MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kıbrıs meselesi ve Doğu Akdeniz'deki gelişmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bahçeli, Türk milletinin kendi haklarını başkalarının kararlarına bırakmayacağını belirterek, Kıbrıs davasının tarihsel ve siyasi gerçeklerinin göz ardı edilemeyeceğini ifade etti.
Kıbrıs Türk halkının geçmişte ağır bedeller ödediğini vurgulayan Bahçeli, 1950'li yıllardan itibaren Enosis hedefi doğrultusunda yürütülen politikaların adadaki Türk varlığını tehdit ettiğini söyledi. EOKA terörü, Akritas Planı ve 1963 Kanlı Noel olaylarını hatırlatan Bahçeli, Kıbrıs Türklerinin yıllarca kuşatma altında yaşadığını kaydetti.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirten Bahçeli, Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanarak adada yalnızca Türklerin değil, barış ve dengenin de güvencesi olduğunu dile getirdi.
Kıbrıs konusunda Türkiye'ye eleştiri yönelten çevrelere de tepki gösteren Bahçeli, Kıbrıs Türklerinin 1963-1974 yılları arasındaki direnişinin görmezden gelinemeyeceğini ifade etti. Rum tarafının çözüm süreçlerindeki tutumunu eleştiren Bahçeli, "Kıbrıs'ta hakikatin adı iki millettir, iki devlettir, iki ayrı egemen iradedir" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin etkin ve fiilî garantörlüğünün tartışmaya açık olmadığını vurgulayan Bahçeli, "Biz unutmadık, size de unutturmayacağız" diyerek Kıbrıs Türk halkının hak ve menfaatlerinin savunulmaya devam edileceğini söyledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Türkiye açısından stratejik önemine dikkat çeken Bahçeli, KKTC'nin milli güvenliğin güney cephesindeki kilit taşı ve Mavi Vatan anlayışının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Doğu Akdeniz ve Ege'deki gelişmelere de değinen Bahçeli, Türkiye'nin denizlerdeki hak ve çıkarlarından taviz vermeyeceğini belirterek, Rum-Yunan ikilisinin Türk milletinin kararlılığını geçmişte olduğu gibi bugün de yanlış değerlendirdiğini savundu.
"BİZE İNSANLIK DERSİ VEREMEZLER"
Türk milleti, kendi hakkını başkalarının iki dudağı arasından süzülecek söze bırakacak tıynette değildir. Kıbrıs davasının kökleri derindedir. 1950'lerden itibaren Enosis hülyası adanın üzerine kara bir gölge gibi çökmüştür. EOKA terörü, Kıbrıs Türkü'nün canına, malına, varlığına ve istikbaline kastetmiştir. 1960 Ortaklık Devleti, Rum tarafının Türkleri eşit kurucu ortak olarak görmek istememesi nedeniyle kısa sürede işlemez hâle getirilmiştir. Akritas Planı ile Kıbrıs Türkü'nün siyasi eşitliği yok edilmek istenmiş, 1963 Kanlı Noel karanlığı adadaki Türk varlığına yönelen soykırım siyasetinin en acı sayfalarından biri olmuştur. Kıbrıs Türkü yıllarca kuşatma altında yaşamıştır. Köyler yakılmış, ocaklar söndürülmüş, çocuklar yetim, analar gözü yaşlı bırakılmıştır. 1974 yılına gelindiğinde bıçak kemiğe dayanmış, Ayşe tatile çıkmıştır. Türkiye, garantörlük hukukundan doğan hakkını kullanmış, Kıbrıs Barış Harekâtı ile adada yalnız Türk'ün değil, barışın ve dengenin de teminatı olmuştur.
Bugün hâlâ bu tarihi yok sayarak Türkiye'ye Kıbrıs dersi vermeye kalkışanlar hakikatin üstünü örtemezler. Kıbrıs'ta Enosis hayalini self-determinasyon kılıfında pazarlayanlar, EOKA terörünü bağımsızlık mücadelesi makyajıyla aklamaya çalışanlar, Akritas Planı'nın kanlı hesabını teferruat gibi göstermeye yeltenenler, Kıbrıs Türkü'nün 1963'ten 1974'e uzanan direnişini görmezden gelenler bugün bize insanlık dersi veremezler.
"BİZ UNUTMADIK, SİZE DE UNUTTURMAYACAĞIZ"
Hiç kimse bizden Kıbrıs Türkü'nün davasını müzakere masalarında aşındırılmış formüllere, uzatılmış oyalamalara ve Rum tarafının bitmeyen oyunlarına teslim etmemizi istemesin. Kıbrıs'ta hakikatin adı iki millettir, iki devlettir, iki ayrı egemen iradedir. Bu uğurda çektiğimiz çileleri, 1963'ün karanlık gecelerini, 1974'te Rubicon'un nasıl geçildiğini tarih bütün detaylarıyla yazmıştır. Türkiye'nin hukuk temelinde tartışmaya açık olmayan etkin ve fiilî garantörlüğünü tartışmaya açmaya çalışanlar, bu topraklardaki varoluş kavgalarımızı ya unutmuş ya da unutturmak istemektedir.
Biz unutmadık. Size de unutturmayacağız. Kıbrıs Türkü'nü Avrupa Birliği'nin kör tarafgirliğinin, Rum-Yunan ikilisinin bitmeyen şımarıklığının insafına terk etmedik.
- Terk etmeyeceğiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, büyük Türk milletinin deniz jeopolitiğinde ileri karakolu, millî güvenliğimizin güney cephesindeki kilit taşı, Mavi Vatan ufkumuzun ayrılmaz bir parçasıdır.
Türkiye kendi denizlerinde seyirci değildir. Türkiye kendi kıyılarında bekçi kulübesine hapsedilecek bir devlet değildir. Adalar Denizi, egemenlik, güvenlik ve millî hâkimiyet sahasıdır. Doğu Akdeniz, Anadolu'nun mavi kapısı, Kıbrıs Türkü'nün hayat alanı, enerji denklemlerinin merkez üssü ve deniz yetki alanlarımızın nirengi noktasıdır. Mavi Vatan, denizlerdeki Misak-ı Millî şuurudur. Rum-Yunan ikilisinin tarih boyunca değişmeyen hatası, Türk sabrını yanlış okumak olmuştur. Onlar Türk'ün sessizliğini çekingenlik, diplomasi arayışını zayıflık, barış arzusunu geri adım sanmışlardır. Her defasında yanılmışlardır. Bugün de yanılmaktadırlar.





