banner2

LAÜ Akademisyeni Okumuşoğlu, “Yeme Bozukluklarının Çocukluk Travmaları ve Yaşam Doyumu ile İlişkisi”ni ele aldı

LAÜ Akademisyeni Okumuşoğlu, “Yeme Bozukluklarının Çocukluk Travmaları ve Yaşam Doyumu ile İlişkisi”ni ele aldı
banner47

Lefke Avrupa Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sultan Okumuşoğlu’nun “Yeme Bozukluklarının Çocukluk Travmaları ve Yaşam Doyumu ile İlişkisinin İncelenmesi” başlıklı makalesi önemli uluslararası indekslerden Scopus indekste taranan bir dergide yayınlandı.

Okumuşoğlu bu çalışmasında yeme bozukluğu psikopatolojilerinin yemek yemekle bağlantılı -çok az yemek ya da çok fazla yemek şeklinde- aşırı uçlardaki kimi davranışların ve bu davranışlara eşlik eden düşüncelerin ve duyguların bir arada görüldüğü önemli psikopatolojiler olarak tarif edilebileceklerini ifade etti. Hastaların yaşam kalitesinin, sağlığının olumsuz etkilendiğinden söz eden Okumuşoğlu ve hatta bu psikopatolojilerin ölüm riski barındıran psikolojik problemler olduklarına vurgu yaptı.

Yaşam doyumunun düşük olması, yeme bozukluğu eğilimi ile travmatik yaşantı bildiriminin yüksek olmasıyla ilişkilidir

banner37
Analiz bulgularına göre araştırmaya katılanların %34,3’ünün yeme bozukluğu eğilimi gösterdiğinin saptandığını ve yeme bozukluğu eğilimleri ile travmatik yaşantı bildiriminin parallel biçimde birlikte arttıklarının saptandığından söz eden Okumuşoğlu, ayrıca yaşam doyumunun düşük olmasının, yeme bozukluğu eğilimi ile travmatik yaşantı bildiriminin yüksek olmasıyla ilişkili bulunduğuna işaret etti.

Araştırmasındaki bulguların yeme bozukluğu psikopatolojilerine zemin hazırlayan, tetikleyen ve sürdüren çeşitli faktörlerin birbiriyle farklı biçimlerdeki etkileşimlerine işaret ediyor olarak yorumlanmasının mümkün olduğunu söyleyen Okumuşoğlu, analiz sonuçlarının bir arada değerlendirilmesiyle, işlevsel olmayan aile ortamının yetişkin yaşamdaki sağlık ile ve psikopatolojilerle ilişkisinin daha iyi anlaşılmasının mümkün olacağını düşündürdüğünü ifade etti. Okumuşoğlu bulguların, çevresel etkilerin ve bunların birbiriyle etkileşimlerinin önemini ortaya koyan ve özellikle çocukluk çağı olumsuz deneyimlerinin gelecekteki artmış psikopatoloji riskiyle ilişkisini ortaya koyan literatürle uyumlu olduğunu dile getirdi ve bununla birlikte, kimi kişilerin travmatik deneyim geçmişine rağmen psikopatoloji geliştirmediğinin de akılda tutulması gereken önemli bir konu olduğunu hatırlattı. Bunun, olası çeşitli koruyucu faktörlerin varlığının önemini hatırlattığından ve travmatik yaşantısı olanlara yönelik haksız genellemelerin ayırmcılığa varmamasının öneminden söz eden Okumuşoğlu, çocukluk çağı travmatik deneyimlerinin yol açtığı hasarın çeşitli etkiler/müdahalelerle geri çevrilebilirliğine dair bilgilerin ayrıca umut verici olduğuna vurgu yaptı. Yeme bozukluklarının çok faktörlü ve karmaşık etiyolojilerinin olduğunu hatırlatan Okumuşoğlu, söz konusu faktörlerin etkileşimlerinin hem önleyici hem de klinik müdahaleler bakımından önemli ve gelecek araştırmalara açık bir alan olduğunu ifade etti.

Okumuşoğlu, görünüm kültürünün etkileri gibi, obezite ve fazla kiloya yönelik önyargılar gibi çeşitli faktörlerin de yeme bozukluğu psikopatolojilerinin tetikleyici faktörleri arasında olabileceklerini hatırlatarak, aslında yeme bozukluklarının tetiklenmesi, gelişmesi ve sürdürücü faktörleri olarak birçok faktörün devreye girebildiğinden söz etti. Özellikle olası hazırlayıcı faktörlerin psikolojik, ailesel olabileceği gibi aynı zamanda biyolojik veya kültürel de olabileceğinden bahseden Okumuşoğlu, dolayısıyla hazırlayıcı faktörlerin, ilişkili olabilecek tüm faktörlerin araştırılmasının yeme bozukluklarının önleyici müdahaleleri ve tedavileri açısından önemli bir araştırma alanı olduğuna vurgu yaptı.

Gençlerin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlamaya çalışırken beden biçim ve ağırlığına değil de sağlığa odaklı cümlelerle iletişim kurulmalı

Okumuşoğlu son olarak, Anoreksiya Nervoza gibi kendini açlıktan öldürürcesine aç bırakan yeme bozukluğu hastalarında geçmiş diyet öyküsü, beden ölçüsüyle kendi değerini ilişkilendirme gibi düşünce hatalarının görülmesi nedeniyle özellikle ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocuk ve gençlerin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlamaya çalışırken beden biçim ve ağırlığına değil de sağlığa odaklı cümlelerle iletişim kurmaları gerektiğini ve asla görünüm odaklı ifadeler kullanmaması gerektiğini hatırlattı.

YORUM EKLE
banner50
SIRADAKİ HABER

banner12

banner1