Başbakan, hükümetin göreve geldiği dönemin küresel krizlerle şekillendiğini hatırlatarak, son yıllarda dünyada yaşanan gelişmelerin tüm ülkelerde ekonomik dengeleri ciddi şekilde sarstığını ifade etti ve
“Ulusal Birlik Partisi, Demokrat Parti ve Yeniden Doğuş Partisi Hükümeti göreve geldiği dönemde dünyada ciddi krizler yaşanıyordu. 2018, 2019 ve 2020 yıllarında ekonomik dalgalanmalar, pandemi süreci ve sonrasında ortaya çıkan gelişmeler dünya ekonomisini derinden sarstı” dedi.
“RUSYA-UKRAYNA, İSRAİL-FİLİSTİN VE İRAN-İSRAİL-ABD SAVAŞLARI KRİZİ DERİNLEŞTİRDİ”
Pandeminin ardından Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte küresel ekonomide yeni bir belirsizlik dönemi oluştuğunu ifade eden Başbakan, bu gelişmelere İsrail-Filistin ve Gazze’de yaşanan savaşın da eklendiğini söyledi.
Başbakan, son olarak İsrail, ABD ve İran arasında yaşanan savaşın yeni bir kriz dalgasını tetiklediğini belirterek, “Bugün bölgede yeni bir savaşın içindeyiz. Savaş onyedinci gününde. Bu gelişmeler enerji piyasalarından ekonomiye kadar tüm dünyayı doğrudan etkiliyor” ifadelerini kullandı.
“HALKIMIZIN DAHA AZ ETKİLENMESİ İÇİN TEDBİRLER ALIYORUZ”
Başbakan Üstel, hükümetin göreve geldiği günden itibaren küresel gelişmelerin ülke ekonomisine etkisini en aza indirmek için çeşitli önlemler almaya devam ettiklerini kaydetti ve, “Dünyada yaşanan bu büyük dalgalanmalara rağmen biz bu gelişmelerin kendi ekonomimize ve halkımıza en az şekilde yansıması için çok sayıda tedbiri devreye sokuyoruz. Halkımızın hayat pahalılığı karşısında daha fazla zorlanmaması için elimizdeki tüm imkanları kullanıyoruz.” şeklinde konuştu.
Başbakan Üstel, Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan mali iş birliği protokollerinin bu süreçte önemli rol oynadığını vurgulayarak, altyapıdan eğitime, sağlıktan ulaştırmaya kadar birçok projeyi hayata geçirdiklerini de ifade etti.
“RUM YÖNETİMİNİN ASKERİ ÇAĞRILARINA TEPKİ”
Başbakan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin son dönemdeki açıklamalarını da eleştirerek şunları söyledi:
“Bir yandan saldırıya uğradıklarını söylüyorlar, diğer yandan dünyanın dört bir yanından askeri güçleri adaya çağırıp Kıbrıs’ı daha da haline getiriyorlar. Yunanistan F-16 gönderiyor, İtalya, Fransa, Almanya, Hollanda ve İspanya savaş gemileri gönderiyor. Bu nasıl bir çelişkidir?”
Başbakan, Rum tarafının Türkiye’yi “işgalci” olarak nitelendirmesine de şu sözlerle tepki gösterdi:
“Kendi güvenliği için dünyanın dört bir yanından askeri güçleri çağıran bir yönetim, Kıbrıs Türk halkının güvenliği için burada bulunan Türkiye’yi işgalci olarak nitelendiriyor. Bu kabul edilemez bir yaklaşımdır."
“AB’NİN KİMSEYE GÜVENLİK SAĞLADIĞI YOK”
Başbakan, Avrupa Birliği’nin güvenlik politikalarını eleştirerek geçmişte yaşanan krizlere dikkat çekerek,
“Avrupa Birliği’nin güvenlik garantilerinin ne kadar etkili olduğunu geçmişte gördük. Bosna-Hersek’te insanlar katledildi. Avrupa’nın ortasında insanlar öldü. Avrupa Birliği neredeydi? Bugün de Ukrayna’da savaş devam ediyor. Avrupa Birliği’nin güvenlik garantileri nerede? Bu nedenle bizim Avrupa Birliği’nin korumasına ihtiyacımız yok.”ifadelerini de kullandı.
“ANAVATAN TÜRKİYE’NİN VARLIĞI KIBRIS TÜRKÜNÜN GÜVENCESİDİR”
Başbakan Üstel, Türkiye’nin KKTC’deki askeri varlığına ilişkin de şunları söyledi:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin F-16 uçakları burada, savaş gemileri burada, hava savunma sistemleri burada. Bunların hepsi Kıbrıs Türk halkının güvenliği içindir. Türkiye bunu geçmişte imzalanan anlaşmalardan doğan etkin ve fiili garantörlük hakkı çerçevesinde yapmaktadır. Kıbrıs Türkü’nün güvencesi anavatan Türkiye Cumhuriyeti’dir.”
“BİRLİK İÇİNDE OLMAMIZ GEREKEN BİR DÖNEM”
Başbakan, konuşmasını birlik ve beraberlik çağrısı ile tamamlayarak, “Bugün her zamankinden daha çok birlik ve beraberlik içinde olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Sesimizi birlikte yükseltirsek dünya da Kıbrıs Türk halkının haklılığını daha iyi anlayacaktır. Hükümetimiz güvenlik ve ekonomi alanında gerekli tüm tedbirleri almaya devam etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti de Kıbrıs Türk halkının huzur ve güven içinde yaşaması için gereken desteği vermeyi sürdürecektir. Bu vesilieyle bir kez daha, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ne halkım adına teşekkürlerimi sunuyorum ” dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Azerbaycan arasındaki bağlar, ortak tarihimizin, kültürümüzün ve giderek güçlenen kardeşliğimizin en güçlü örneklerinden biridir.
Bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’a, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’e, Azerbaycan halkına ve Sayın Cavanşir Feyziyev’e Kıbrıs Türk halkına verdikleri güçlü destek ve kararlı duruş için teşekkür ediyorum.
Bilinmelidir ki Anavatan Türkiye ile sarsılmaz dayanışmamız ve Türk Dünyası ile kardeşliğimiz her geçen gün daha da güçlenerek devam edecektir.”