı sadece bir müzakere sürecinin çöküşü değil aynı zamanda ‘Federal Kıbrıs’ konseptinin de çöküşüydü” dedi.

30 Kasım: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ta çözüm için tartışılabilecek çok sayıda alternatif olduğunu söylemenin gerçekçi bir yaklaşım olmadığını vurguladı ve mümkün olmayanları konuşarak zamana oynamanın Kıbrıslı Türklerin aleyhine olan statükoyu sürdürmeye hizmet edeceğini belirtti.

ARALIK 

2 Aralık: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, “Kıbrıs’ta müzakere edilerek bir ortaklık kuracaksak bu ya paylaşmaya dayalı federal bir ortaklık olur ya da paylaşmaya hazır değillerse işbirliğine dayalı bir ortaklık olur, yani federasyon dışında daha farklı zeminde bir ortaklık olur. Federal ortaklık kötü bir model olduğu için değil, bunun sosyolojik unsurları bu adada eksik olduğu için ciddi bir güçlük ile karşı karşıyayız” dedi.

LUTE TEKRAR DEVREDE

13 Aralık: TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için geçici görevlendirdiği özel danışmanı Jane Hall Lute’u kabul etti. Çavuşoğlu, görüşmeyle ilgili “BMGS’nin görevlendirdiği yetkili Jane Holl Lute’a, sadece herkesin birbiriyle konuşabileceği sağlıklı bir diyaloğun Kıbrıs’ta çözümü mümkün kılacağını ifade ettik” paylaşımı yaptı.

15 Aralık: Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis, adanın doğal zenginliklerinin “4'e 1 nüfus oranı üzerinden” yapılmasını teklif etti.

16 Aralık: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile BM Genel Sekreterinin Kıbrıs için atadığı geçici özel danışmanı Jane Hall Lute bir araya geldi. Görüşmenin ardından Hükümet Sözcüsü Prodromos Prodromu Anastasiadis ile Lute arasında hem “referans şartları”, hem de Kıbrıs sorununun kritik konularıyla ilgili yaratıcı ve verimli bir görüşme yapıldığını söyledi.

16 Aralık: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Rum lider Anastasiadis tarafından doğal gaz zenginliği konusunda yapılan açıklamaya tepki gösterdi ve “Bu zenginliğin nasıl paylaşılacağına Anastasiadis tek başına karar verecek değildir, böyle bir hakkı yoktur” dedi.

17 Aralık: Cumhurbaşkanı Akıncı BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Jane Hall Lute’u kabul etti. Görüşmede referans kavramlarıyla” ilgili çalışma yapıldı.

18 Aralık: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Jane Hall Lute, “referans kavramlarıyla” ilgili çalışmaları devam ettirmek amacıyla yeniden bir araya geldi. Lute, Anastasiadis’le de görüştü.

19 Aralık: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, BM Barış Gücü Misyon Şefi ve BM Genel Sekreteri’nin Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar ile görüştü. Görüşmede, BM Genel Sekreteri’nin geçici danışmanı Lute’un temasları ve BM Barış Gücü’nün adadaki görev süresine ilişkin BM Güvenlik Konseyi’ne sunulacak dönemsel rapor ele alındı; BM Barış Gücü’nün faaliyetlerine dair görüş alış-verişi yapıldı. 

21 Aralık: Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs konusunda sonuç alıcı bir müzakere olabilmesi için tarafların neyi müzakere edecekleri konusunda anlaşmaları gerektiğini söyledi. Özersay, “Yani her iki taraf da aynı cümleyi söyleyip, bundan farklı bir şey anlıyorsa başlayacak olan müzakere süreci bizi, 50 yıldır devam eden müzakere sürecinde ne sonuç ortaya çıktıysa ondan farklı bir sonuca götürmeyecektir” dedi.

(ÖZ/HA) FOTOĞRAFLI

Derleme: Özlem Güran Akkorlu

 

 
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ülke şokta! Milletvekili öldürüldü
Ülke şokta! Milletvekili öldürüldü
Gerginliği arttıracak yeni iddia
Gerginliği arttıracak yeni iddia