Akpınar, yaptığı yazılı açıklamada, paylaşılan yaklaşık batimetrik profile göre Girne açıklarında deniz tabanının kıyıdan uzaklaştıkça hızla derinleştiğini, yaklaşık dört deniz mili, yani 7,4 kilometre açıkta derinliğin 600 metreyi aştığını, güzergahın orta kesimlerinde ise bin metre seviyelerine yaklaştığını kaydetti.
Bu verilerin enkazın kesin koordinatlarını gösteren resmi bir seyir haritası olmadığını vurgulayan Akpınar, facianın 3-4 kilometre daha açıkta ve daha derin bir bölgede meydana gelmesi halinde arama çalışmalarının çok daha zorlaşabileceğini ve müdahale süresinin uzayabileceğini söyledi. Akpınar, bu olayın bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Bundan sonra aynı ölçüde şansa güvenme hakkımız yok.” dedi.
Kuzey Kıbrıs’ın yüzlerce kilometrelik sahil şeridine sahip olduğunu belirten Akpınar, toplumun denizlerin derinlik yapısı, akıntıları ve meteorolojik özellikleri, biyolojik çeşitlilik, deniz ulaşımındaki tehlikeler ve arama kurtarma kapasitesi konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını savundu.
Akpınar, güvenli yüzme, yelken, dalış ve su sporları kültürü ile sürdürülebilir balıkçılığın da günlük yaşamın bir parçası haline getirilemediğini belirterek, denizlerden ulaşım, spor, turizm, balıkçılık ve bilimsel araştırma amacıyla yararlanılmasına rağmen “denizi bütün yönleriyle tanıyan ve denizle yaşayan bir toplum” olunduğunun söylenemeyeceğini ifade etti.
– “Ayrıntılı batimetrik haritalar hazırlanmalı”
Akpınar, bu kapsamda, Kuzey Kıbrıs kıyıları ve deniz yetki alanlarına ilişkin ayrıntılı batimetrik haritaların hazırlanarak erişilebilir hale getirilmesini önerdi.
Deniz ambulansı, hızlı müdahale ve arama kurtarma gemileri ile insansız hava ve deniz araçlarından oluşan sürekli bir müdahale sistemi kurulması gerektiğini belirten Akpınar, derin deniz aramalarında kullanılabilecek sonar, ROV ve robotik sistemler için Türkiye ile müşterek kapasite oluşturulması çağrısında bulundu.
Akpınar ayrıca limanlardaki denetimlerin, yolcu manifestolarının, gemi yeterliliğinin ve mürettebat eğitiminin dijital ve bağımsız biçimde izlenmesini; okullardan başlayarak yüzme, ilk yardım, deniz güvenliği ve deniz ekolojisi eğitimlerinin yaygınlaştırılmasını önerdi.
– “Kuzey Kıbrıs Deniz Araştırmaları ve Güvenliği Merkezi” kurulmalı
Üniversitelerin katkısıyla “Kuzey Kıbrıs Deniz Araştırmaları ve Güvenliği Merkezi” kurulması çağrısında bulunan Akpınar, balıkçılık, su sporları, çevre koruma ve deniz turizminin ortak bir “Mavi Vatan ve Deniz Yaşamı Stratejisi” kapsamında ele alınması gerektiğini de belirtti.
Akpınar, “Ada ülkesi olmak sadece denizlerle çevrili olmak anlamına gelmemelidir. Ada ülkesi olmak, denizi tanımak, ona saygı duymak, onun sunduğu imkanlardan bilinçli biçimde yararlanmak ve tehlikelerine karşı her an hazırlıklı olmaktır.” dedi.
Yaşanan acının denizlerle ilişki konusunda yeni bir toplumsal bilincin başlangıcına dönüştürülmesi gerektiğini ifade eden Akpınar, toplumun denizleri tanıyan, koruyan ve gerektiğinde insanlarını kurtarabilecek kapasiteye sahip olması gerektiğini kaydetti.