banner2

Kızılyürek ve Panayiotou

Kıbrıs’ta yapılan Avrupa Parlementosu seçimleri bizlere iki önemli mesaj vermiştir.

Niyazi Kızılyürek’in seçilememesi ve Fidias Panayiotou’un zaferinin etkileri uzun sürecek.

Niyazi Kızılyürek’in önceki seçimde kazanması ve yürüttüğü çalışmalar, Annan refreandumu döneminden sonra sönen umutları yeniden yeşertmeyi başarmıştı.

On yıllardır Kıbrıslı Türklerin sesinin uluslararası platformlarda seslendirilmediği bir dönemde Kızılyürek, Avrupa’da Kıbrıslı Türk bireylerin Kıbrıslı olmalarından dolayı yaşadıkları sorunların takipçisi olmuştu.

Bu, Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyindeki milliyetçiler yanında bazı sol politikacıları da rahatsız etmişti.

Güneyde sesini halka duyurma noktasında 5 yıl boyunca sansüre uğrayan Kızılyürek, Kıbrıs Rum medyasında en seyrek görünen parlamenterdi. Yaygın bir şekilde Türkiye’ye yeterince saldırmamakla suçlanmıştı. O ise, Kıbrıs sorunu çözümünün ancak Türkiye’nin kazanılmasıyla olabileceği ve Türkiye’nin AB dışına itilmesinin çözümsüzlüğün devamıyla eşdeğer olduğu savunmasını sık sık tekrarlıyordu, ancak bu bir türlü kabul görmedi.

Seçim anketlerinde az farkla üçüncü sırada yer alıyordu. İkinciyle arasındaki az farkın Kıbrıslı Türklerden gelecek oylarla kapatılacağı beklentisi vardı. Ancak görüldü ki AKEL seçmeni bu kez Kızılyürek’i istemedi. Aldığı oyların 1/3’ünün Kıbrıslı Türklerden gelen oylar olması bunun göstergelerindendir.

Kıbrıs sorununun mağduru Kıbrıslı Türk gençliğinin sorunlarını seslendirmesi Kuzey’de de rahatsızlık yaratıyordu. Kıbrıslı Türk siyasetçilerin çok azının gündeminde olan konularda mücadele vermesi, bu konuları gündemine samimi olarak almayanlar tarafından rahatsızlık duyulmaktaydı.

Siyasette yer alanların çoğunun rahatsız olduğu “Ulus Kaçağı”nın seçilmemesi, Kıbrıs’ta çözüme inancı kalanlar açısından büyük bir darbedir.

Aradaki köprü yıkıldı, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği’nin sorunlara karşı daha da sessiz kalmasının zemini yaratılmış oldu. Kıbrıslı Türk gençlerin sorunlarını ada dışına taşıyacak birinin bulunmaması iki kesimliliğin daha da yerleşmesine zemin oluşturacak.

Sosyal Medya fenomeni olan Fidias Panayiotou’nun, en büyük iki partiye yanaşacak derecede oy alması hem Kıbrıs Rum siyasetine ciddi mesaj vermekte hem de seçime girecek herkes için sosyal medyanın önemini kavramalarına vesile olmuştur.

Partilerin klasik politikalarını sorgulamaları gerektiğini çok net olarak ortaya koyan seçim sonuçlarına göre, çoğunluğu gençlerden oluşan ciddi bir kitle partilerin ideolojik konumlarından uzak. Bu sonuçlar ideolojilerin sorgulanmasını gerektirecek işaretleri net olarak veriyor.

Adını bilmediğim bir adaydı, seçilmesinin ardından incelediğimde apolitik biri olarak sosyal medyayı kullanması bir yana kahvehanelerde yaşlı seçmene seslenişi bile sıradanlığı yerle bir etti. Çılgınlıklarla dolu yeni propagandaları tetikledi.

Bu propaganda yöntemi ideolojilerin silikleşme sürecini başlatmaya adaydır. Kıbrıs’ın hem kuzeyi hem de güneyinde bundan sonraki seçimlerde benzer propagandayı görebiliriz.

Avrupa Parlamentosu’ndaki 6 sandalyeden ikisinin kendi hakkı olduğu ve bunun Kıbrıslı Rumlar tarafından gaspedildiği görüşü Kıbrıslı Türk adayların Rum partilerden aday gösterilmesiyle esnemişti. Gelinen noktada, bundan sonraki seçimlerde Kıbrıslı Türk seçmenlerin katılımının daha da düşeceği görüşündeyim. Tabii, bunun AB kurumları, Kıbrıs Cumhuriyeti yetkilileri ve siyasi partilerin umurlarında olmayacağıyla ilgili peşin yükümlü olmak istemiyorum.

Sonuç olarak; bugüne kadar izlenen politikalar ışığında çözüm yönündeki umutların azalacağı, inancın yerlerde sürüneceği ve iki kesimlilik zemini ortamının sağlamlaşmaya başlayacağı bir politik süreç görüyorum.

YORUM EKLE

banner12

banner1