BM Genel Sekreteri António Guterres, Kıbrıslı Türklerin kültürel, sportif, siyasi ve diplomatik faaliyetlerinin engellenmesine ilişkin gelişmelerin, karşılıklı güveni güçlendirme çağrılarıyla ters düştüğünü vurguladı. Guterres, güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi için çalışmaların sürdürülmesini istedi.
Temas ve iş birliği çağrısı
Guterres, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın 28 Ağustos 2026 tarihli mektubuna 16 Ekim’de verdiği yanıtta, Kıbrıslı Türklerin faaliyetlerini etkileyen gelişmelere ilişkin endişeleri dikkatle not ettiğini belirtti. New York’ta Erhürman ile gerçekleştirdiği görüşmeye ve Temmuz ayında Kıbrıs’a yaptığı ziyarete de değinen Guterres, iki taraf arasındaki temasların, iş birliğinin ve güven tesisine yönelik çabaların devam etmesinin önemine dikkat çekti.
Güven artırıcı önlemler öncelikli
BM Genel Sekreteri, Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín’den güven artırıcı önlemlerin uygulanması konusunda her iki tarafla yürüttüğü çalışmaları sürdürmesini istedi. Guterres, etkinliklerin iptali de dahil olmak üzere güven tesisini engelleyen eylemlerin, ortak çabalara ters düştüğünün ilgili tüm aktörlere yeniden vurgulanmasını talep etti.
AB’den de benzer mesaj
Avrupa Komisyonu da Erhürman’ın aynı konuda 28 Ağustos’ta gönderdiği mektuba 6 Ekim’de verdiği yanıtta, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasında güvenin tesis edilmesinin ve olumlu bir atmosferin teşvik edilmesinin önemini vurgulamıştı. Komisyon, Kıbrıslı Türkler ile Avrupa Birliği arasında köprülerin kurulması, diyaloğun geliştirilmesi ve yakınlaşmanın sağlanması hedeflerine dikkat çekmişti.
Holguín: Düşmanca ortamda müzakereler doğmaz
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín de daha önce gazeteci Yusuf Kanlı’ya verdiği demeçte, Kıbrıslı Türk temsilcilerin uluslararası temaslarının kısıtlanmaya çalışılmasının çözüm için elverişli koşulların yaratılmasını zorlaştırdığını söylemişti.
Holguín, “Müzakereler kendiliğinden ortaya çıkmaz; düşmanca bir ortamdan da doğmaz” ifadelerini kullanarak, sürecin karşı tarafı ve onun varlığını anlamayı ve kabul etmeyi gerektirdiğini vurgulamıştı.





