Akpınar, bölgede yaşanan gelişmelerin Orta Doğu ve Doğu Akdeniz coğrafyasını son derece hassas bir jeopolitik döneme taşıdığını belirterek, ABD, İsrail ve İran arasında yükselen gerilimin, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ve bölgesel güçlerin genişleyen etkileşim alanlarının yalnızca savaşın taraflarını değil, bölgede yaşayan tüm halkları ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de doğrudan etkileyen bir güvenlik ortamı yarattığını ifade etti.
Kıbrıs Adası’nın Doğu Akdeniz’in merkezinde yer aldığını vurgulayan Akpınar, adada bulunan askeri ve stratejik unsurlar ile uluslararası aktörlerin faaliyetlerinin artan gerilim hattıyla birlikte Kıbrıs’ı küresel güç dengelerinin kesişim noktalarından biri haline getirdiğini söyledi.
Bu süreçte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sorumluluğunun büyük olduğuna dikkat çeken Akpınar, Demokrat Parti’nin bu hassas dönemde toplumsal birlik, sağduyu ve ortak devlet aklıyla hareket edilmesi gerektiğinin bilinciyle hareket ettiğini belirtti.
Kıbrıs Türk halkının geçmişte birçok zorlu sınavdan geçtiğini hatırlatan Akpınar, bugün de aynı kararlılıkla barıştan yana durulması, akıl ve diplomasinin öncelenmesi gerektiğini kaydetti.
“Artan askeri gerilim hiçbir halkın çıkarına değil”
Akpınar açıklamasında şu noktalara dikkat çekti:
-
Bölgede artan askeri gerilim hiçbir halkın çıkarına değildir.
-
Uluslararası toplum ve özellikle Birleşmiş Milletler, bölgedeki gerilimi azaltacak daha etkin bir diplomatik rol üstlenmelidir.
-
İnsanlık, güvenlik kriziyle birlikte aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir sınavdan geçmektedir.
Savaşların bedelini çoğu zaman liderlerin değil masum insanların, çocukların ve henüz doğmamış nesillerin ödediğini ifade eden Akpınar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bu süreçte barıştan yana durması gerektiğini vurguladı.
“Türkiye ile dayanışma büyük önem taşıyor”
Akpınar, KKTC’nin bu hassas dönemde toplumsal birlik ve beraberliğini güçlendirmesi gerektiğini belirterek, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir dayanışma içinde hareket ederek bölgesel istikrarın korunmasına katkı sağlanması gerektiğini ifade etti.
Bölgede yaşanan gelişmelerin yarattığı güvenlik hassasiyetleri çerçevesinde KKTC’nin güvenliğine yönelik alınan önleyici tedbirlerin Kıbrıs Türk halkı için büyük önem taşıdığını kaydeden Akpınar, Ercan Havalimanı’nda konuşlandırılan Türk Hava Kuvvetleri’ne ait F-16 savaş uçaklarının caydırıcılık ve güvenlik açısından önemli bir görev üstlendiğini belirtti.
Akpınar, KKTC’nin güvenliğinin sağlanmasına yönelik bu adım dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve Türk Hava Kuvvetleri’ne teşekkür ederek, Anavatan Türkiye’nin desteğinin Kıbrıs Türk halkı için tarihsel dayanışmanın ve ortak kader bilincinin güçlü bir göstergesi olduğunu söyledi.
“Akıl ve diplomasi silahların sesinden güçlüdür”
Bölgede barış, istikrar ve güvenliğin korunması için gösterilen kararlı duruşun Doğu Akdeniz’de caydırıcılığı güçlendiren önemli bir katkı olduğunu ifade eden Akpınar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin barış ve istikrarın korunması için toplumsal birlik ve devlet aklıyla hareket etmeye devam edeceğini belirtti.
Akpınar açıklamasında, akıl, sağduyu ve diplomasinin silahların sesinden daha güçlü olduğunu vurgulayarak, bugün ihtiyaç duyulanın korku değil cesaret, ayrışma değil birlik, savaş değil barış olduğunu kaydetti.
Demokrat Parti olarak bölgede gerilimin azaltılması ve insanlığın ortak geleceğinin korunması için tüm tarafları diyalog, diplomasi ve barış zeminine dönmeye davet ettiklerini belirten Akpınar, Kıbrıs Türk halkının geçmişte olduğu gibi bugün de sağduyunun, barışın ve insanlık değerlerinin yanında durmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.