Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yapılan güncel konuşmalarda ekonomi, sağlık ve Kıbrıs konusu tartışıldı.

-Uluçay

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Teberrüken Uluçay, “Çarşı, Ekonomi ve Siyaset” konulu güncel konuşmasında, hayat pahalılığı ödeneğine ilişkin ülkede yaşananlara işaret ederek, gereksiz bir tartışmayla çarşı, siyaset ve çalışanların yorulduğunu söyledi.

Savaşın getirdiği belirsizlik, petrol ve navlun fiyatlarının artması, gıda fiyatlarının yükselişi, hava ulaşımının daha pahalı hale gelmesiyle üretim maliyetlerinin yükseldiğini dile getiren Uluçay, bunun olumsuzlukları beraberinde getirdiğini kaydetti.

Suriye’de üretilen sanayi ürünlerinin AB'ye gümrüksüz girmesini sağlayacak gelişmeye değinen Uluçay, “Önemli bir yol haritası önümüzde durmaktadır” dedi. Uluçay, dünyada savaşlarla birlikte ortaya çıkan belirsizlikler ışığında yeni ticaret ve turizm potansiyellerini KKTC’ye kazandırmak için gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Antalya Diplomasi Forumu’nda önemli mesajlar verildiğini dile getiren Uluçay, bazı başlıklara değinerek, daha fazla diplomasi, daha fazla iş birliği, daha fazla temas ve kronikleşmiş sorunlara daha fazla çözümün önemi üzerinde durdu.

Arıklı, eylem yapan taksicilerle görüştü: Çözüm sözü verdi
Arıklı, eylem yapan taksicilerle görüştü: Çözüm sözü verdi
İçeriği Görüntüle

Temmuz ayında Ankara’da NATO Zirvesi yapılacağını kaydeden Uluçay, zirvenin başlıklarının KKTC’yi de yakından ilgilendireceğini, KKTC’nin bu başlıkların önemli bir parçası olacağını söyledi. Uluçay, KKTC’nin stratejisini ortaya koyması ve gelişmelerin dışında kalmaması gerektiğinin altını çizdi.

-Hasipoğlu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu ise Uluçay’a yanıt verdi. Hayat pahalılığı ödeneğini düzenleyen yasa tasarısının Komiteye geri çekildiğini hatırlatan Hasipoğlu, ekonomik anlamda tedbirlerden vazgeçilmediğini ancak bunun sulh ortamında çalışılması gerektiğini kaydetti. Hasipoğlu, bunun bir zorunluluk olduğunu, savaştan dolayı tedbir ihtiyacı doğduğunu söyledi.

Bakan Hasipoğlu, 2018’de CTP’nin hükümette olduğu dönemde kanun hükmünde kararnameyle hayat pahalılığını dondurduğunu anımsattı.

CTP Milletvekili Filiz Besim ise yerinden söz alarak, 2018 yılındaki kararın sendikalar ve bütün paydaşlarla birlikte alındığını ve daha sonra geri ödemesinin yapıldığını söyledi.

Bakan Hasipoğlu ise, CTP’nin doğru bir empati yapmadığını, şimdi de aynı şeyin yaşandığını kaydederek, Komitede halkın menfaatine karar çıkacağı inancını dile getirdi.

Antalya Diplomasi Forumu’na da değinen Hasipoğlu, “Net olmayan dış politikada bazı hususlar görüyorum” dedi. Türkiye Cumhuriyeti’nin iki devletli çözüm konusunda çok net olduğunu vurgulayan Hasipoğlu, CTP’nin forumda federasyonu desteklediğini söylediğini, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’dan ise federasyon kelimesini duymadıklarını belirtti.

Kıbrıs Rum tarafının adanın yönetimini ve zenginliğini paylaşmak istemediğini ifade eden Hasipoğlu, “Mesele egemenlik meselesidir” dedi. Bu tespitin Cumhurbaşkanı Erhürman tarafından da yapıldığını dile getiren Hasipoğlu, artık Türkiye’nin ve kendilerinin ifade ettiği gibi adadaki iki devlet gerçeğinden hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

-Uluçay

CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay ise yeniden söz alarak, dörtlü hükümet döneminde yapılan kanun hükmünde kararname ile bu dönemde yapılan kararnamenin şeklinin aynı olmadığını ifade etti.

Bakan Hasipoğlu ise yerinden söz alarak, 2018 yılındaki kanun hükmündeki kararnamenin gerekçesi olmadığını belirtti.

Uluçay ise, hükümetlerin kararname için yetkisi olduğunu ancak ilgili kesimlerle bunun paylaşılması gerektiğini kaydederek, hükümetin yaklaşımının yöntem olarak uygun olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı’nın yaklaşımının seçim döneminde yaptığı açıklamalarla aynı olduğunu, bu netlikten dolayı halkın Erhürman’a güvenerek, oy verdiğini dile getiren Uluçay, Kıbrıs Türk halkı olarak hak ettikleri noktayı yakalamak için mücadele vermeye devam edeceklerini belirtti. Uluçay, “Bu mücadelenin zemini iki bölgeli, iki toplumlu federasyondur” dedi.

-Besim

CTP Milletvekili Filiz Besim, “İhmal Zinciri: Teknecik’ten Hal Yasasına, Halk Sağlığı Kaderine Terk Edildi” konulu güncel konuşmasında, enerji güvenliği ve egemenliği konusunun önemine dikkat çekti.

Teknecik Termik Santrali’nin enerjinin kalbi olduğunu vurgulayan Besim, ülkede ciddi bir enerji politikasına, güçlü sürdürülebilir santrallere ihtiyaç olduğunu belirtti. Besim, santrallerin eskidiğini, güvenli yakıt kullanılmadığını dile getirdi. Termik santrallerinin sağlık riski yüksek alanlar olarak değerlendirildiğine dikkat çeken Besim, çalışanların kontrollerinin düzenli olarak yapılmasının yaşamsal olduğunun altını çizdi.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, termik santrallerdeki çalışanlara altı ayda bir metal ve kanser taraması yapılması gerektiğine dikkat çeken Besim, iki yıldır çalışanların hiçbir taramasının yapılmadığını söyledi. Besim, 152 tane çalışanın olduğu bir yerde revir olması gerektiğini de ifade etti.

Santral çevresinde yaşayan insanların halk sağlığı sorunlarının da ciddi olduğunu dile getiren Besim, Sağlık Bakanı’na, “Son iki yılda çalışanlara, son beş yılda çevrede toplum bazlı koruma amaçlı tarama yaptınız mı?” diye sordu.

Konuşmasında, üç yıl geçmesine rağmen Hal Yasası’nın devreye girmediğine de değinen Besim, su ve gıda analizlerinin kontrol altında olmadığını, ciddi sıkıntılar olduğunu söyledi. Besim, Hal Yasası’nı uygulamanın ülkede gıda güvenliğini ve denetimini sağlamak adına çok önemli olduğunu vurguladı.

-Dinçyürek: “Devlet Laboratuvarı birkaç aya bitecek”

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek ise, Besim’e yanıt verdi. “Bazı yaşanmışlıkları söylemezsek gerçekler ortaya çıkmaz” diyen Dinçyürek, 2014-2015 yıllarında Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı olduğunu hatırlattı, “Ülkeye yüzde bir kükürt içerikli yakıtın girmesini, onun üzerinde yakıtın girememesi kararını CTP’ye rağmen ben aldım Bakanlar Kurulu’nda” dedi.

“Kükürdün zararlarını biz sizden daha çok önemsedik” diye konuşan Dinçyürek, 2015'te Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek) bütçesini, filtre takılması için kalem olmadığı gerekçesiyle Bakanlar Kurulu’nda dört kez veto ettiğini anımsttı. Dinçyürek, bütçeye filtre takılması için kalem açılmaya karar verilince, bütçenin geçirildiğini ifade etti.

Dinçyürek, daha sonra hükümetin bozulduğunu ve CTP’nin atadığı dönemin Kıb-Tek Müdürü’nün, “Kaliteli yakıt geldiği için filtre takmaya gerek yoktur” yönünde karar aldığını belirtti. Tabipler Birliği’nin o dönemde tek bir açıklama yapmadığını ifade eden Dinçyürek, “Sizin samimiyetinizi sorgularız dersiniz ya esas ben sizin samimiyetinizi sorgularım” dedi.

Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı olarak görev yaptığı dönemde taş ocaklarının ruhsatlandırılması, izinlerinin uzatılması, denetlenmesi noktasında çok geniş kapsamlı çalışma yaptıklarını ifade eden Dinçyürek, görevden gittikten sonra ruhsatlandırmayla ilgili tüzüğü yeni CTP’li mevkidaşının yürürlükten kaldırdığını söyledi.

“Sizin kaygınız emekçiler ve çalışanlar değil sadece bunu siyasi polemik konusu yaparsınız” diyen Dinçyürek, Devlet Laboratuvarı’nın birkaç aya biteceğini de açıkladı.

-Besim

CTP Milletvekili Filiz Besim ise yeniden söz alarak, “Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı olduğunuz günlerde halk sağlığına duyduğunuz heyecanı belli ki Sağlık Bakanı olarak yitirmişsiniz” dedi.

Kükürtle ilgili kararın Özkan Yorgancıoğlu başkanlığı döneminde geçirildiğini dile getiren Besim, Bakan Dinçyürek’e bugün yerine geçmişten bahsettiği eleştirisinde bulundu.

-Rogers

Girne Bağımsız Milletvekili Jale Refik Rogers da, “Sağlıkta Denetim Eksikliklerinin Sonuçları” konulu güncel konuşmasında, İngiliz basınında ülkede faaliyet gösteren bir tüp bebek merkezine ilişkin bir haber yayınlandığına değinerek, aynı uzman hekimin adının geçtiği başka iddialar da olduğunu söyledi.

Ülkede 20 tüp bebek merkezinin faaliyet gösterdiğini, üç merkezin ise izinlendirme aşamasında olduğunu dile getiren Rogers, “Sayı çok, denetim yetersizdir” dedi. Bu alanın sağlık turizminin en önemli alanlarından biri olduğunu vurgulayan Rogers, “Gözbebeğimiz gibi bakmamız gerekir” vurgusu yaptı.

Yasaya göre, bir kadının yılda üç kez yumurta donasyonu yapabileceğini ifade eden Rogers, donasyonun sadece tıbbi değil etik bir mesele olduğunu kaydetti. Ancak her merkezin donasyon yapacak kişiyi kendi kodlama sistemiyle kaydettiğini dile getiren Rogers, ortak veri tabanı olmadığı için takibin kolay olmadığını, bir kadının birden fazla merkezde donasyon yapılabildiğini öyledi. Rogers, Sağlık Bakanlığı’nın gerekli takip ve bildirim sistemini kurmadığını ifade etti.

Taşıyıcı annelikle ilgili de ciddi yasal boşluklar olduğunu belirten Rogers, doğum ve ölümlerin kaydı yasasında değişikliğe gidilmesi gerektiğini kaydetti. Bu meseleyi açık, net ve çağdaş bir zemine oturtmak gerektiğini dile getiren Rogers, İçişleri Bakanı’na çağrı yaptı.

Tüp bebek merkezleri bünyesindeki genetik laboratuvarların ne kadar denetlendiğini de soran Rogers, özel laboratuvarlarla ilgili yasanın “ilkel” olduğu eleştirisinde bulundu.

-Dinçyürek

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek ise, Rogers’a yanıt verdi. Konunun önemli olduğunu ifade eden Dinçyürek, İngiliz basınında çıkan haberi ihbar kabul ettiklerini ve gerekli araştırmayı-soruşturmayı başlattıklarını söyledi.

Hücre, Doku, Organ Yasası’nın 2016 yılında geçtiğini hatırlatan Dinçyürek, 2016’dan önce bir mevzuat olsa da yeterli olmadığını dile getirdi. Bunun tüp bebek merkezlerinden talep edilen bilgi, belge, uymaları gereken kurallar konusunda daha gevşek, alanı daha serbest bırakan bir mevzuat olduğunu kaydeden Dinçyürek, 2016’da geçen yasanın özünün buna dayandığını belirtti.

Yasanın sadece tüp bebek merkezleriyle ilgili olmadığına işaret eden Dinçyürek, yasaya istianeden ülkede böbrek nakillerinin hem canlıdan hem kadavradan hayat bulduğunu kaydetti. Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde altıncısı gerçekleştirilen kalp nakil ameliyatları yapıldığını ifade eden Dinçyürek, “Bunlar bu ülkenin gelişimi için çok önemlidir” dedi. Bakan Dinçyürek, karaciğer nakli için de eksiklikler üzerinde çalıştıklarını belirtti.

-“Ne gerekiyorsa mutlaka yapılacak”

İngiliz basınındaki tüp bebek merkeziyle ilgili olayın 2011 yılında meydana geldiğini, yasadan önceki mevzuatla yapılmış bir girişim olduğunu dile getiren Dinçyürek, “Bizler oraya gidip, bütün evrakları belgeleri talep ettik. Yazılı olarak da talep ettik. Onların sonuçları bugün yarın gelir… Ne gerekiyorsa mutlaka yapılacak, usulde bir hata, suistimal varsa, bu ispat edilirse, tüp bebek merkezi ya da merkezlerinin kapatılması dahil ne gerekirse yapılacak” dedi.

2016’dan sonra merkezlerde yaptıkları denetlemelerde hangi belgeyi sorsalar önlerine geldiğini kaydeden Dinçyürek, öte yandan genetik laboratuvarlarla ilgili yasal mevzuatta eksiklik olduğunu ve çalışmasının yapıldığını belirtti.

Rogers’ın aynı haberin içinde 2019 yılıyla ilgili de iddialar olduğunu hatırlatması üzerine Dinçyürek, herhangi bir ailenin bir şikayeti varsa, suç duyurusunda bulunması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Bu tedavi için buraya gelmiş biri hakkını aramak için de buraya gelip ispat-ı vücut yapmalı. Biz gelmediler diye başıboş bırakmadık ama tercihimiz gelmeleridir. 5 tane daha, 10 tane daha aile var deniyor. Bu söylemle soruşturmayı ileriye götürmem, başarılı olmam mümkün değil. Bana bilgiye, veriye dayalı yasal bir şikayet gelmesi daha doğrudur diye düşünüyorum.”

Muhabir: Ö. K.