banner2

Öfke kontrolsüzlüğü

Öfkesini kontrol edemeyenlerin dehşet saçtığı, bulundukları ortamda huzur kaçırdıkları ve sürekli gerginlik pompaladıklarına hepimiz tanık oluyoruz.

Öfkesini kontrol eden, bir anda patlayıp şiddete yönelmeyen, söylenerek sakinleşen bir toplum yapısından öfkesini kontrol edemeyenlerin etrafa mutsuzluk saçtığı örneklerin çoğaldığı bir topluma dönüştük.

Öfkeli olarak geldikleri ortamın huzurunu bozan ve kabul görülürlüklerini sıfırlayan insanların çoğalması, bu sorunun bilimsel olarak ele alınacağı devlet politikalarına ihtiyaç doğurduğu kanaatindeyim...

“Terör estirdi” başlığıyla dünkü KIBRIS ve diğer birçok gazetede yer alan haberden konuyu örneklemeye başlayabiliriz.

Rahatsızlık verdiği için polise şikayet edilen bir kişinin öfkesini kontrol edememesi, başına daha büyük dertler açtı.

Polise şikayet edilmesinin öfkesini kontrol edemeyen kişi kendisini şikayet edenin işlettiği bara araçla giriyor, sopayla camları indiriyor, silahla gelişi güzel ateş açarak öfkesini dindiriyor. Ardından cinayete teşebbüsten itham ve hapislik istemiyle yargıyı beklemeye başladı.

Bu örnek, bir vatandaşın kendisini kontrol edememesinin hep etrafına ama en fazla da kendine verdiği ve vereceği zararı gösteriyor.

Öfkesini kontrol edemediği için huzursuzluk yaratanlar devleti yönetenlerde de kendini çok net olarak gösteriyor.

Tartışılan konuya sinirlenip bakanlar kurulu toplantısını terk eden, öfkelendiği bir konuya tepkisini göstermek için saldırgan bir üslupla söylenen, ama ne söylediğini kimsenin anlamadığı ve herkesin şaşkınlıkla “bu bakan mı?” dercesine birbirine baktığı ortam yaratanları da sık görür ya da duyar olduk.

Mecliste de durum farklı değildir. Sık sık genel kurul toplantılarında öfkelenen ve saldırganlaşan birileri, bağırıp çağırıyor, ya da uyarılara rağmen yüksek sesle azarlar üslupla konuşmasını sürdürmekte ısrar etmesi de öfke kontrolsüzlüğünün birer örneğidir.

İletişimsizlik öfke kontrolsüzlüğünün en önemli tetikleyicilerindendir.

Psikologlara göre birileriyle iletişim kurarken sadece kendi konuşmasına odaklanan, karşısındakinin ne söylediğini anlamayı denemeyen, dinlemediğinin anlaşılmasından bile çekinmeyen insanlarda, öfkenin kontrolden çıkmaya başladığının sinyalidir.

Bir düşünün, çevremizde bu tanıma uygun insanların ne kadar çoğaldığını göreceksiniz. Ben bir çırpıda isimleri saymaya başladım bile…

Bazen olursunuz, bulunduğunuz ortama birleri gelir konuşur. Ama söylediklerinin tersini savunmanıza müsaade etmezler ve sizi dinlemezler. İşte o kişiler ve etraflarındakiler için tehlike başlamıştır demektir.

Önce kendimize bakalım, böyle bir tehlike bizim için de geçerli mi? Ardından da yakın çevremizdekileri uyaralım. Öfke kontrolsüzlüğü önce kendimize zarar verir, sonra etrafımızdakileri üzer ve kaybederiz…

46 bin seyrüsefersiz araç meselesi ve 2 yorum

Ülkemizde 46 bin seyrüsefersiz araç olduğu haberimizin yankılarını ortaya koyup, tartışmayı devam ettirme adına 2 yorumu paylaşmak istiyorum.

Yılmaz Birsel, “Gözlerime ve kulaklarıma İnanamadım 46 bin araç seyrüsefersiz KKTC trafiğindeymiş
Allah için bu olay Polis Genel Müdürü’nün istifası ve/veya hükümet edenlerin istifasını gündeme getirmiyor mu? Sizce? Peki yasalara uygun davranan vatandaşlar şu durumda sizce ne yapsın? Yasalara uygun davranmayanlara yeni bir kıyak mı bekleniyor? Bekleyip göreceğiz.”

Öner Komando, “LÜZUMSUZLAR! Utanmayan arlanmayan, devlet olduğunu iddia eden ve de o devlette, bakan milletvekili, müdür, memur her ne parazit varsa, UTANIN VE HEMEN İSTİFA EDİNİZ....Gazeteye manşet olan seyrüsefersiz araçlar 46 bini bulmuşsa ve hele hele birinci sırada Mercedesler, ikinci sırada BMW’ler varsa sizlerin varlığına ne gerek var..UTANINIZ. YÜZÜNÜZ DE Mİ KIZARMAZ... Siz yasa yapıcılar, hele hele polis ne işe yarar! Parasını ödeyen vatandaşı daha ne kadar enayi yerine koyacaksınız, daha ne kadar asaplarımızla oynayacaksınız…”

YORUM EKLE

banner12

banner1