Ataoğlu, toplum güvenliğinin siyasi polemiklere konu edilmemesi gereken son derece hassas bir alan olduğuna dikkat çekerek, Polis Genel Müdürlüğü’nün kamuoyuyla paylaştığı 2026 yılı ilk yedi aylık verilerinin, ülkede güvenlik alanında önemli bir başarının ortaya konduğunu açıkça gösterdiğini belirtti.
“Polis Genel Müdürlüğümüzün açıkladığı resmi rakamlar; toplam suç ve kabahat sayısının son iki yıldır kesintisiz şekilde gerilediğini, 2021 yılına kıyasla yüzde 30’un üzerinde düşüş yaşandığını ve suçların aydınlatılma oranının yüzde 99’un üzerine çıktığını ortaya koymaktadır.” diyen Ataoğlu, toplumda güvensizlik algısı yaratacak söylemlerin gerçek verilerle örtüşmediğini ifade etti.
Ataoğlu, güvenliğin yalnızca polis teşkilatının değil, hükümetin tüm kurumlarının ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, son dönemde denetimlerden teknolojik altyapının güçlendirilmesine, trafik güvenliğinden kamu düzeninin korunmasına kadar birçok alanda önemli adımlar atıldığını kaydetti.
Turizm sektörünün ülke ekonomisinin lokomotiflerinden biri olduğunu vurgulayan Ataoğlu, güvenlik konusunda yaratılmaya çalışılan olumsuz algının en büyük zararı ülkenin uluslararası imajına ve turizm sektörüne vereceğini söyledi.
“KKTC, her yıl yüz binlerce turisti ağırlayan, güvenli destinasyon kimliğiyle öne çıkan bir ülkedir. Elbette her olay ciddiyetle ele alınmalı, eksiklikler varsa giderilmelidir. Ancak münferit olaylar üzerinden ülkemizi güvensiz göstermeye çalışmak; turizmcimize, esnafımıza, yatırımcımıza, eğitim sektörüne ve ülke ekonomisine zarar vermekten başka bir sonuç doğurmaz. Sorumlu siyaset anlayışı bunu gerektirir.”
Ana muhalefetin kaygılarını dile getirmesini doğal karşıladığını ifade eden Ataoğlu, çözüm üretmenin yolunun sürekli olağanüstü toplantı çağrıları yapmak değil, diyalog ve iş birliği içerisinde hareket etmek olduğunu söyledi.
“Toplum güvenliği hepimizin ortak meselesidir. Bu konu üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışmak yerine, elimizdeki verileri birlikte değerlendirmeli ve varsa alınması gereken ilave tedbirleri ortak akılla konuşmalıyız. Demokrat Parti olarak her zaman yapıcı diyaloğa açığız.”
Ataoğlu açıklamasının sonunda şu çağrıda bulundu:
“Meclis’i olağanüstü toplamak yerine, tüm siyasi partilerin, ilgili bakanlıkların, Polis Genel Müdürlüğü’nün ve sektör temsilcilerinin katılımıyla kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirelim. Ülkemizin güvenliği, halkımızın huzuru ve turizm sektörümüzün geleceği için popülizmi değil, sağduyuyu ve iş birliğini tercih edelim. Demokrat Parti olarak bu yönde atılacak her adıma katkı koymaya hazırız.”




