banner2
banner34

'Linç kültürü geliyor'

banner35

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, dünyada ve son günlerde ülkede baş gösteren şiddet oranlarının arttığına dikkat çekerek, önleyici hiçbir adımın atılmadığına dikkat çekti.

'Linç kültürü geliyor'

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, bu yıl tüm sosyal sorunlara ilişkin statistik rakamların tamamen tavanda olacağını belirterek, yolsuzluk, cinsel suçlar, tecavüz, kadın cinayetleri ve trafik kazalarına dair ölümlerin bugün itibariyle 50 yıldır süregelen kötü yönetimle birlikte kansere dönüşmüş meyvelerinin toplanmakta olduğunu söyledi.
Başel, toplumun iyi yönetilmeyi hak eden bir toplum olmasına rağmen yapılan algı yönetimiyle mamayı yiyen sistemin devam etmesi telkiniyle bazı kişilerin ülke yönettiğini zannettiğini kaydetti.
 “Zaman içinde süreç nefret suçuna dönüşecek. Gün gelecek siyasetçi kimliğiyle halkın arasına inenler linç ile karşılaşacak" diyen Başel, "Sosyal medyadaki tepkilere bakıldığında, linç kültürünün gümbür gümbür geldiğini görüyoruz. Kötü yönetim toplum içindeki farklı grupları ve katmanları birbirine kırdırır şekilde bir yönetim anlayışı içinde olduğu için ayrımcılığı da körükleyen uygulamalardır” diye konuştu.
Başel, Meclis’in ise demokratik donanımdan çok uzak olduğunu ifade ederek, Milletvekillerinin birbirlerini dinlemeyen bir davranış içinde olduklarını savundu. Başel, “Şiddet var, tehdit var, üç kağıtçılık var. Tüm bunlar sistem tarafından meşrulaştırılmış bir şeydir" şeklinde konuştu.  
Deniz ABİDİN
Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, dünyada ve son günlerde ülkede baş gösteren şiddet, boşanma, uyuşturucu gibi madde kullanma oranlarının arttığına dikkat çekerek, hiçbir önleme çalışması yapılmadığını belirtti. Başel, şiddeti koruyucu, önleyici politikalar geliştirip sosyal politika yapısının güçlendirilemediğini kaydetti. Başel, tüm bu nedenlerden dolayı sosyal risklerin bedelinin en ağır şekilde ödenmekte olduğunu söyledi. Başel, toplumun rahat nefes almasını sağlayacak kapsamlı bir sosyal politikanın işlemesi gerektiğine dikkat çekerek, ülkeyi talana çevirmeye odaklanıldığına vurgu yaptı. Başel, bu yıl tüm sosyal sorunlara ilişkin statistik rakamların tamamen tavanda olacağını belirterek, yolsuzluk, cinsel suçlar, tecavüz, kadın cinayetleri ve trafik kazalarına dair ölümlerin 50 yıldır süregelen kötü yönetimin kansere dönüşmüş meyvelerinin toplanmakta olduğunu söyledi.
“Ülke yönettiğini zannediyorlar”
Başel, toplumun iyi yönetilmeyi hak eden bir toplum olmasına rağmen yapılan algı yönetimiyle ay sonu maaşların ödendiğini, Türkiye ile olan ilişkiler güçlü ve iyi bir şekilde devam ederken mamayı yiyen sistemin devam etmesi telkiniyle bazı kişilerin ülke yönettiğini zannettiğini söyledi.  Başel, toplumun tüm bu yaşanılanların hesabını soramamanın öfkesini yaşadığını ifade ederek, son günlerde sosyal medyada öfke ve nefret kültürünün hakim olduğunu belirtti.
“Linç kültürünün gümbür gümbür geldiğini görüyoruz”
Başel, şöyle devam etti, “Zaman içinde süreç bir üst merdiven olan nefret suçuna dönüşecek. Gün gelecek siyasetçi kimliğiyle halkın arasına indikleri zaman linç ile karşılaşacaklar. Sosyal medyadaki tepkilere bakıldığında, linç kültürünün gümbür gümbür geldiğini görüyoruz. Kötü yönetim toplum içindeki farklı grupları ve katmanları birbirine kırdırır şekilde bir yönetim anlayışı içinde olduğu için ayrımcılığı da körükleyen uygulamalardır”
“Şiddeti içselleştirdik”
Ülkenin ciddi anlamda bir toprak reformuna ihtiyacı olduğunu ifade eden Başel, vakıflara ait sahiller, binalar ve arazilerin gençlerin kullanımına verilerek göçün önlenmesi gerektiğini vurguladı. Başel, iş ve kredi imkanlarının sağlanmasının önemli olduğunu belirterek, geleceğin şimdiden yaratılması gerektiğini söyledi. Başel, şirketlere veya sermayeye hizmet eden bir yönetim anlayışına herkesin dur demesi gerektiğini ifade ederek, adanın Kuzeyi ya da Güneyi diye bir ayrımın olmadığını,  şiddetin adanın genelinde olduğunu kaydetti.
Başel, şiddeti içselleştiren bir toplum olma durumuna gelindiğini belirterek, savaş travması yaşayan bir toplum olmakla birlikte hem şiddete tepki gösterildiğini hem de F16’ların gösterisini izlemeye giden bir toplum haline gelindiğini kaydetti.
Başel, toplum içinde günlük yaşam şekline bakıldığında şiddetin trafik dahil her yerde görülebildiğini savundu. Başel, “Biz maç izleyemeyen bir toplumuz” diyerek, fiziksel şiddetin kimi zaman ortaya çıktığını, fiziksel olan kısmı eyleme dökülmediği zamanlarda ise sözel şiddetin ortaya döküldüğünün görüldüğünü kaydetti.
“Şiddet sistem tarafından meşrulaştırıldı”
Başel, Meclis’in ise demokratik donanımdan çok uzak olduğunu ifade ederek, Milletvekillerinin birbirlerini dinlemeyen bir davranış içinde olduklarını savundu. Başel, “Şiddet var, tehdit var, üç kağıtçılık var. Tüm bunlar sistem tarafından meşrulaştırılmış bir şeydir. Toplum olarak yolsuzlukların yargılanması ve hesap sorulması için yaklaşık 45 yıldan beridir kimse tepki göstermedi. Aslında bu coğrafyada yaşayan herkes statükonun bir parçası. Hem şikayet ediyor hem de sistemin bir noktasından besleniyor. Yolsuzluk bir kültür haline dönüştü. Hırsızlık yine aynı şekilde. Dünyanın neresinde Bakan ya da müsteşar odasına oturup bir bir vatandaşın sorununu dinler? Sizin göreviniz tüm halkın sorununu çözmektir. Bu şekilde devlet yönetilmez. Siyaset bir birimdir. Artık Kıbrıslılar hukukla siyaset algısı içinde olan maskelilerin hepsini temizlemek zorundadır” diye konuştu.
“Benim adamıma yasal ama sana yasak zihniyeti hakim”
Başel, şiddet kültürü geliştiği zaman toplumun diğer gruplarını da etkileyen bir döngünün yaşandığına dikkat çekerek, “Bu her iktidar döneminde farklı farklı yöntemlerle uygulanıyor. Benim adamıma yasal ama sana yasak zihniyeti devam ediyor. Kıbrıslılar olarak şiddeti önleme merkezi, kadın sığınma evi beklerken ülke kaynaklarının nerelere harcandığının görüyoruz. Ülkede son 8 yıl içinde altı ayrı siyasetçi ve üç ayrı iktidar tarafından 11 kez kadın sığınma evi sözü, 6 kez şiddeti önleme ağı oluşturulacak diye söz verildi. Ancak bugüne kadar somut bir adım atılmadı. Ülkede gece kulüplerinde kadınlar birer eşya gibi alınıp satılıyor. Devlet bunun ortağı ve bundan gelir sağlıyor. Her şey meşrulaşmış durumda. Böyle bir coğrafyada zaten şiddet ve tecavüz normalize edilmiş demektir. Söz konusu mekanlarda para karşılığında gönüllü bir tecavüz yaşanmakta, bu hizmeti talep edenlerin de potansiyel tecavüzcü olduğunu biz zaten söylüyoruz”
“Namus bahanesiyle işlenmiş kadın cinayeti tabiri daha doğru”
Başel, kadına yönelik şiddete de değinerek, hangi şekilde olursa olsun hiçbir davranışın şiddet denilen ilkelliği haklı kılmadığını kaydetti. Başel, “Biz namus cinayeti demeyiz, çünkü bu söylem kadının öldürülebileceğini normalize eder. Namus bahanesiyle işlenmiş kadın cinayeti tabiri daha doğrudur” diye konuştu. 

Güncelleme Tarihi: 21 Haziran 2017, 11:12
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner12

banner1