Öztürkler, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs meselesindeki yaklaşımını eleştirerek, Rum Yönetimi’nin adanın tamamını temsil etme yetkisi bulunmadığını vurguladı.
Yazılı açıklama yapan Öztürkler, Doğu Akdeniz’de yaşanan son gelişmelerin ve yayımlanan raporların, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs meselesindeki tek taraflı yaklaşımını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın KKTC ziyareti sırasında yaptığı açıklamalara destek veren Öztürkler, Kıbrıs meselesinde gerçekçi, adil ve kalıcı bir çözümün, adadaki iki devletin egemen eşitlik temelinde yan yana var olmasıyla mümkün olabileceğini kaydetti.
Geçmişte sonuç vermeyen çözüm yaklaşımlarında ısrar edilmemesi gerektiğini belirten Öztürkler, Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne indirgeyecek hiçbir çözüm modelinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.
“Tek taraflı girişimler yeni gerginliklere yol açabilir”
Egemen eşitliğin ve eşit uluslararası statünün tanınmasının Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının gereği olduğunu ifade eden Öztürkler, uluslararası toplumu bu gerçekler doğrultusunda hareket etmeye çağırdı.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Yunanistan ile birlikte Doğu Akdeniz’de hayata geçirmeye çalıştığı projelerde Kıbrıs Türk halkının iradesini ve haklarını yok saymasını da eleştiren Öztürkler, bunun uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti.
Fransız bayraklı bir geminin Türkiye’nin kıta sahanlığında gerçekleştirmeyi planladığı kablo döşeme faaliyetlerine de değinen Öztürkler, gerekli izin sürecinin henüz tamamlanmadığı yönündeki Türkiye açıklamasına işaret etti.
İlgili tarafların onayı alınmadan gerçekleştirilecek tek taraflı girişimlerin bölgede yeni gerginliklere neden olabileceğini kaydeden Öztürkler, Türkiye ve KKTC’nin meşru hak ve menfaatlerinin yok sayılamayacağını ifade etti.
AB raporuna çifte standart eleştirisi
Avrupa Komisyonu’nun 2026 yılı Genişleme Paketi kapsamında yayımladığı raporu da eleştiren Öztürkler, Rum ve Yunan tarafının tezlerinin esas alınmasını ve Kıbrıs Türk halkının beklentilerinin dikkate alınmamasını çifte standart olarak nitelendirdi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kıta sahanlığındaki egemenlik haklarını koruma yönündeki tutumunu desteklediklerini belirten Öztürkler, KKTC’nin Türkiye ile tam dayanışma ve eşgüdüm içerisinde hareket etmeyi sürdüreceğini kaydetti.
Öztürkler, devletin egemenliğinin, Kıbrıs Türk halkının haklarının ve Doğu Akdeniz’deki meşru menfaatlerinin kararlılıkla savunulmaya devam edileceğini vurguladı.




