İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Suat Yeldener, son günlerde Şartlı Tahliye Kurulu’nun çalışmaları ve aldığı kararlar üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin açıklama yaptı.
Yeldener'in açıklaması şöyle:
"Son günlerde Şartlı Tahliye Kurulu’nun çalışmaları ve aldığı kararlar üzerinden yürütülen tartışmalar nedeniyle kamuoyunu doğru bilgilendirme ihtiyacı doğmuştur. Öncelikle açıkça ifade etmek isterim ki, Şartlı Tahliye Kurulu’nda görev yapan yedi üyenin her biri devletimize ve toplumumuza uzun yıllardır hizmet eden, yüksek sorumluluk bilincine sahip, saygın ve onurlu kişilerdir. Kurul üyeleri, kendilerine yasa ile verilen görev ve yetkiler çerçevesinde her dosyayı ayrıntılı bir şekilde incelemekte; hukuki, sosyal ve insani boyutları birlikte değerlendirerek karar üretmektedir. Bu kurulun üyelerine duyduğum güven tamdır. Son derece zor, hassas ve kamuoyu baskısına açık bir görevi yerine getiren bu kişilerin adalet, insanı, vicdan ve hukuka bağlılık anlayışıyla hareket ettiklerinden hiçbir şüphem yoktur.
Buna rağmen son günlerde, herhangi bir somut bilgi, belge veya kararın içeriğine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme ortaya koyulmadan, yalnızca ve yalnızca bir rakam üzerinden kamuoyunda algı yaratılmaya çalışıldığını üzülerek görmekteyim. Daha da vahimi, insan hayatını, toplumsal rehabilitasyonu ve ceza infaz sistemini ilgilendiren son derece hassas bir konunun siyasi polemik konusu haline getirilmesidir. Aslında söz konusu istatistiksel bilgileri kendilerine sağlayan da biz olduk. Eğer bu sürecin yönetiminde herhangi bir yanlışlık, usulsüzlük veya saklanması gereken bir durum söz konusu olsaydı, bu bilgiler kendileriyle bu denli hızlı, açık ve şeffaf bir şekilde paylaşılmazdı. Aksine, söz konusu verilerin gecikmeksizin ve hiçbir tereddüt gösterilmeksizin paylaşılmış olması, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine olan bağlılığımızın en somut göstergelerinden biridir.
Kamuoyunun çok iyi bilmesi gerekir ki, Şartlı Tahliye Kurulu kararlarını siyasi görüşlere göre değil, yasa ve tüzüklerin belirlediği kriterlere göre almaktadır. Benim görev yaptığım dönemde, Kurulun çalışmalarına yönelik herhangi bir siyasi müdahale, yönlendirme veya baskı söz konusu olmamıştır; olması halinde de buna asla müsaade edilmemiştir.
Bu noktada özellikle dikkat çekmek istediğim bir husus vardır. Bugün yüksek sesle eleştirilen tüzük ve uygulamalar yeni değildir. Bunlar yıllardır yürürlükte olan ve farklı hükümetler döneminde de uygulanan düzenlemelerdir. Üyesi bulunduğunuz siyasi parti de dahil olmak üzere geçmişte hükümette görev alan tüm siyasi aktörler bu düzenlemelerin yürürlükte olduğu dönemlerde yönetimde bulunmuşlardır. Dolayısıyla bugün ortaya çıkıp, yıllardır uygulanan bir düzenlemeyi sanki yeni ortaya çıkmış bir sorunmuş gibi kamuoyuna sunmaya çalışmak samimi bir yaklaşım değildir. Eğer ortada gerçekten ilkesel bir itiraz varsa, bunun yeri bugünkü siyasi açıklamalar değil; geçmişte sahip olunan yetki ve sorumluluk dönemlerinde gerekli değişiklikleri yapmaktır.
Daha da düşündürücü olan, geçmişte yargı görevinde bulunmuş ve hukukun nasıl işlediğini çok iyi bilmesi gereken kişilerin, yeterli bilgi ve veri ortaya koymadan, yalnızca bir rakamı öne çıkararak kamuoyu nezdinde şüphe yaratmaya çalışmalarıdır. Hukukun üstünlüğüne ve kurumların itibarına hizmet etmesi beklenen bir yaklaşımın, siyasi söylem uğruna kurumları hedef alan bir noktaya taşınması doğru değildir. Devlet kurumlarının itibarı, günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmalıdır. Toplumun adalet sistemine olan güvenini zedeleyebilecek açıklamalar yapılırken çok daha dikkatli ve sorumlu davranılması gerekir. Eleştiri elbette demokrasinin vazgeçilmez unsurudur; ancak eleştirinin bilgiye, olguya ve samimiyete dayanması gerekir. Aksi halde yapılan şey denetim değil, algı yönetimi olur.
Şartlı Tahliye Kurulu üyeleri görevlerini yasaların kendilerine yüklediği sorumluluk çerçevesinde yerine getirmeye devam edecektir. Hiç kimsenin siyasi gündem oluşturmak adına bu kişilerin emeklerini, itibarlarını ve bağımsız değerlendirmelerini tartışma konusu yapmaya hakkı yoktur. Toplumumuzun adalet duygusunu korumanın yolu, kurumlarımızı yıpratmak değil, onları güçlendirmektir. Bu nedenle tüm tarafları, böylesine hassas bir konuda daha sorumlu, daha yapıcı ve daha gerçekçi bir yaklaşım sergilemeye davet ediyorum."