Milletvekilleri yargılanma korkusu çekmiyorsa yasayı düzeltsinler

Emin Akkor yazdı...

Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’ndaki son düzenlemeyle, seçilen ve atananlara koruma kalkanı getirildiği görüşümü net olarak ortaya koyarak başlamak istediğim yazımda, süreçle ilgili eleştiri ve önerilerimi de aktarmak isterim.

Medya olarak bugüne kadar masumiyet karinesine özen göstermediğimiz bir gerçektir. Gazetecilik sorumluluk bildirgelerinde yer alan, Medya Etik Kurulu’nun sık sık yaptığı uyarılara rağmen dikkat etmeyenler azınsanamayacak boyuttaydı.

“Bir kişi, suçu mahkeme kararıyla kesinleşene kadar suçlu sayılamaz” olarak tanımlanan masumiyet karinesi, kamuya mal olmuş kişi ya da kamuyu yakından ilgilendiren davalar için daha farklı ilerlemesi gerekir. O nedenle yasada ilgili maddeye bu yönde bir düzenleme yapılmalıydı.

Yapılan yasal düzenleme, yargılanan kişiyi suçlu ilan etmenin önüne geçmekten daha da ileri gidilerek, siyasetçi ve kamu kaynaklarını kötüye kullananların dava sürecinde isimlerinin gizlenmesini getirmektedir.

Bu sürecin günah keçisi ilan edilen Barolar Birliği önerisini sunarken maalesef bu noktaya hassasiyet göstermedi. Milletvekilleri de bunun üzerine atlayarak kendilerini koruyacak halde yasayı onayladılar.

Bu cevap bekleyen soru şudur. Milletvekilleri, ileride yargılanma korkusu yaşadıkları için mi öyle yaptılar yoksa masumiyet karinesinin bu boyutunu bilmedikleri için mi basın özgürlüğü ve haber alma özgürlüğünün önüne geçecek şekilde el kaldırdılar?

Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında siyasetçilerin “suçlu ilan edilmeden” dava süreçlerinin haberleştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Yasanın tartışmalı maddesi şöyle:

“Bir zanlının veya mahkum olmamış bir kimsenin yargılandığı suçla ilgili, açık ismini veya fotoğrafını kamuya açık bir şekilde yazan, gösteren, basan, paylaşan veya herhangi bir yöntemle teşhir eden kişi hafif bir suç işlemiş olur ve mahkumiyeti halinde 3 (üç) aya kadar hapis cezasına veya yürürlükteki asgari ücretin 2 katına kadar para cezasına veya her iki cezaya birden çarptırılabilir.

Yukarıdaki (1)’inci fıkradaki fiilin basın, yayın, internet medyası veya sosyal medya aracılığıyla yapılması halinde hafif bir suç işlenmiş olur ve bu suçu işleyen kişi mahkumiyeti halinde 1 (bir) yıla kadar hapis cezasına veya yürürlükteki asgari ücretin 4 katına kadar para cezasına veya her iki cezaya birden çarptırılabilir.”

Yasada yer alan yukarıdaki ilgili maddeye göre, “Başbakanlık müsteşarı rüşvet iddasıyla bugün mahkemeye çıkartıldı” diye bir haber yapılamayacak. “Eski bakan, ilçe başkanı, polis müdürü, gazeteci.... sahte diploma iddiasıyla mahkemede konuşup kendini savundu” da diyemeyeceğiz. Çocuğuna tecavüz iddiasıyla mahkemeye sevk edilen ve 5 yıl tutuklu kaldıktan sonra yargılanmasına başlanan bir kişinin kendini savunması ve iddiaları reddetmesini de ilgili kişilerin kim olduğunu belirterek aktaramayacağız.

Olay görüldüğü gibi açık isim ve fotoğraf yayınlamanın ötesindedir. Kamouyundan süreçlerin gizlenmesini sağlayaın nur topu gibi bir yasamız oldu.

Böylelikle siyasetçinin yaptığı yolsuzlukla ilgili yargılanması süreci haberleştirilse de ilgili kişinin kim olduğu, isminin baş harflerinin ötesine geçmeyeceği için zamanla konu unutulacak ve dava süreci kamuoyu bilgisinden uzaklaştırılacaktır.

Bu nedenle mecliste yasanın bu haline bilerek oy veren her milletvekili, benim gözümde ileride “yolsuzluktan yargılanma korkusu” yaşıyor. Şayet öyle değilse yasa yeniden ele alınır ve masumiyet karinesiyle ilgili düzenleme AB ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun, seçilen ve atananları korumayacak şekilde düzenlenebilir.

Bu noktadan sonra Barolar Birliği ya da CTP’yi günah keçisi çıkarmakla sonuca varılamaz. İktidar milletvekilleri üzerinde baskıyı artırarak, kendilerini yolsuzluk iddiaları karşısında yargılanmaktan korkan siyasetçiler olmadıklarını isbata zorlamalıyız.

Barolar Birliği ve gazeteci örgütlerinin yapması gereken en önemli adımın bu olduğu kanaaatindeyim.

Ayrıca her bir bireyin de haber alma özgürlüğü için iktidar milletvekilleri üzerinde bu söylemi artırması gerekmektedir.

Yoksa daha karanlık günlerimiz yakındır...