banner2
banner34

Meclis'te gündem kültürel işbirliği protokolü

banner35

banner44
Meclis'te gündem kültürel işbirliği protokolü
banner45
banner46
banner47

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültürel İşbirliği Protokolü görüşülmeye devam ediyor.

ERHÜRMAN: “İMZALANDIKTAN 13 AY SONRA MECLİS’E GELDİ”

Konuyla ilgili söz alan CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, kurumların yetkilerini Kıbrıs Türk halkından aldığına işaret etti.

Protokolün 13 Şubat 2020’de imzalandığına işaret eden Erhürman, protokolün imzalandıktan 13 ay sonra Meclis’e geldiğini söyledi, “Meclise gelmesine belli ki sizin açınızdan gerek yok” dedi.

Protokolün ne öncesinde Meclis’le görüşüldüğünü ne de sonrasında Meclis’le paylaşıldığını kaydeden Erhürman, bu durumun uygulamanın nasıl olacağına dair işaretler verdiğini dile getirdi.

Tufan Erhürman, protokolün 14’üncü maddesinde eğitim tarihinde, Osmanlı dönemi öncesi, Osmanlı dönemi ve Türkiye Cumhuriyeti dönemiyle ilgili çalışmalardan bahsedildiğini ifade etti. Erhürman, Kıbrıslı Türklerin adaya Osmanlı döneminde geldiğine işaret ederek, “Osmanlı dönemi öncesi de incelenecekse demek ki Güney de incelenecek” dedi.

Kıbrıs eğitim tarihi bilimselleştirilirken böyle dönemlerden söz edilemeyeceğini dile getiren Erhürman, bu ifadelerin bile metnin nasıl bir zihniyet dünyasını yansıttığını ortaya koyduğunu kaydetti.

Protokollerin yetki devri amacıyla imzalanmaması gerektiğini ancak her protokolde KKTC kurumlarının yetki dışı kaldığını anlatan Erhürman, “Şu anda bizim kurumlarımız bu protokolde ortada yok” dedi.

16’ncı maddede yer alan tanıtım faaliyetlerinin desteklenmesi maddesine de işaret eden Erhürman, KKTC’nin bu sürecin neresinde olduğunu görmenin mümkün olmadığını söyledi.

Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk kültürünü tanıtacak filmlerin KKTC tarafından çekilmesi, ihtiyaç varsa bunun için maddi destek alınması gerektiğini dile getirdi, protokolde ise durumun bu şekilde görünmediğini anlattı.

Protokolde tarafların kim olduğu zaten belliyken neden Yunus Emre Enstitüsü ve diğer kurumların iş birliğinden bahsedildiğini soran Erhürman, bu şekilde bu kurumun protokolün tarafı haline getirildiğini belirtti.

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, iş birliğinden ziyade yetki devrine dönüşen metnin Meclis’le öncesinde paylaşılmadığı gibi yürürlüğe girdikten 13 ay sonra paylaşıldığını kaydederek bunun da kurumların görünmez hale getirilmesine örnek olduğunu belirtti.

Bunun bakan Çavuşoğlu’yla ilgili olduğunu da düşünmediğini söyleyen Erhürman, Kıbrıs Türk halkının hassasiyetlerinin ortada olduğunu, kendi kültürü ve kimliğiyle yaşamak ve bu kimliği yaşatmak gailesinde olan halkın nerede doğduğundan bağımsız olarak bunu istediğini kaydetti.

DERYA: “KONU SİYASİ”

CTP Milletvekili Doğuş Derya da protokol içeriğini kelime kelime incelemenin anlamsız olduğunu, konunun hukuki değil doğrudan siyasi olduğunu söyledi.

Protokolde yer alan Yunus Emre Vakfı’nın bir STK olmadığını söyleyen Derya, vakfın devlet eliyle, neo-Osmanlıcı bir ideoloji bağlamında, kültürel hegemonya aracı olarak kurulduğunu kaydetti ve vakıf başkan ve üyelerinin TC Turizm, Eğitim, Maliye ve Dışişleri Bakan yardımcılarından oluştuğunu anlattı.

“Parmağımızın arkasına saklanmadan konuşalım” diyen Derya, Kıbrıs Türk kültürünün yurt dışında bu vakıf altında tanıtılmasının “vilayetleşiyoruz” endişelerini güçlendirdiğini belirtti.

Ülkede Kıbrıslı Türk kültürünün Lüzinyan, Vendik, Osmanlı, İngiliz medeniyetlerinin ve geçmişinin bir toplamı olduğunu dile getiren Derya, bu özgün kültürü yok saymamak gerektiğini vurguladı.

Doğuş Derya, Yunus Emre Vakfı’nın, vakıfla paydaş olarak çalışacak yerlerden kişisel verilerini kendi rızalarıyla paylaşma zorunluluğu getirdiğini kaydederek bu rıza geri alınırsa “üyelik/ sadakat programından çıkarılacaksınız” dendiğini söyledi.

Derya, “Dünyanın neresinde üyelikle sadakat bir tutulmuştur? TC ve KKTC arasında zaten işbirliği yapılmıyor mu?” diye sordu.

Derya, “Devlet Tiyatroları yanalı 15-20 yıl oldu, Pandemiden etkilenen müzisyenler zor durumda, siz kendi sanatçınızı desteklemek, kendi kurumlarınızı ayağa kaldırmak yerine böyle anlaşmalar yapıyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

Şu anda Kıbrıslı Türk araştırmacıların Vakıfların arşivlerine giremediğini söyleyen Derya, Vakıfların kendi vizyonuna göre tarih inşa ettiğini, bir ecdat icat ettiğini kaydetti.

Kıbrıslı Türk kültürünün var olduğunu ve bunun yok sayılmasına asla izin vermeyeceklerini belirten CTP Milletvekili Derya, bu gibi anlaşmalarla irade devri yapıldığını söyledi. Türkiyeli sanatçı ve yazarların ürettiği kültürel mirasın önemli olduğunu söyleyen Derya, bu protokoller imzalanırken Kıbrıslı Türk sanatçıların varlığının karşı taraf tarafından bilinip bilinmediğini de sordu.

“İrademizin özgün yaşam tarzımızın by-pass edildiği politikalara karşı olduğumuz için komitede protokole hayır dedik” diyen Derya, bıçağın kemiğe dayandığını dile getirdi.

banner37
Ancak birilerinin kendi dünya görüşüne uyan projelere izin verdiği bir ortam yaratıldığını söyleyen Derya, sorunun burada olduğunu kaydetti.

Derya, “Bir Zamanlar Kıbrıs’ta” dizisine de değinerek, iktidarın ihtiyacı olan kamuoyu algısını yaratmak için medyanın bir propaganda aracı olarak kullanıldığını söyledi.

Doğuş Derya, Kıbrıslı Türk toplumu için varlığını ve özgün kültürünü yaşatmanın önemli olduğunu vurguladı.

ÇAVUŞOĞLU: “ATTIĞIM İMZAYLA GURUR DUYUYORUM”

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu da cevap vermek üzere kürsüye çıktı.

Protokol üzerinde hassasiyetle çalışıldığını ifade eden Çavuşoğlu, konuşmacıların çoğunun çıkarımda bulunduğunu söyledi.

Konuşmacıların protokolle ilgili yorumlarının korkularından ileri geldiğini söyleyen Çavuşoğlu, protokole imza atarken temsil ettiği halkın hassasiyetlerini göz önüne aldığını kaydetti.

Arap Ali Destanı’nın sergilenmesini sağlayanların desteğiyle bu protokolün hazırlandığını söyleyen Çavuşoğlu, bu duygu ve düşünceye sahip olan insanların Kıbrıs Türk kültürü aleyhine bir şey yapacağını düşünmenin adaletsizlik olacağını belirtti.

Çavuşoğlu, bir türlü sonuçlanmayan iletişim modellerinin bu protokolle çözüldüğünü dile getirerek, attığı imzayla gurur duyduğunu belirtti.

Bu protokollerin tamamen hükümetin bilgisi dahilinde imzalandığını söyleyen Çavuşoğlu Yunus Emre Vakfının milli düşüncelerle kurulduğunu asla gizlemediğini kaydetti. Çavuşoğlu Bu vakıftan faydalanan insanların vakfa sadakatle bağlı olmasının milli düşünceleri yaymada tavizsiz olunması anlamına geldiğini söyledi.

Protokolün ortaya konan endişelere asla zemin yaratmadığını anlatan Çavuşoğlu, 18 maddelik protokolün sadece 2 maddesine itiraz edildiğini söyledi.

Çavuşoğlu endişe belirtilen maddelerden birinin KKTC tanıtım filminin masraflarının ödenebilmesi ve Arap Ali Destanının yurt dışında sergilenebilmesi için konduğunu anlattı.

Tanıtım filminin hazırlanması sürecine kaç Kıbrıslı Türk’ün dahil edildiğini sorusu üzerine Çavuşoğlu bunun Türkiye ve KKTC turizm bakanlıkları arasında koordine edilen bir konu olduğunu anlattı.

Çavuşoğlu bu filmin hazırlanması sürecinde Kıbrıslı Türk sanatçıların dahil edilmesinin doğru olduğunu, protokolün bu haliyle bunun yapılabilmesini ortadan kaldırmadığını kaydetti.

14. madde konusunda ise, Osmanlı dönemi öncesi ve sonrası gibi genel bir tanım eklendiğini ancak detaylara inilince konunun tabi ki kategorilere ayrılacağını belirten Çavuşoğlu Milli Arşiv’in de araştırmacılara açık olduğunu anlattı.

Çavuşoğlu bir soru üzerine Türkiye’deki yetkililerin Kıbrıs mücadele tarihiyle ilgili bir senaryo yazılması ve Hüseyin Köroğlu’nun bu kapsamda rol alması için girişim yaptığını ifade ederek Erenköy mücadelesiyle ilgili bir senaryo hazırlanacağı ve tüm masrafların Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından karşılanacağını belirtti.

Kıbrıs Türk’ünü temsil eden tüm vekillerin ortak gailesinin halk olduğunu anlatan Çavuşoğlu, TC Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Türkiye Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a sevgi ve saygılarını iletti.

TOPAL

Bağımsız Milletvekili Hasan Topal da konuyla ilgili söz aldı. Topal, eğitim konusundan siyasetin çıkarılması gerektiğini dile getirdi.

Kıbrıs’la ilgili bazı arşivlerin Ankara’da bulunabileceğini kaydeden Topal, Kıbrıs Türk sanatçılarının bilinmesinin önemine de işaret etti.

TÖRE

UBP Milletvekili Zorlu Töre de söz alarak anlaşmanın bir zaruret olduğunu söyledi. Ortak Türk kültürüne işaret eden Töre, milli ve manevi değerlere sahip çıkmanın önemine işaret etti.

Milli benlikten uzaklaşmamak gerektiğini dile getiren Töre, bu protokolün geçmişin araştırılması ve sonraki nesillere aktarılması adına önemli olduğunu anlattı.

Kıbrıs Cumhuriyetinde Kıbrıslı Türklerin milli marşının İstiklal Marşı olduğunu söyleyen Töre, “Biz de bu marşı heyecanla gururla söylüyoruz” dedi.

Yunus Emre Vakfı, TİKA gibi kuruluşların KKTC’de önemli işler yaptığını anlatan Töre, hegemonyacı bir durum olsa protokolde Osmanlı öncesi dönem araştırılsın denmeyeceğini vurguladı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner12

banner1