banner2

DAÜ TDM hukuk fakültesi temsilcisi Merve Nur Değerli’den mülteci çocuk hakları açıklaması

banner35

banner44
DAÜ TDM hukuk fakültesi temsilcisi Merve Nur Değerli’den mülteci çocuk hakları açıklaması

Doğu Akdeniz Üniversitesi Toplumsal Duyarlılık Merkezi (DAÜ TDM) Hukuk Fakültesi Temsilcisi ve Hukuk Fakültesi, Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Merve Nur Değerli, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle bir yazı kaleme aldı. Değerli, “Mülteci Çocuk Hakları” başlıklı yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Yasal ya da yasal olmayan yollarla başlayan göç hareketi, üç aşamada tamamlanmaktadır; mültecilerin ülkelerinden ayrılması, mültecilerin hedef ülkeye varması ve kabulü ile mültecinin o ülkede yaşamaya başlaması. Bahsi geçen üç süreçte en çok mağdur olan kesim çocuklardır.

Çocukların var olan mağduriyetlerinin azaltılarak ortadan kaldırılması için Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ışığında çocukların yaşadıkları şartları iyileştirmeye yönelik yapılan çalışmalar hızlandırılmıştır. Geleceğimiz olan çocukların kimliklerine ve nereden geldiklerine bakılmaksızın hayat kaygısı gütmeden yaşama hakkından faydalanması, ayrımcılığa uğramadan eğitim ve sağlık haklarından faydalanması, güvenlik birimlerince korunup kollanmaya ve üstün yarar anlayışıyla topluma kazandırılması her devletin ana çıkış noktası olmalıdır.

banner37
Göç eden 18 yaşından küçüklerin gelişimini destekleyecek sağlıklı ortamda yaşama hakkı vardır. Ailesiyle birlikte göç eden çocukların aile birliği içinde büyüme ve gelişiminin sağlanması için çabalayan taraf devletlerin refakatsiz çocuklarla ilgili farklı uygulamaları vardır. Refakatsiz ülkelerini terk etmek zorunda kalan mülteci çocukların savunmasız olması, şiddet, işkenceye maruz kalma, kötüye kullanım, beslenme ve sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Bu yüzden refakatsiz çocukların dil ve kültür sorunu aile sıcaklığında çözülmeye çalışılmalı ve sosyal hayata kazandırılmaları kolaylaştırılmalıdır.

Çocuğun gelişiminde en önemli etken çevredir. Çocuğun sosyal gelişimi ile ilişkili olarak etnik, kültürel, dini, ulusal inançları doğrultusunda kimlik kazanma hakkı vardır. Kapasitesini ortaya koyabildiği, ailesi ya da bakım verici yetişkinlerle birlikte, çatışma ortamından uzak, temiz bir çevrede yaşama, sağlık hizmetlerinden yararlanma, eşitlik ilkesi kapsamında muamele görme hakları sosyal yaşamdaki hakları kapsamında değerlendirilir.

Ailesiyle birlikte, ya da kimsesiz bir şekilde yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kalan çocuklar genellikle okul çağındadır. Kendi ülkelerinde mahrum kaldıkları eğitim hakkından faydalanmaları önceliklidir. Bu sayede göç ettikleri ülkelerin kültürüyle tanışacak, arkadaşlar edinecek ve bu da çocuklarda aidiyet duygusunun oluşmasını sağlayacaktır. Mülteci çocukların kaliteli bir hayat sürmelerinin hedeflendiği toplumlarda sağlık konusu önemlidir. Mülteci çocukların doğrudan ve ücretsiz olarak sağlık hizmetlerine ulaşımı mümkün olmalıdır. Bedensel tedavinin yanı sıra, oldukça travmatik olan göç olayının çocuk psikolojisinde kötü izler bırakmaması için psikolojik destek sağlanması da oldukça önemlidir. Mültecilerin yaşadıkları yerlerdeki kalabalık ortamlar ve olumsuz şartlar iltihap kapmaya ve hastalığa elverişlidir. Bu şartların iyileştirilmesi ve orada yaşayan, gerek yetişkin, gerekse de çocukların hiçbir ayrım gözetilmeksizin sağlık hakkından faydalanmaları sağlanmalıdır. Sağlığın hem bedensel, hem de mental olarak iyileştirici etkisi, mülteci çocukların da topluma kazandırılması konusunda oldukça önemlidir. Eğitimin her çocuğun temel hakkı olduğu ile duygusal ve sosyal gelişimleri açısından önemli olduğu unutulmamalıdır. Kayıp bir kuşağın oluşmaması için hükümet ve sivil toplum kuruluşlarının üzerlerine düşen görevleri yerine getirmeleri büyük bir önem arz etmektedir.

Mülteci çocuklara toplumda azınlık gözüyle bakılmaması gerekmektedir. Mülteciler, göç sonrasında sığınılan ülkelerde, diğer vatandaşlarla eşit olmayan koşullarda yaşamak, yabancı düşmanlığı ve ayrımcılık ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu yüzden ötekileştirmeyi önleyici politikalar geliştirilmelidir.

Çocuğun korunması ana amaçtır. Bu yüzden mülteci çocukların güvenliklerinin sağlanması gereklidir. Bu çocukların şiddetin her türlüsünden, istismardan, insan ticaretinden korunması ve ekonomik kazanç sağlamak uğruna çalıştırılmalarının engellenmesi gerekmektedir. Savunmasız ve bakıma muhtaç olan çocuğun istekleri göz önüne alınmalı, kötü çetelerin kirli çıkarları için kullanılmaları engellenmelidir. Çocuk suçlular için uygulanacak politika cezalandırmaktan çok topluma geri kazandırmaya yönelik olmalıdır.”

YORUM EKLE
banner50
SIRADAKİ HABER

banner12

banner1