banner2

Bir bahar hastalığı: Alerjik rinit

Baharın gelmesiyle birlikte hapşırma nöbetleri, burun akıntısı, gözlerde kızarma ve sulanma gibi şikayetlerden muzdarip olan kişilerin sayısı hızla artmaya başladı.

Bir bahar hastalığı: Alerjik rinit

 

 “Soğuk algınlığı” ve “grip” ile karıştırılıp, ‘birkaç güne geçer’ düşüncesiyle ihmal edilebilen bu belirtiler 2 haftadan uzun bir süreyle devam ediyorsa altta yatan neden alerjik rinit olabilir.

Halk arasında “saman nezlesi” olarak bilinen ve yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebilen bu rahatsızlığın tedavisinde geç kalındığında alerjik astım veya sinüzit gibi başka hastalıklara da dönüşme riski taşıdığını biliyor muydunuz?

Cevabınız “Hayır” ise gelin alerjik riniti biraz daha yakından tanıyalım, alınabilecek önlemlere ve ilaçlarla tedavisine birlikte göz atalım.

İlkbaharda doğanın canlanmasıyla birlikte çevreye yayılan polenler alerjik hastalıkların artmasına neden oluyor. Öyle ki bahar mevsiminde toplumumuzun yaklaşık olarak %40’ında alerjik rinit belirtileri ortaya çıkıyor veya var olan yakınmaların şiddeti giderek artıyor.

Alerjik riniti bağışıklık sisteminin havada bulunan ve solunum yoluyla buruna giren parçacıklara (alerjenlere) karşı oluşturduğu beklenmedik bir yanıt olarak tanımlayabiliriz. 

Alerjenlerin burun mukozasına temas etmesi sonucunda nöbetler halinde hapşırık, bol ve sulu burun akıntısı, burun tıkanıklığı, damak ve burunda kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösteren alerjik rinite, çoğu zaman gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık belirtilerine neden olan alerjik konjunktivit de eşlik ediyor. Bu belirtiler soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlarda da görülebildiğinden iki hastalık sıklıkla karıştırılabiliyor. Fakat birkaç fark ile hastalığın alerjik rinit olup olmadığını anlamak mümkün.
 
Soğuk algınlığı mı, alerjik rinit mi?
 
Alerjik rinit belirtileri alerjen maddeyle temas halinden hemen sonra başlıyor ve alerjen maddeye maruz kalındığı sürece devam ediyor. Soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonların belirtileri ise virüsü kaptıktan birkaç gün sonra ortaya çıkıp, 2 hafta içerisinde tamamen ortadan kayboluyor. Ayrıca tek taraflı görülen belirtiler, sarı/yeşil renkli burun akıntısı, kas ağrısı ve düşükte olsa ateş varlığı viral enfeksiyonlar ile uyumlu olup, alerjik rinitte genellikle görülmesi beklenmiyor. 

Alerjik rinit alerjik astım riskini 8 kat yükseltiyor!

Alerjik rinit’in kendisi hayatı tehdit eden bir hastalık değil ancak hayat kalitesini, sosyal yaşantıyı, okul ve iş başarısını etkileyebilen; sinuzit, orta kulak iltihabı ve astım gibi birçok sağlık problemine yol açabilen bir hastalık. Yapılan çalışmalar alerjik riniti olan çocuklarda alerjik astım gelişme riskinin 8 kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Tüm bunlar alerjik riniti diğer hastalıklardan ayırt edip zamanında tedaviye başlamanın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Tedavideki ilk adım alerjenden korunma.

Alerjik rinite bağlı gelişen şikayetlerin şiddeti ve seyri çevredeki alerjen konsantrasyonu ile ilgili olduğundan tedavideki ilk ve en önemli adım sebep olan allerjenin belirlenip, bu allerjenden korunulması oluyor. Bu amaçla özellikle de allerjenin polen olduğu durumlarda atmosferde en yoğun oldukları saatler olan sabah saatlerinde açık havaya çıkmamak, bu saatlerde evi havalandırmamak, mutlaka çıkmak gerekiyorsa şapka, gözlük, maske gibi koruyucular kullanmak, burun kanatlarına ve dudak üstüne vazelin sürmek, saçlar ve giysiler yoluyla polanlerin iç mekanlara taşınabilecek olmasından dolayı dışarıda giyilen giysileri eve gelince yatak odası harici bir yerde değiştirmek, saçları her akşam yıkamak, klima kullanılıyorsa polen filtresi taktırmak gibi önlemler alınabilir.

İlaç tedavisine ne zaman ihtiyaç duyuluyor?

Korunmanın mümkün olmadığı veya yetersiz kaldığı durumlarda ise ilaç tedavisine başvurmak gerekiyor. Alerjik rinitin ilaçla tedavisi şikâyetlerin giderilmesine yönelik oluyor. Başka bir deyişle hastalık ilaçlarla ortadan kaldırılamıyor, sadece şikâyetler kontrol altına alınabiliyor.

Profilaktik kullanım dediğimiz alerjene maruz kalıp, şikayetler başlamadan önce, tedaviye başlanması olduça etkili bir yöntem. Özellikle polen alerjisi olanların bahar mevsiminden en az 2 hafta önce ilaçlarını almaya başlamaları gerekiyor.

Tedavide kullanılan ilaçlar kullanıldığı sürece etkili olup, uzun süreli etkileri bulunmadığından ilaç kesildiğinde alerjene maruziyet devam ediyorsa bir süre sonra  yakınmalar tekrar ortaya çıkıyor. Dolayısıyla önerilen süreden önce tedaviyi sonlandırmamak gerekiyor.

 

 

 

Alerjik rinit tedavisinde en sık tercih edilen ilaçlar neler?

Alerjik rinit tedavisinde en sık kullanılan ilaçlar; alerjenin etkisini azaltan antihistaminikler ve kortizon (steroid) içeren burun spreyleridir. Bu ilaçların kullanımına karar verilirken öne çıkan şikayet ve şiddeti dikkate alınıyor.

Burunda kaşıntı, akıntı, ve hapşırma şikayetleri daha ağırlıktaysa ve şiddeti hastanın yaşam kalitesini çok etkilemiyorsa ilk tercih edilen ilaç grubu antihistaminik tabletler oluyor. Bu grubun burun tıkanıklığı üzerindeki etkisi ise yok denecek kadar az.

Piyasadaki antihistaminikler klasik ve yeni nesil olmak üzere iki formda bulunuyor. Bu iki formun etkilieri arasında bir farkı yok. Ancak yeni nesillerin, dikkat, hafıza, uyanıklık veya araç kullanımı üzerine olan olumsuz etkileri birbiri arasında değişiklik göstermekle birlikte çok az. Ayrıca etki süreleri klasiklere göre daha uzun. Bu nedenle güncel tedavide  (hamilelik haricinde) yeni nesil antihistaminik tabletler tercih ediliyor ve önerildiği şekilde günde 1 veya 2 defa almak yeterli oluyor.

Eğer ilacınızın günde bir defa alınması önerilmişse tercihen gece yatmadan önce kullanmanız gerekiyor. Böylece olası uyku verici etkilerden minimal etkilenip, polenlerin maksimum olduğu sabah saatlerini antihistaminik baskısı altında geçirmiş oluyorsunuz. İlacınızı aç veya tok alabilirsiniz.

Kortizonlu (steroidli) burun spreyleri ne zaman devreye giriyor?

Antihistaminiklerin şikayetleri baskılamakta yetersiz kaldığı durumlarda veya burun tıkanıklığının ön planda olup yaşam kalitenizin çokça etkilendiği hallerde hekiminiz kortizonlu burun spreyi ile tedavi yoluna gidebilir. Kortizonlu burun spreyleri alerjik rinit tedavisinde kullanılan en etkili ilaç grubunu oluşturuyor.

Çoğu zaman sistemik kortizon kullanımına bağlı ortaya çıkabilecek olan yan etkilerden çekinildiğinden bu tedaviye uyum zorlaşıyor. Ancak sanılanın aksine buruna uygulanan kortizonlu spreylerinin yan etkisi yok denecek kadar az.

Spreylerde bulunan kortizon microgram düzeyinde yani aynı miktarda ağız yoluyla alındığında  etkisiz olan düzeyde. Spreyler direk olarak hedeflenen bölgeye, burun bölgesine uygulandığından burada etkinlik sağlamakta, uygulama yerinden kana karışma yüzdelerinin oldukça düşük olmasından dolayı da uygun dozda kullanıldığında korkulan yan etkilerin görülme olasılığı çok düşük olmaktadır.

Kortizonlu burun spreyleri özellikle uzun süreli kullanıma (> 1 ay)  uygun olarak üretilmiş ilaçlardır ve kullanım sürelerinde önceden belirlenmiş bir üst sınır yoktur.

Doğru teknikle kullanıldıklarında uzun süreli kullanıma bağlı burunda kuruluk, kanama, kabuklanma gibi yan etkilerin görülme olasılığı da çok düşüktür.

Kortizonlu burun spreylerinin doğru kullanım tekniği nedir?

Doğru kullanım tekniklerine kısaca değinecek olursak hazırlık ve uygulama aşamalarından oluştuğunu söylebiliriz. Hazırlık aşamasında eğer burnunuz tıkalıysa,  sümkürerek ya da bir tuzlu su spreyi kullanarak burnunuzu temizlemeniz gerekir. Tuzlu su uygulamasından 10 dakika sonra kortizonlu spreyi uygulayabilirsiniz. Spreyi ilk kez kullanılacaksanız  ya da bir haftadan uzun bir süredir kullanmadıysanız aktive etmek amacıyla birkaç kez havaya püskürtmeniz gerekecektir. Uygulama için mevcut kanıtlar, en iyi sprey tekniğinin başın yaklaşık 45 derece öne yatırılması olduğunu gösteriyor. Başın geriye eğilmesi durumunda ilaç, burun içinden boğaza akıyor ve yutularak yan etkilerin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bir diğer önemli nokta sağ burun boşluğuna ilaç uygulanırken sol elin, sol burun boşluğuna uygulanırken sağ elin kullanılması. Bu teknik ilacı burnun yan duvarlarına yönlendiriyor böylece en sık görülen yan etkiler arasında olan kanama riskini en aza iniyor. Ayrıca septum adı verilen iki burun deliğini ayıran bariyere zarar verimesinin de önüne geçiliyor.

İlacınızı püskürtürken veya sonrasında derin nefes almamanız gerekiyor. Çünkü derin nefes, spreyin burun içerisine dağılmak yerine boğazın arkasına doğru kaçmasına sebep oluyor.

Uzun süreli tedavide olası yan etkilerden kaçınmak için alınabilecek bir diğer önlemde koruyucu olarak benzalkonyum klorür içermeyen spreyleri tercih etmek oluyor.

Şunu özellikle belirtmekte fayda var; kortizonlu burun spreyleri hızlı bir şekilde burnu açan ilaçlar değildirler. Etkileri genellikle uygulamadan 7-8 saat sonra başlıyor ve maksimum etkinliğe ulaşmaları 2 haftayı bulabiliyor. Bu durumun bilincinde olarak size önerilmiş olan burun spreyini hekiminizin önerdiği dozda ve sürede kullanmaya devam etmeniz tedavinizin başarısı açısından son derece önem taşıyor.

Özetleyecek olursak alerjik rinit ihmal edilmemesi gereken kronik bir hastalıktır. Eczacınız ve hekiminizle yapacağınız işbirliği etkin tedavinin doğru yönetimiyle rahat bir nefes almanızı sağlayacaktır.

Güncelleme Tarihi: 04 Mayıs 2019, 07:02
banner9
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner12

banner1