Erhürman, bu tutumların Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasındaki ilişkileri iyileştirmediğini, aksine hasara uğrattığını kaydetti.
Erhürman, yaptığı açıklamada, çözüm istemenin yolunun yalnızca “çözüm isterim” demekten değil; Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların eşit olduklarını ve eşit haklara sahip olduklarını kabul etmekten, ilişkileri geliştirecek ve birbirlerine daha fazla güvenmelerini sağlayacak yolları açmaktan geçtiğini vurguladı.
- “Güveni artıracak veya yaratacak önlemler son derece önemli”
Erhürman, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Güven Yaratıcı (Artırıcı) Önlemler” (GYÖ), Kıbrıs sorunu ile ilgili müzakereler tarihinde defalarca kullanılmış, yerleşik hale gelmiş bir kavram.
Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasında tarihsel olaylardan, yaşanmışlıklardan ve daha pek çok faktörden kaynaklanan güven sorunları var. O nedenle güveni artıracak veya yaratacak önlemler son derece önemli.
Benim düşünceme göre, bu kavramın adı konmamış bir içeriği daha var. Evet, güveni artırmak, yaratmak için bazı ‘önlemler almak çok önemli. Ama adı konmamış eş zamanlı içerik size, bu önlemleri geliştirmeye çalışırken, tam tersine güveni azaltacak veya var olduğu kadarını da aşındıracak faaliyet ve etkinliklerden mümkün olduğunca uzak durmayı ‘salık verir’ bence…
Kıbrıslı Türkler, üzerlerindeki izolasyonun kaldırılmasını istiyor, bunun için mücadele ediyor uzun bir süreden beri... Uluslararası toplum ve uluslararası kuruluşlar da, özellikle 2004’ten sonra yaptıkları açıklamalarla bunun meşru, hatta olması gereken olduğunu vurguladılar defalarca… Buna karşın Kıbrıs Rum diplomasinin bir süreden beri yürüttüğü bir kampanya var.
Özet şu: ‘Kıbrıslı Türklerin üzerlerindeki izolasyonun kalkması ya da hafiflemesi onların çözüm konusundaki isteklerini ortadan kaldıracak’. ‘Yeni güven yaratıcı önlemlerin devreye sokulması, statükoyu konforlu bir alan haline getirecek’. Yani, özetin özeti: ‘İzolasyonun kaldırılması, hatta hafifletilmesi ve yeni güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi çözüme hizmet etmez, çözümü zorlaştırır’
Kıbrıslı Türk görüşmecinin büyükelçilerle görüşmesinin engellenmesi, Girne’de düzenlenecek bir sanat etkinliğinin iptal edilmesinin sağlanması, uluslararası alanda sporculardan halk dansları ekiplerine kadar pek çok insanımızın katılımı konusunda güçlükler çıkarılması gibi girişimler, başkaları yanında bu tip açıklamalarla da ‘gerekçelendirilmeye’ çalışılıyor anlayabildiğimiz kadarıyla…
- “Kıbrıs Türk halkı çözüm iradesine sahip”
Hiç uzatmadan bir kez daha söyleyelim ki herkes duysun ve bilsin: Güven Artırıcı (Yaratıcı) Önlemler konusunda isteksiz davranılması, izolasyonun kaldırılmasının, hatta hafifletilmesinin engellenmesi, Kıbrıslı Türklerin görünmez kılınmaya çalışılması, iddiaların aksine, çözüm için ortaya konulan çabalara yarar sağlamıyor, zarar veriyor. Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasındaki ilişkileri iyileştirmiyor, bunları hasara uğratıyor.
Nitekim; Birleşmiş Milletler’in son dönemde Güven Artırıcı Önlemler konusunda yaptığı vurgular, onların da özünde bu görüşü paylaştığını ortaya koyuyor.
Sonuç itibarıyla şunu söyleyerek bitirelim: Kim ne derse desin, çözüm istemenin yolu, ‘çözüm isterim’ demekten değil, Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların eşit olduklarını, eşit haklara sahip olduklarını kabul etmekten, ilişkilerini geliştirecek, birbirlerine daha fazla güvenmelerini sağlayacak yolları açmaktan geçiyor.
Aksi, söylenenlerle yapılanların tutarlı olmaması sonucunu doğuruyor ki, o durumda da bunları uluslararası topluma daha fazla anlatmak, daha etkili ve aralıksız biçimde anlatmak bizim için görev haline geliyor. Çünkü Kıbrıs Türk halkı çözüm iradesine sahip. Ama çözüm iradesine sahip olması, asla çocuklarının dünyadan izole edilmesi için çaba gösterilmesini içine sindireceği anlamına gelmiyor.”




