Küçük, ceza hukuku gibi doğrudan toplumu etkileyen düzenlemelerde hiçbir şekilde yoruma açık ifadeler bulunmaması gerektiğini belirterek, “Bir kelimenin farklı kişiler tarafından farklı yorumlanması toplumda ciddi kırılmalara yol açar. Yargıç, savcı ve avukatın farklı anlamlar çıkardığı bir düzenleme halkı birbirine düşürür” dedi.
Yapılmak istenen değişikliklerin mevcut sorunları tamamen çözemeyeceğini savunan Küçük, düzenlemelerin vatandaşın mağduriyetine yol açma ihtimaline karşı çıktığını ifade etti. Komiteden ayrılma sürecine de değinen Küçük, bunun yalnızca yoğunlukla ilgili olmadığını, yasa içeriğine yönelik itirazlarının belirleyici olduğunu söyledi.
Küçük, söz konusu düzenlemenin mevcut haliyle Meclis’e gelmesi durumunda oylamaya katılmayacağını açık şekilde dile getirerek, “İnanmadığım hiçbir şeye imza atmam. Bu haliyle geçerse oy vermeyeceğim” ifadelerini kullandı.
Ceza yasası üzerinden tüm sorunların çözülmeye çalışılmasının yanlış olduğunu vurgulayan Küçük, özellikle bilişim ve sosyal medya alanındaki düzenlemeler için farklı yasal mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’deki dezenformasyon yasasına işaret eden Küçük, benzer kapsamlı çalışmaların gerekliliğine dikkat çekti.
Ayrıca medya ve ifade özgürlüğü konusuna da değinen Küçük, etik kurallar çerçevesinde çalışan gazetecilerin bu tür düzenlemelerden zarar görebileceğini belirterek, daha net ve kapsayıcı bir yasal çerçevenin oluşturulması gerektiğini ifade etti.