Fransa mahkemesi dünkü kararıyla, Behdad Jafari’nin Güney Kıbrıs’a iade edilmesiyle ilgili talebi böylelikle net ve kesin şekilde reddetmiş oldu.

Behdad Jafari, Fransa’daki hukuki süreçle ilgili olarak Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi’nin esas kararını ve akabinde Fransız Yargıtayı’nda (Cour de Cassation) yaşanan gelişmeleri doğru, açık ve anlaşılır şekilde kamuoyuna aktarmak amacıyla yazılı açıklama yaptı.

Jafari, Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) yaptığı yazılı açıklamada, amacının süreçle ilgili tüm tarafları mevcut hukuki durum hakkında bilgilendirmek olduğunu ifade etti.

Jafari, Kıbrıs Rum makamlarının, 2015–2025 yılları arasında Kuzey Kıbrıs’ta, yani Kıbrıs Cumhuriyeti’nin fiilî kontrolü altında olmayan bölgede işlendiği iddia edilen mülkiyet ile ilgili çeşitli suçlamalar nedeniyle iadesini talep ettiğini hatırlattı.

Behdad Jafari, 10 Aralık 2025 tarihinde, Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi Soruşturma Dairesi’nin, Kıbrıs Rum Kesimi tarafından çıkarılan Avrupa Tutuklama Müzekkeresi (Talebi) (EAW) ile ilgili nihai kararını verdiğini belirtti. Mahkemenin kapsamlı bir incelemenin ardından net ve kesin bir karar verdiğini vurgulayan Jafari, Fransa’nın, Kıbrıs Rum makamlarının Avrupa Tutuklama Müzekkeresi’nin (Talebi) yerine getirilmesi yönündeki başvurusunu reddettiğini vurguladı.

Behdad Jafari, Yetkili İstinaf Mahkemesi’nin bu kararı iki bağımsız ve kesin gerekçeye dayandırdığını şu sözlerle açıkladı:

“Fransız yargı makamlarının talebi üzerine, Rum makamlarının sunduğu ek bilgi ve belgeler, isnat edilen fiillerin içeriğini, kapsamını ve somut unsurlarını ortaya koymak açısından yetersiz ve uyumsuz bulunmuştur. Sunulan bilgiler suç iddialarından ibaret olup, suç tanımını ve/veya cezalandırma prensiplerine ilişkin yeterli delili ortaya koymadığından, Fransız hukukuna göre suç değerlendirmesi yapılmasına imkân vermemektedir.

Ayrıca iddiaların, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin etkin kontrolü dışında kalan ve Avrupa Birliği hukukunun uygulanmadığı Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleştiğinin açıkça anlaşılması, Avrupa Tutuklama Müzekkeresi’nin (Talebi) uygulanabilirliği açısından belirleyici bir unsur olmuştur. Kıbrıs’ın AB’ye katılımına ilişkin 10 No’lu Protokol gereği bu bölgelerde AB müktesebatı askıya alınmış olduğundan, müzekkerenin hukuken uygulanma şartlarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Karşı taraf yargılama sürecinde uyuşmazlığın sivil niteliği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Demopoulos içtihadı, siyasi saik iddiaları ve AB Temel Haklar Şartı’na ilişkin hususlar dahil birçok noktayı gündeme getirmiştir; ancak mahkeme, reddi gerektiren iki temel sebep nedeniyle bu ek iddialar hakkında değerlendirme yapmaya gerek görmemiştir.”

Behdad Jafari, sonuç olarak, iade talebinin reddedildiğini, Fransa’nın Rum tarafının iade talebini kabul etmediğini ve tüm adli kontrol tedbirlerinin kaldırıldığını da aktardı.

- “Yargıtay süreci noktalandı: İadenin reddine ilişkin karar kesin ve yürürlüktedir”

Davanın bu aşamadan sonra temyiz edilerek Fransız Yargıtayı’na taşındığını ifade eden Jafari, ilgili savcılık tarafından yasal sürede gerekli hukuki gerekçelerin sunulmaması ve/veya dosyanın devamı için yetersiz bulunması sebebiyle temyiz talebinin reddedildiğini ve yetkili istinaf mahkemesinin kararının dün itibarıyla tamamen kesinleştiğini bildirdi.

Jafari, “Temyiz sürecinin kapandığını, Yargıtay’ın dosyayı esastan incelemeyeceğini ve Yetkili İstinaf Mahkemesi’nin kararının kesin ve bağlayıcı hale geldiğini vurguladı.

“İadenin reddine ilişkin karar kesin ve yürürlüktedir. Yargıtay süreci sonuçlanmıştır” diyen Jafari, avukatlarıyla birlikte sürecin nihai hukuki etkilerini değerlendirdiğini de kaydetti.

- “Mülkiyet sorunu ancak kapsamlı ve siyasi bir çözüm ile nihai olarak ele alınabilir”

Behdad Jafari, “Bu süreç aynı zamanda bir kez daha göstermiştir ki, Kıbrıs’ta mülkiyet sorunları, her iki tarafın da mağduriyet yaşadığı alanlarda, ancak kapsamlı ve siyasi bir çözüm ile nihai olarak ele alınabilir; bu meselenin bireysel bir uyuşmazlık ve/veya bireysel ceza yargılamasına indirgenmesi doğru değildir ve mevcut durum hem hukukun işleyişini hem de temel hakların korunmasını zedelemektedir” dedi.

“Gerçekleri çarpıtarak kamuoyunun yanıltılmasına izin verilmeyeceğiz “
“Gerçekleri çarpıtarak kamuoyunun yanıltılmasına izin verilmeyeceğiz “
İçeriği Görüntüle

Kıbrıs Rum tarafının, AB üyeliğini kendi siyasi pozisyonunu güçlendirmek amacıyla kullanarak Avrupa Tutuklama Müzekkeresi gibi mekanizmaları tüm Avrupa genelinde bir baskı aracı olarak devreye sokmasının kabul edilmez olduğunu söyleyen Jafari, bu tür girişimlerin, yalnızca hukuka aykırı olmakla kalmadığını, aynı zamanda insanların temel hak ve özgürlüklerini tehdit eden ağır sonuçlar doğurduğunu da belirtti. Jafari, “Bu haksız ve hukuksuz yaklaşımlara karşı her düzeyde mücadele etmeye devam edecek, hiçbir koşulda özgürlüklerimizin elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

- Dava sürecinde destek verenlere teşekkür

Jafari açıklamasını şu ifadelerle noktaladı:

“Bu süreç boyunca hukukun üstünlüğüne ve şeffaflığa bağlılığımı sürdürdüm. Bana destek veren herkese teşekkür ederim. Özellikle, sürecin başından beri titizlikle dava desteği sunan danışmanlarıma en içten teşekkürlerimi sunarım. İlk günden bu yana desteğini hiçbir zaman esirgemeyen Sayın Erhan Erçin’e ve kıymetli avukatım Sayın Özge Bengüsu’ya da minnettar olduğumuzun altını çizmek istiyorum.

Dosyamı profesyonelce ve büyük bir titizlikle inceleyen Fransız yargı sistemine ayrıca teşekkür ederim. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti makamlarının konuyu en başından bu yana yüksek hassasiyet ve kararlılıkla takip etmiş olmasının, hem şahsım hem de ailemiz açısından son derece kıymetli olduğunu özellikle ifade etmek isterim.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına, Dışişleri Bakanlığına ve Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Yönetimine ise süreç boyunca sağladıkları destek için de çok teşekkür ederim. Gelişmeler oldukça kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğim.”

Muhabir: Emrah Yedek